Emeklilik için birikim yapmayı ertelemek, yalnızca irade eksikliğiyle açıklanamıyor. Davranışsal ekonomideki bu tartışma, Güney Kore'de emeklilik birikim hesapları ve bireysel emeklilik hesabı (IRP) uygulamasındaki erken çıkış sorunuyla birleşiyor. Meselenin özünde, insanların 'gelecekteki kendilerini' bugünkü benlikleriyle yakın değil, neredeyse başka bir kişiymiş gibi algılaması yatıyor.
Güney Kore merkezli ekonomi gazetesi Hankyung, 5'inde (yerel saatle) emeklilik birikim hesabındaki erken çıkış cezasını, uzun vadeli birikimi koruyan bir 'Odysseus sözleşmesi' olarak tanımladı. Odysseus sözleşmesi, ayartma anında seçenekleri önceden daraltarak uzun vadeli hedefi güvence altına alan bir düzenek anlamına geliyor.
Bu ifade, Yunan destanındaki Odysseus öyküsünden geliyor. Odysseus, Sirenlerin şarkısını dinlemek isterken gemisini kaybetmemek için kendini gemi direğine bağlatmıştı. Davranışsal ekonomide bu örnek, gelecekteki dürtüleri önceden öngörüp bugünden kısıtlama koymanın bir yöntemi olarak açıklanıyor.
Hal Hershfield(Hal Hershfield) UCLA Anderson İşletme Fakültesi öğretim üyesinin araştırması bu tartışmanın arka planı olarak gösteriliyor. UCLA, Hershfield'in uzun vadeli karar alma ve emeklilik hazırlığı üzerine çalıştığını, insanların gelecekteki benliklerini ne kadar somut şekilde hayal ederse uzun vadeli finansal kararlarının da o ölçüde değişebileceğini aktardı.
Hankyung'un haberine göre Hershfield'in deneyinde katılımcıların şimdiki kendilerini ve on yıl sonraki kendilerini düşünürken verdikleri beyin tepkileri farklılaşıyor; on yıl sonraki benliği düşünürkenki tepki, başka bir kişiyi düşünürkenkine benziyor. Gelecekteki benlik şimdiki benlikten ne kadar ayrı algılanırsa, uzun vadeli birikimin psikolojik motivasyonunun da o kadar zayıflayabileceği yorumu yapılıyor.
UCLA'nın haber merkezi de deney katılımcılarının yaşlanmış yüzlerini gördükten sonra uzun vadeli tasarruf hesabına daha fazla para ayırma eğilimi gösterdiğini açıkladı. Belirsiz bir emekliliği somut bir kendi görüntüsüne dönüştürmenin bile tercihleri değiştirebileceği vurgulanıyor.
Güney Koreli okuyucular için bu tartışma, emeklilik birikim hesabı ve IRP'deki erken çıkış sorunuyla bağlantılı hale geliyor. Güney Kore Finansal Denetim Kurumu'nun (FSS) basın açıklamasına göre, IRP ve emeklilik birikim hesabında vergi indirimi alınan tutar erken çekildiğinde veya hesap kapatıldığında, kural olarak yatırılan birikim ve yatırım getirisi üzerinden yüzde 16,5 oranında diğer gelir vergisi uygulanıyor.
Ancak her erken çekim işlemine aynı vergi oranı uygulanmıyor. Tedavi, kişisel iflas sürecinde yeniden yapılandırma, iflas, doğal afet, ölüm veya yurt dışına taşınma gibi Gelir Vergisi Kanunu'nda tanımlanan zorunlu çekim hallerinde, yüzde 3,3 ile yüzde 5,5 arasında emeklilik gelir vergisi uygulanabiliyor.
Bu dezavantaj hesap sahibi için açık bir maliyet. Aynı zamanda kısa vadeli harcama isteğini azaltan bir mekanizma olarak da işliyor. Kolayca kapatılabilen bir hesap ani bir harcama ihtiyacı karşısında önce sarsılırken, çıkış maliyeti net olan bir hesap kişiyi anlık kararını ertelemeye itiyor.
Odysseus sözleşmesi benzetmesi tam da bu noktada devreye giriyor. Emeklilik hesabındaki vergisel dezavantaj, hesap sahibinin birikimini kolayca harcamasını engelleyen kurumsal bir sürtünme unsuru; bu sürtünmenin uzun vadeli tasarrufu koruyan bir mekanizmaya dönüşebileceği yorumu yapılıyor.
Yine de erken çıkış cezası her hesap sahibi için aynı anlamı taşımıyor. Acil nakde ihtiyaç duyan biri için emeklilik hesabının bu kilitleme etkisi bir yüke dönüşebilir. Emeklilik birikim hesabı ve IRP; vergi indirimi, vergi ertelemesi ve emeklilikte uygulanan vergi oranı gibi avantajların yanı sıra erken çıkış maliyetinin de birlikte değerlendirilmesi gereken ürünler.
Genel olarak uzun vadeli finansal ürünler, avantaj ve kısıtlamanın bir arada tasarlandığı yapılar. Vergi avantajı uzun süre elde tutmayı teşvik ederken, erken çıkış maliyeti kısa vadeli çekimleri caydırıyor. Hesap sahibi bu yapıyı anlamadan yalnızca vergi indirimine bakarak hesap açarsa, nakde ihtiyaç duyduğunda beklediğinden daha büyük bir maliyetle karşılaşabilir.
Hershfield'in araştırmasının işaret ettiği çözüm karmaşık değil: uzak geleceği soyut bir rakam olarak bırakmak yerine, gerçek yaşamın bir uzantısı gibi görünür kılmak. Emeklilik birikim hesabı ve IRP'nin yapısı da bu psikolojik zayıflığı kurumsal düzeyde telafi eden bir düzenek olarak okunabilir.
Sonuçta belirleyici olan ürünün kendisi değil, hesap sahibinin geliri, likidite durumu ve vergi uygulama koşulları. Emeklilik hesabı birikimi koruyan bir kilit haline gelebilir; ama acil durum fonunu da bu hesaba bağlarsa, aynı kilit bir yüke dönüşebilir.
Yorum 0