2026’da DeFi Vault dönemi başlıyor: Kurumsal ilgi hızla artıyor
2026 yılı, merkeziyetsiz finans(DeFi) altyapısına dayalı ‘DeFi kasaları’nın öne çıktığı bir dönem olacak gibi görünüyor. Kraken’de gelir ürünlerinden sorumlu isim olan John Zettler, bu yılı ‘DeFi kasa yılı’ olarak adlandırdı ve altyapı gelişimi ile kurumsal talebin artık hızlı büyümeye hazır olduğunu dile getirdi.
Zettler, daha önce Coinbase’te Ethereum(ETH) tabanlı likit stake token’ı olan cbETH’nin ortak geliştiricisi olarak 1 milyar dolarlık yıllık geliri yöneten bir uzman olarak biliniyor. Şu anda ise Kraken’de staking, stabil kripto paralar ve DeFi stratejilerini kapsayan gelir modellerine liderlik ediyor.
DeFi kasası nedir?
DeFi kasaları, merkeziyetsiz finansın üstüne inşa edilen bir tür ‘sarmalayıcı(wrapping)’ katmanı olarak tanımlanıyor. Temel amaç, DeFi ürünlerini daha erişilebilir hale getirerek, kullanıcı ve kurumlara regülasyonlara uyum sağlayan, risk yönetimi içeren bir yapı içinde mevduat, kredi ve getiri stratejileri oluşturmalarına olanak vermek. Zettler, bu yapıyı “uyumluluk ve risk taleplerine uygun en verimli getiri ürünlerini sunmanın yolu” şeklinde tanımlıyor.
DeFi kasalarında önemli olan; kullanıcıların fonlarını istedikleri zaman geri çekebilmesi (A: ‘likidite’), ve sistemin istikrarlı bir şekilde yüksek getiri sağlayabilmesi (B: ‘kazanç potansiyeli’). Zettler’a göre DeFi kasa mimarisinin temelinde bu iki denge yatıyor.
DeFi kredi piyasasında modüler dönüşüm
DeFi kasaları yalnızca yeni bir ürün olmanın ötesinde, mevcut kredi protokollerinin de işleyişini dönüştürüyor. Örneğin Aave, geleneksel ortak likidite havuzu modelini korurken; Morpho ise ‘izole pazar’ ya da başka deyişle kasa bazlı ayrıştırılmış yapı ile risk ve likiditeyi dağıtan bir sistem inşa ediyor.
Zettler bu dönüşümü “çok protokollü ve çok zincirli bir yapıya genişleme süreci” olarak açıklıyor. Geleceğin DeFi yapılarında sadelik ile entegrasyonun birleştiği hibrit sistemlerin öne çıkacağına dikkat çekiyor.
Kurumsal oyuncuların DeFi’ye geçiş anahtarı: Kasalar
Zettler’a göre, regülasyona tabi kurumların DeFi alanına katılmasının tek yolu DeFi kasaları olacak. Kamuya açık DeFi havuzlarına kullanıcı fonlarının rastgele aktarılması mümkün olmadığından, geliştirilen kasalar kurumsal erişim için ‘uyumlu köprüler’ işlevi görecek. Uzun vadede bu yapılar fintech şirketleri ve merkezi borsaların(CEX) arka plan teknolojileriyle bütünleşecek.
Kraken de bu yaklaşımı benimseyerek, geleneksel finans ürünlerinin örneğin ‘hisse senedi’ gibi varlıkların zincir üstünde(on-chain) tokenlaştırılması üzerine çalışıyor. Bu hibritleşme adımı, DeFi ile geleneksel sistemin kaynaşmasına dönük uzun vadeli stratejinin bir parçası.
Değişen risk yapısı ve teşvik stratejileri
Zettler, DeFi sisteminde karşılaşılabilecek riskleri üç temel başlıkta topluyor: borçlunun teminat değerindeki düşüş nedeniyle borcunun tahsil edilememesi (‘temerrüt riski’), gerekli zamanda fonlara ulaşılamaması (‘likidite riski’) ve akıllı kontrat hataları gibi teknik sorunlar (‘teknik risk’).
Ayrıca, DeFi platformlarının artık yalnızca ‘likidite çekmek’ için token ödülleri sunmadığını; bunun yerine ‘dağıtım üzerindeki kontrol’ mücadelesine evrildiğini vurguluyor. Kullanıcıların paralarını nereye yatıracağı kararı, kasaların tasarımı ve dağıtım kanallarına bağlı olduğu için, kasalar arası rekabetin bundan sonra daha çetin geçeceği öngörülüyor.
DeFi artık geleneksel finansın bir parçası olarak görülüyor
Zettler, 2026’nın teknik becerilere dayalı, gerçekten çalışan çözümlerin öne çıkacağı bir yıl olacağını belirtiyor. Hali hazırda Kraken kullanıcılarının Ethereum tabanlı çoklu protokollerle DeFi’yi aktif şekilde kullandığını ve yüksek rekabetli getirilere ulaştığını ifade ediyor.
Sonuç olarak DeFi’nin, geçmişteki gibi gelenekten tamamen kopuk bir alternatif finans sistemi olarak değil, artık geleneksel finans piyasalarının bir yapıtaşı olarak değerlendirileceği görüşü güçleniyor. Zettler, “Zincir üstü sermaye piyasaları ile geleneksel piyasalar sonunda tek bir bütüne dönüşecek” diyerek, uzun vadede yalnızca en rekabetçi ürünlerin ayakta kalabileceğini savunuyor.
2026 yılı, DeFi’nin ‘merkeziyetsizlik’ ilkesinin ötesinde, bu yapının mevcut piyasalarla nasıl uyumla çalıştığını göstereceği bir yıl olacak. İşte bu dönüşümün kalbinde DeFi kasaları yer alıyor.
Yorum 0