레이어제로 랩s(LayerZero Labs) ortak kurucusu ve CEO’su Bryan Pellegrino, ‘Xero’ adını verdiği bütünleşik blokzincir sistemi vizyonunu paylaşarak, katmanlı mimarinin yarattığı verimsizlikleri ve ‘katman2 güvenliği’ konusundaki piyasa yanılgılarını doğrudan hedef aldı. Pellegrino, özellikle ‘zk’(sıfır bilgi ispatı) teknolojisinin blokzincir performansını kökten değiştirebilecek bir ‘oyun değiştirici’ olabileceğinin altını çizdi.
24’ünde (yerel saatle), kaynak belirtilen röportajda Pellegrino, Xero’nun özünü “her şeyin tek bir sistemin parçası olduğu” bir yapı olarak tanımladı. Bugünkü modelde katman1 ve katman2 ayrışmış durumda ve bu katmanlar genellikle farklı aktörler tarafından işletilip sahipleniliyor. Xero yaklaşımında ise ‘zincirin kendisi’ tüm yığını sahiplenen bir tasarıma yöneliyor. Pellegrino, ‘Xero’nun en büyük özgürleştirici tarafı, tüm bileşenlerin aynı sistemin parçası olması’ ifadesiyle, ayrı bir varlık olarak katman2 dağıtımı ya da yığının parçalarını sahiplenen ek bir kurum bulunmayacağını vurguladı. ‘yorum: Burada, rollup’lar ve yan zincirler gibi bugün yaygın olan çok katmanlı modellerin tersine, tekleştirilmiş bir yürütme + doğrulama + mesajlaşma omurgası savunuluyor.’
Bu bütünleşik blokzincir fikrine göre, bileşenler ayrıştıkça ortaya çıkan ‘koordinasyon maliyeti’ ve ek saldırı yüzeyleri azalıyor; böylece hem güvenlik hem de verimlilik artabiliyor. Pellegrino’ya göre, topluluğun ‘trustless’ etkileşimi için de en net zemin, tek bir tutarlı güven modeli sunan birleşik bir sistem. Bu yüzden beacon chain (uzlaşma katmanı) dediğimiz yapı, yürütme, doğrulama ve mesajlaşma gibi çekirdek süreçleri birlikte ‘sahiplenmeli’ ki sistemin tamamı aynı güven varsayımlarıyla çalışsın.
Pellegrino, LayerZero Labs ekibinin farklı sanal makineler(VM) ve heterojen mimariler konusunda sektördeki en derin deneyimlerden birine sahip olduğunu savunuyor. Farklı zincirlerin yürütme ortamı ve güvenlik varsayımlarına ‘sahada’ hakim olmanın, çok zincirli dünyada gerçek anlamda güvenli birlikte çalışabilirlik tasarlamak için şart olduğunun altını çizdi. LayerZero, başlangıçtan beri zincirler arası mesajlaşma katmanı sunuyor ve bu süreçte gizlilik tarafında da yıllara yayılan bir birikim oluşturduklarını belirtiyor. Ona göre, bütünleşik blokzincir çağına hazırlanmak, farklı zincirlerin yürütme ortamlarını ve risk profilini ne kadar doğru okuyabildiğinizle yakından ilişkili.
Pellegrino’nun en sert itirazlarından biri, ‘katman2, katman1 güvenliğini otomatik olarak miras alır’ şeklindeki piyasa klişesine yönelik oldu. Bu görüşü “temelden yanlış” diye nitelendiren Pellegrino, katman2 güvenliğinin aslında köprü yapısı, sequencer işletimi, ispat mekanizması ve veri kullanılabilirliği(DA) gibi tamamen ayrı varsayımlar üzerine kurulduğunu hatırlattı. Dolayısıyla katman1’in konsensüsünün güçlü olması, katman2’nin de otomatik olarak aynı güvenlik seviyesini verdiği anlamına gelmiyor. Bu yanılgı, özellikle kullanıcı ve yatırımcıların katman2 risklerini olduğundan düşük görmesine yol açabileceği için önemli bir uyarı olarak öne çıkıyor. ‘yorum: Rollup’larda operatör, köprü, DA katmanı ve ispat şeması; hepsi ek saldırı yüzeyi ve yönetişim riski yaratıyor.’
Stratejik tarafta ise Pellegrino, zincirlerin uzun vadede asıl istediğinin ‘hizmet sağlayıcılarla ilişki’ değil, ‘varlık’ olduğunu söylüyor. “Zincirlerin istediği şey varlık ve biz de her şeyi varlık için en iyi olacak şekilde inşa ediyoruz” çıkışı, altyapı rekabetinin odak değiştirdiğine işaret ediyor. Bağlantıyı kimin sunduğu değil, hangi varlıkların nerede konumlandığı, hangi ekosistemde derinlik kazandığı önem kazanıyor. Bu bakış açısından, birlikte çalışabilirlik protokollerinin rolü de değişiyor: Zincirler arası bağlantı daha çok bir ‘altyapı girdisi’ haline gelirken, zincirler için esas rekabet alanı, ekosisteme çekilen varlıkların kalitesi ve dağılımı oluyor.
Pellegrino, sıfır bilgi ispatı(zk) teknolojisinin özünü “çoğaltmanın (replication) ortadan kaldırılması” olarak çerçeveliyor. Bugünkü blokzincirlerde en pahalı unsur, çok sayıda düğümün aynı işlemleri indirip aynı hesaplamayı tekrar tekrar yapması. zk ispatlar sayesinde ise ‘işlemin doğruluğu’ kanıtlanırken, herkesin aynı işi baştan yapmasına gerek kalmıyor. Bu noktada zk’yi “büyük oranda sıkıştırma(compression)” olarak tanımlıyor: İşlem ve durum değişikliklerinin sonucu, küçük bir ispat içine sıkıştırılarak iletiliyor; böylece veri yükü ve hesaplama maliyeti azalıyor, darboğazlar gevşetiliyor. Bu bakış, zk’yi sadece gizlilik aracı olarak gören geleneksel algıyı aşıp, ‘ölçeklenebilirlik ve verimliliğin temel aracı’ olarak yeniden konumlandırıyor.
LayerZero Labs’in 2.000.000 TPS (saniyede işlem sayısı) seviyesine ulaştığı yönündeki iddiası da dikkat çekti. Her ne kadar bu rakamın anlamı test ortamı, işlem tanımı ve veri kullanılabilirliği gibi detaylara göre değişse de, Pellegrino’nun vurguladığı yön net: Çok yüksek performans için ‘yürütme (execution) ile doğrulamanın (verification) ayrıştırılması’ ve heterojen mimaride ‘daha güçlü düğümlerin ağır işi üstlenmesi’ gerekiyor. Bugünkü zk odaklı araştırmaların büyük kısmının sadece ham TPS rekorlarına değil, özellikle Ethereum(ETH) ekosisteminin ölçeklenmesine yoğunlaştığını da ekliyor. Ethereum’un 2035 hedefi olarak 10.000 TPS civarını telaffuz ediyor oluşu, uzun soluklu bir yol haritasına işaret ederken, Pellegrino her performans kazanımının mutlaka bir ‘trade-off’ getireceğini hatırlatıyor.
Pellegrino, kurumsal oyuncuların son dönemde verdiği geri bildirimlerden de söz etti. Birçok kurumun, “bunun mümkün olabileceğini düşünmüyorduk, şimdi mümkün görünüyor” yorumunu yaptığını aktardı. Geleneksel finans ve büyük şirketlerin blokzincir benimsemesinde uzun süre en büyük bariyer, performans ve istikrar olmuştu. Teknik yığının belli bir eşiği aşmasıyla birlikte tartışma, ‘yeterince hızlı mı?’ sorusundan ‘nasıl işletilecek, nasıl regüle edilecek, mevcut sistemlerle nasıl entegre edilecek?’ sorularına kayıyor. Pellegrino bunu “kurumsal oyuncular için büyük bir rahatlama” olarak tanımlıyor.
Sohbet, yapay zeka(AI) kullanımına da uzandı. Pellegrino, AI’nın mühendis verimliliğini ciddi biçimde artırabileceğini, ancak denetimsiz bırakıldığında “sadece çöp (junk) ürettiğini” söylüyor. Tekrar, kod incelemesi ve kıdemli mühendislerin tasarım yetkinliği bir araya geldiğinde, organizasyonun ortalama yetkinliğinin yukarı taşınabildiğini savunuyor. Deneyimle ayakta kalan geleneksel geliştirme biçiminden, AI’yı etkin bir araç olarak kullanan yeni geliştirme modeline geçişin kaçınılmaz olduğunu düşünüyor.
Sonuçta, bütünleşik blokzincir vizyonu, katman2 güvenliğinin yeniden değerlendirilmesi ve zk tabanlı sıkıştırma/doğrulama modeli aynı noktada buluşuyor: Blokzincirler, kitle ve kurumsal talebi karşılayacak ‘ölçeğe’ yaklaştıkça, katmanları çoğaltıp karmaşıklığı artırmak yerine, tekil bir güven modeline yaslanmak ve tekrarlayan hesaplamaları azaltmak daha ikna edici bir yol haline geliyor. ‘yorum: Bir sonraki rekabet dalgası, sadece “ne kadar hızlı?” sorusuna değil, bu hızın “hangi güvenlik ve yönetişim yapısıyla” elde edildiğine odaklanacak gibi görünüyor.’
Yorum 0