Kore Merkez Bankası (Bank of Korea), para politikası tasarlanırken enflasyon ve büyümenin yanı sıra 'finansal kırılganlık' ile ekonomik aktörlerin 'beklenti oluşturma biçiminin' de dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Kore Merkez Bankası, 1'inde (yerel saatle) yayımladığı BOK Ekonomik Araştırma İçgörüsü raporu "Küresel Finansal Kriz Sonrası Para Politikasının Gelişimi: Finansal Kırılganlık ve Beklenti Oluşumunu Gözeten Politika Tasarımı" başlıklı çalışmada, küresel finansal krizin ardından para politikası tartışmalarının finansal sistemi ve beklenti oluşumunu da kapsayacak şekilde genişlediğini aktardı.
Yoon Jin-woon (Yoon Jin-woon), Kore Merkez Bankası Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü Makroekonomi Araştırma Bölümü uzmanı, raporda finansal kırılganlığın yüksek olduğu dönemlerde bir şok yaşanması halinde kaldıraç azaltma süreciyle toplam talep düşüşünün birbirini beslediğini ve bunun ekonomik daralmayı büyütebileceğini açıkladı. Para politikasının yalnızca şoku sonradan emmeye dayanması durumunda istikrar yükünün ağırlaştığı yorumunu ekledi.
Rapora göre küresel finansal kriz, yalnızca enflasyon ve büyüme istikrarıyla makroekonomik istikrarın sağlanamayacağını gözler önüne serdi. Kriz sonrası akademik çevrelerde finansal kırılganlığa karşı para politikası ile 'makro ihtiyati politikanın' uygun şekilde bir araya getirilmesi gerektiği tartışması öne çıktı.
Politika faizi, ekonominin genelinde talep ve fiyatlar üzerinde geniş çaplı etki yaratıyor. Buna karşılık makro ihtiyati politika, finans kesimindeki kaldıraç ve risk birikimine doğrudan müdahale edebiliyor.
Rapor, iki politikanın karşılaştırmalı üstünlükleri ve etkileşimi gözetilerek bir araya getirilmesinin önemli olduğunu vurguladı. Makro ihtiyati politika finansal kırılganlığın birikmesini sınırladığında, para politikasının enflasyon ve büyüme istikrarına daha fazla odaklanabileceği belirtildi.
Finansal kırılganlık, bir şok yaşandığında riskin finans ve reel ekonomiye yayılabileceği durumu ifade ediyor. Makro ihtiyati politika ise hane halkı ve finansal kuruluşların borçlanması, varlık fiyatları ve risk yüklenimi aşırı birikmesin diye kullanılan politika aracı olarak tanımlanıyor.
Ekonomik aktörlerin beklentileri de para politikasının aktarım kanalında kilit değişken olarak öne sürüldü. Aynı politika sinyaline karşı hane halkı ve şirketlerin tepkisine göre tüketim ve yatırım kararlarının farklılaşabileceği belirtildi.
Rapor, gelecekteki politika bilgisinin bugünkü kararlara ne ölçüde yansıdığının bilginin ufkuna ve aktarım biçimine göre değişebileceğini açıkladı. Politika yönünü önceden duyuran 'forward guidance' uygulaması buna örnek gösterildi.
Özellikle ekonomik aktörlerin büyüme ve varlık fiyatı değişimlerine aşırı tepki vermesi durumunda finansal kırılganlığın birikebileceği değerlendirildi. İyimser beklentilerin kredi genişlemesi ve varlık fiyatı artışına yol açabileceği, sonrasında bir şok yaşanırsa bunun reel ekonomiye yayılabileceği ifade edildi.
Merkez bankasının iletişim biçimi de bir başka başlık olarak öne çıktı. Rapora göre merkez bankaları yalnızca gelecekteki politika yönünü aktarmakla yetinmemeli, politikanın koşullarını, ekonomik görünümü ve etki kanallarını birlikte açıklamalı.
Ekonomik aktörler arasında iyimserliğin hızla yayıldığı dönemlerde belirsizlik ve aşağı yönlü risklerin dengeli biçimde aktarılması gerektiği de raporda yer aldı. Riskin düşük görülmesinden kaynaklanan borçlanma ile finansal kuruluşların risk yüklenimini büyüten sürecin önüne geçmede makro ihtiyati politikanın rol oynayabileceği belirtildi.
Bu rapor, politika faizi ayarından çok politika tasarımının kapsamının genişletilmesi gerektiğine odaklandı. Kore Merkez Bankası'nın potansiyel büyüme oranı ve nötr faiz oranı kavramlarını yeniden gözden geçirdiğini açıkladığı önceki değerlendirmelerle birlikte okunduğunda, para politikası kararlarının dayanağını daha geniş tutma çabası olarak yorumlanabilir.
Raporda "küresel finansal kriz sonrası para politikasına ilişkin literatür, enflasyon ve büyümenin yanı sıra finansal sistemi ve ekonomik aktörlerin beklentilerini de birlikte ele alacak şekilde gelişiyor" denildi. Para politikasının etkisi ve sınırları değerlendirilirken finansal kırılganlık, politika araçları arasındaki etkileşim ve beklentiler üzerinden işleyen aktarım kanalının birlikte gözetilmesi gerektiği sonucuna varıldı.
Yorum 0