트레이더lerin portföylerinde sandıklarından çok daha fazla ‘zombi protokol’ saklı olabilir. Yüzeyde yüksek ‘piyasa değeri’ ile güçlü görünseler de, gerçek ‘ağ etkinliği’ne kıyasla vakıf/DAO kasası yani ‘treasury’leri orantısız büyüklüğe ulaşmış, bu yüzden de ‘sermaye verimliliği’ düşük projelerden bahsediyoruz.
Buradaki ‘zombi’ ifadesi, projelerin hemen başarısız olacağı anlamına gelmiyor. Özellikle ‘ayı piyasası’ dönemlerinde, geliştirme bütçesi bol olan projeler çok daha uzun süre ayakta kalabiliyor. Ancak ‘yatırımcı’ açısından bakıldığında sorun net: 1 dolarlık ‘piyasa değeri’ satın aldığınızda, karşılığında ‘işlem ücreti, hacim, mutabakat’ gibi gerçek zamanlı ekonomik faaliyetten neredeyse pay alamıyorsunuz. ‘Ethereum(ETH)’ veya ‘Hyperliquid(HYPE)’ gibi ‘yağsız devler’le kıyaslandığında, aynı değerleme seviyesinde bile ‘ağ faydası’ dramatik biçimde daha düşük kalıyor.
Bu tabloyu netleştirmek için yapılan analizde, ‘piyasa değeri’ en yüksek 50 isim de dahil olmak üzere, ilk 200 coin ve protokol tarandı. Önce zincir üstünden görülebilen ‘treasury’ varlıklarının dolar bazlı değeri hesaplandı. Ardından ilgili zincir veya protokolün yıllık bazda ürettiği ‘işlem ücretleri(Fees)’ ile karşılaştırılarak bir ‘treasury-ücret oranı(treasury-to-fee ratio)’ çıkarıldı. Oran ne kadar düşükse, aynı sermaye ile o kadar fazla ‘ücret geliri’ yaratılıyor, yani protokol o kadar ‘verimli’ çalışıyor. Oran yükseldikçe ise, ‘devasa treasury’nin gerçek ağ kullanımını adeta ‘sübvanse ettiği’ bir yapı ortaya çıkıyor.
Sapmayı azaltmak için ‘treasury’de tutulan ‘yerel token(‘native token’) varlıkları hesap dışı bırakıldı ve bunun yerine ‘stablecoin’, ‘Bitcoin(BTC)’, ‘Ethereum(ETH)’ gibi dış varlıklar üzerinden yeniden ölçüm yapıldı. Buradaki kritik soru şu: ‘Yerel olmayan treasury(‘hard money’) 1 dolar, yılda ne kadar gerçek ekonomik aktivite yaratıyor?
Bu noktada devreye ‘Toplam Ekonomik Aktivite(TEA, Total Economic Activity)’ metriği giriyor. ‘TEA’ tek bir sayıdan değil, üç ana bileşenin toplamından oluşuyor: ‘mutabakat hacmi(ödeme, transfer, değer hareketi)’, ‘uygulama katmanı ücretleri(servis geliri)’, ‘zincir ücretleri ve MEV(altyapı geliri)’. Amaç, salt ‘fiyat spekülasyonundan’ kaynaklanan şişkinliği ayıklayıp, gerçek ‘kullanım’ sinyalini yakalamak. Hesaplama da yıllıklandırılmış şekilde yapılıyor:
TEA = (mutabakat hacmi + uygulama ücretleri + zincir ücretleri & MEV) × 365
Son adımda, ‘TEA’ değeri, yalnızca ‘yerel olmayan treasury(hard money)’ büyüklüğüne bölünerek bir ‘verimlilik skoru(Efficiency Score)’ üretiliyor. Bu skor düştükçe; kasası şişmiş ama yarattığı ekonomik aktivite sınırlı, yani gerçekten ‘daha zombi protokoller’ öne çıkıyor.
Analizin ikinci sütunu ise, piyasanın her bir protokolün 1 dolarlık ‘ücret geliri’ne biçtiği değeri gösteren ‘fiyat-ücret oranı(Price-to-Fees ratio)’, diğer deyişle ‘gelir çarpanı(revenue multiple)’. Oran düşük olduğunda görece ‘değer bölgesi’nden, yüksek olduğunda ise piyasada ‘büyüme beklentisinin’ fiyatlandığından söz etmek mümkün. Bu iki metriğin birlikte okunması önemli: ‘Yerel olmayan verimlilik’ yüksek, fakat ‘fiyat-ücret çarpanı’ düşük bir alan, göreli ‘değer bölgesi’ olarak; tam tersi durumda, büyük treasury’ye rağmen düşük verimlilik sunan projeler ise ‘zombi bölgesi’ olarak sınıflanıyor. Ayrıca analizde, token fiyatı yüzde 50 düşerse bu göstergelerin nasıl değişeceği(‘duyarlılık analizi’) ve mevcut harcama temposunda treasury’nin ne kadar süre dayanacağı(‘runway’) da birlikte değerlendiriliyor.
Özellikle ‘yerel tokene aşırı bağımlı’ projelerde, fiyat düştüğünde verimlilik metrikleri kağıt üzerinde ‘iyileşmiş’ gibi görünerek ciddi bir optik illüzyon yaratabiliyor. Çünkü payda olan ‘token değeri’ küçülüyor. Ancak bu esnada geliştirme ve teşvik ödemeleri için gereken ‘satın alma gücü’ de hızla eridiği için, protokolün gerçek ‘hayatta kalma süresi’ kısalabiliyor. Bu yüzden ‘runway’ metriğini, verimlilik skorlarıyla birlikte okumak kritik.
Analizde ‘zombi’ kategorisine sokulan en çarpıcı örneklerin başında, 10 milyar dolar üzeri ‘treasury’ye sahip projeler geliyor. İlk sırada ‘Ripple(XRP)’ öne çıkıyor. ‘Çalışmayan dev(The Idle Titan)’ lakabı, devasa ‘escrow’ rezervlerinin, ‘ledger’ tabanlı gerçek kullanımı gölgede bıraktığı görüşüne dayanıyor. Tablolara göre ‘Ripple(XRP)’ için yaklaşık 44 milyar dolarlık ‘treasury’ye karşılık, yıllık bazda yaklaşık 400 milyar dolarlık TEA ve 9,1 seviyesinde bir ‘verimlilik skoru’ hesaplanmış durumda.
‘Mantle(MNT)’ tarafında ise yaklaşık 4,3 milyar dolarlık ‘treasury’ye karşın, 2. katman(L2) benimsemesinin sermaye ölçeğini henüz yakalayamadığı yorumları öne çıkıyor. ‘Stellar(XLM)’da vakfın toplam arzın çok büyük bir bölümünü elinde tutması ve gerçek kullanım alanlarının görece sınırlı kalması eleştiriliyor. ‘Cardano(ADA)’ içinse, topluluk sadakati ve ‘araştırma odaklı’ imaja rağmen, ‘treasury’ büyüklüğüyle kıyaslandığında DeFi TVL, DEX hacmi veya stablecoin mutabakat hacmi gibi ‘on-chain’ göstergelerin hala zayıf olduğu belirtiliyor.
Kapsamı ilk 200 proje ve en az 100 milyon dolarlık ‘treasury’ eşiğine genişleten ‘zombi protokol endeksi’nde de zirvede yine ‘Ripple(XRP)’ yer alıyor. Ardından ‘Mantle(MNT)’, ‘Stellar(XLM)’, ‘Worldcoin(WLD)’, ‘Cardano(ADA)’, ‘Near Protocol(NEAR)’, ‘Hedera(HBAR)’, ‘Aptos(APT)’ gibi isimler sıralanıyor. ‘Sui(SUI)’ ve ‘Starknet(STRK)’ ise kasaları büyük olmasına rağmen TEA metrikleri hızla büyüdüğü için, ‘yakında bu endeks dışına çıkabilecek’ adaylar olarak not ediliyor.
Analiz, ‘zombi bölgesi’ni üç ana tipe ayırıyor. İlk grup, ‘Ripple(XRP)’ ve ‘Stellar(XLM)’ örneklerinde görülen ‘escrow ağırlıklı sapmalar(escrow outlier)’. Burada aşırı büyümüş escrow veya vakıf rezervleri, ‘treasury’nin nominal değerini şişiriyor; buna karşın bu sermaye, ağ üzerinde üretken biçimde dolaşamadığı için verimlilik skoru düşük kalıyor. İkinci grup, ‘Aptos(APT)’, ‘Sui(SUI)’, ‘Starknet(STRK)’ gibi 2022 sonrasında ‘VC sermayesi’ ağırlıklı finanse edilen projelerden oluşan ‘VC-heavy kuşak’. Yüksek ‘treasury’ değeri, o dönemdeki kurumsal ilgiyi yansıtıyor; buna karşın ekosistem halen ‘kullanıcı işlemleri’nden çok ‘geliştirici teşviki’ aşamasında olduğu için skorlar baskılanıyor. Üçüncü grup ise ‘Celestia(TIA)’ örneğinde belirtilen ‘altyapı tuzağı’. Burada altyapı değeri çok yüksek olsa da, ‘ücret yakalama mekanizması’ sınırlı olduğundan, gelir ve verimlilik metriklerinde protokol, olduğundan zayıf görünebiliyor. Kullanıcı için düşük maliyet ve yüksek verimlilik anlamına gelen bu yapı, sermaye verimliliği açısından bakıldığında ‘zombi’ görüntüsü verebiliyor.
İlginç olan nokta, ‘zombi’ etiketinin her zaman ‘zayıflık’ anlamına gelmemesi. ‘Sui(SUI)’, ‘Starknet(STRK)’, ‘Mantle(MNT)’ veya ‘Ripple(XRP)’ gibi ‘yerel olmayan treasury(hard money)’ oranı yüksek projeler, yerel token fiyatı yarın yüzde 90 düşse bile operasyonel olarak ‘şalteri indirmeyecek’ yapıda. Analizde bu durum ‘hard money hendek(‘hard money moat’)’ olarak tanımlanıyor. ‘Ayı piyasası’nda en uzun süre ayakta kalan tarafın, bir sonraki döngünün ‘alıcı’, zayıf kasalı projelerin ise ‘satıcı’ konumuna düşebileceği senaryolar öne çıkıyor.
Tersine, ‘yerel tokene aşırı bağımlı’ projelerde fiyat şoku yaşandığında ‘satın alma gücü’ çok daha hızlı eriyor. Sunulan duyarlılık analizine göre, ‘Near Protocol(NEAR)’, ‘Optimism(OP)’, ‘Cardano(ADA)’ gibi projeler, token fiyatı yüzde 50 gerilediğinde ‘runway’ tarafında en sert daralmayı yaşayan isimler arasında yer alıyor.
‘Runway’ tablosunda, ‘Ethereum(ETH)’, ‘Solana(SOL)’, ‘Tron(TRX)’ ve ‘Hyperliquid(HYPE)’ gibi, ‘ücret gelirleri’ harcamaları aşan projeler ‘sürdürülebilir(sustainable)’ kategorisine yerleştirilmiş durumda. Buna karşılık bir dizi L2’de ücretlerin sıkışmasıyla birlikte, ‘Arbitrum(ARB)’ ve ‘Optimism(OP)’ için 2–3 yıllık bir ‘runway’ hesaplanıyor. ‘Cardano(ADA)’, ‘Internet Computer(ICP)’, ‘Near Protocol(NEAR)’ gibi projelerde ise, yalnızca ‘yerel olmayan rezervlere’ bakıldığında bu sürenin 1 yılın altına düştüğü, dolayısıyla sistemin aslında ‘token fiyatına daha bağımlı’ çalıştığı yorumu yapılıyor.
Son olarak kullanılan ‘Z-skoru(Z-Score)’ metriği, önümüzdeki 24 ay içinde ‘hard money’ rezervlerinin tükenme ihtimalini sayısallaştırıyor. Skor düştükçe risk artıyor, 10 ve üzeri değerler ise ‘kale(Fortress)’ kategorisi olarak sınıflanıyor. Burada ‘Cardano(ADA)’, ‘Internet Computer(ICP)’, ‘EOS(EOS)’, ‘Near Protocol(NEAR)’ gibi projeler alt sıralarda, yani ‘yüksek risk bandında’; ‘Mantle(MNT)’ ve ‘Ripple(XRP)’ ise üst sıralarda, yani ‘kale’ segmentinde yer alıyor.
‘Zombi modundan’ çıkmanın iki temel yolu var. İlki, DEX, RWA, P2P gibi alanlarda ‘işlem hızını(velocity)’ artırarak TEA’yı büyütmek. Diğeri, atıl treasury varlıklarını azaltarak ekonomiyi ‘inceltmek’ ve daha çevik hale getirmek. Sonuçta analizden çıkan mesaj net: Yalnızca ‘piyasa değeri’ yüksek diye bir ağın sağlıklı olduğunu varsaymak yanıltıcı. Özellikle ‘ayı piyasası’ dönemlerinde, ‘verimlilik’ ve ‘hard money kalitesi’ bir protokolün gerçek dayanıklılığını ve piyasa tarafından nasıl fiyatlanacağını belirleyen temel değişkenlere dönüşebilir.
1 doların 1489,60 Kore wonuna denk geldiği mevcut kur üzerinden bakıldığında, 1 milyar dolarlık bir ‘treasury’, yaklaşık 1 trilyon 489,6 milyar won büyüklüğe ulaşıyor. Bu devasa rakamların ne kadarının gerçek ‘on-chain ekonomik aktivite’ye bağlandığını sorgulamak, 2026 kripto piyasasında ‘zombi protokolleri’ tespit etmenin başlangıç noktası haline gelmiş durumda.
Yorum 0