Kripto piyasası, küresel borsalarda yaşanan son ‘zayıflama’ sürecine rağmen dikkat çekici bir ‘dayanıklılık’ sergiledi. Özellikle Bitcoin(BTC), hafta sonu artan volatiliteye karşın görece sağlam bir bantta işlem gördü. Bu durum, ağırlığın kısa vadeli al-sat odaklı yatırımcılardan, uzun vadeli tutuculara kaydığı şeklinde yorumlanıyor.
Buna karşın, İran’ı merkezine alan jeopolitik gerilim, petrol fiyatı ve büyüme görünümü üzerinde baskıyı artırarak ‘stagflasyon’ riskini yeniden gündeme taşıdı. Piyasalar, faiz indirimi beklentilerine rağmen yükselen tahvil faizleri ile birlikte para politikasının gidişatı konusunda belirgin bir ‘yönsüzlük’ yaşıyor.
Aynı zamanda ABD’nin İran’a ilişkin olası ‘rejim değişikliği’ yaklaşımının karmaşık ve uzun soluklu bir sürece dönüşebileceği beklentisi güçleniyor. Düzenleme tarafında ise ‘Clarity Act’ içindeki ‘getiri(yield)’ ifadesi, özellikle kripto ekosisteminde geniş çaplı bir tedirginlik yaratmış durumda.
Rob Hadick(Rob Hadick), kripto odaklı yatırım şirketi Dragonfly’de genel ortak olarak görev yapıyor ve yaklaşık 4 milyar dolar (yaklaşık 5,88 trilyon won, $1=1470 won) büyüklüğünde varlığı yönetiyor. Daha önce GoldenTree Asset Management’ta erken ve büyüme aşamalarını kapsayan çok katmanlı kripto yatırımlarına liderlik etti. Goldman Sachs, PJT Partners ve Heritage Partners gibi kurumlardaki deneyimiyle fintech ve kripto yatırımlarında uzmanlaştı. Columbia Business School’da MBA, Washington Üniversitesi(St. Louis) bünyesinde ekonomi ve siyaset bilimi alanlarında lisans derecesine sahip.
Hadick’e göre son dönemde küresel hisse senedi endeksleri geri çekilirken, kripto piyasası görece ‘daha az kırılgan’ bir tablo sundu. O, “Gece boyunca küresel hisse piyasaları gerilerken, kripto şaşırtıcı derecede iyi dayandı” diyerek, şu aşamada kriptonun hisse senetlerine kıyasla daha dirençli göründüğünü belirtiyor. Buradaki temel nokta, ‘Bitcoin(BTC) yatırımcı yapısındaki değişim’. Geçmişte sert düşüşlerde piyasaya yoğun satış gelirken, son dönemde olumsuz haber akışına rağmen satış baskısının sınırlı kaldığına dikkat çekiyor. Hadick, hafta sonu fiyat tutunmasının ‘olumlu sinyal’ olduğuna vurgu yaparak, piyasada kalan yatırımcıların önemli kısmının uzun vadeli bakış açısına sahip olduğunu, “hemen satışa koşacak” kitlenin daraldığını düşünüyor.
Yine de, kısa vadede geleneksel varlıklardaki sert düzeltmenin kriptoya da yansıyabileceği uyarısını yapıyor. Özellikle S&P 500’de yüzde 10–15 bandında ek bir geri çekilme yaşanırsa, Bitcoin’in(BTC) tamamen bağımsız bir ‘ayrı varlık sınıfı’ gibi hareket etmesinin zor olduğuna işaret ediyor. Buna rağmen piyasa yapısı, kurumsal benimseme ve uzun vadeli sermaye akımları dikkate alındığında, kripto piyasasının orta-uzun vadeli ‘temel kurulumunun’ hâlâ güçlü olduğunu savunuyor.
Makro cephedeki en büyük belirsizlik başlığı olarak ‘İran’ öne çıkıyor. Hadick, artan askeri gerilimi “Artık İran’da olan biteni ‘savaş’ olarak adlandırabileceğimiz bir noktadayız” şeklinde tanımlıyor. Buradaki en kritik değişken ‘enerji’. Çatışmaların uzaması ya da üretim/lojistik hatlarının bozulması halinde petrol fiyatlarının yeniden sıçraması, hem enflasyonist baskıları artırabilir hem de büyümede yavaşlama riskini derinleştirebilir. Hadick, petrol üretiminde yaşanabilecek kalıcı aksaklıkların ‘sürekli bir ekonomik risk’ yaratabileceğini düşünüyor. Ayrıca ‘Trump’ın da en az dört hafta sürebileceğini söylediğini’ hatırlatarak, “Bir siyasetçi ‘en az’ diyorsa genellikle daha uzun sürmesini bekliyordur” yorumuyla gerilimin uzun süre fiyatlara yansıyabileceğini ima ediyor.
ABD’nin İran’da bir tür ‘rejim değişikliği’ hedefi gözetmesi halinde, yalnızca hava operasyonlarıyla ve sınırlı can kaybı ile bu amaca ulaşmanın son derece zor olacağı görüşünde. Yaklaşık 93 milyon nüfuslu bir ülkede yalnızca hava gücüyle hedefe ulaşmaya çalışmanın sahadaki gerçeklikle çelişebileceğini belirterek, bu gelişmeleri yeniden “Haziran’daki kısa vadeli bir fiyatlama olayı” gibi görmek yerine, ‘uzun süre gündemde kalabilecek bir çatışma’ olarak değerlendirmek gerektiğini söylüyor.
Piyasa görünümü tarafında Hadick, bugünün temel özelliğini ‘belirsizlik ve ayrışma’ olarak tanımlıyor. Ona göre, farklı piyasalarda işlem yapan aktörler, aynı veri setine bakıp benzeri görülmemiş ölçüde farklı sonuçlara ulaşıyor. Bunun en belirgin yansımalarından biri ‘tahvil piyasası’. Normal şartlarda büyüme endişeleri ya da faiz indirimi beklentileri arttığında, devlet tahvili faizlerinin gerilemesi beklenirken; son dönemde beklentilere karşın getiri oranlarının yükseldiği dönemler öne çıkıyor. Hadick, faizlerin düşeceği öngörüsüyle tahvil fiyatlarının yükselmesi, dolayısıyla getirilerin gerilemesi gerekirken; fiili piyasada getirilerin yükselmesi ve bu sürecin doların yönüyle de tam örtüşmemesini ‘piyasadaki kafa karışıklığının yansıması’ olarak okuyor.
Buna ek olarak, petrol fiyatlarının uzun süre yüksek kalması durumunda ‘stagflasyon’ ihtimalinin güçleneceğini düşünüyor. Makro açıdan “son derece kırılgan bir dönemden” geçildiğini belirten Hadick, kısa vadeli fiyat tahminleri yerine, uzun vadeli makro eğilimlere odaklanmak gerektiğini söylüyor. Dragonfly’nin yatırım yaklaşımını da “En az bir yıllık tutma niyetiyle piyasalara bakıyoruz” sözleriyle özetleyerek, kısa vadeli gürültüye değil, ‘yapısal dönüşümlere’ odaklandıklarını anlatıyor.
Hafta sonu riskinin fiyatlara sınırlı yansımasının arkasında ise ‘piyasa yapısı kaynaklı teknik sorunlar’ olduğuna işaret ediyor. Hadick, hafta sonları yatırımcıların yüksek risk alamamasını, piyasa yapıcıların bu dönemde taşıdıkları pozisyonları nasıl hedge edecekleri konusunda belirsizlik yaşamasına bağlıyor. Buna karşın, Hyperliquid gibi on-chain türev ve işlem platformlarında hacimlerin arttığına, özellikle hisse senetleri değil, ‘emtia ürünlerinde’ daha belirgin bir yükseliş olduğuna dikkat çekiyor. Emtia tarafındaki bu hacim artışı, faiz ürünlerindeki hareketle birleşerek, katılımcıların kısa vadeli düşüş riskine karşı ‘korunma pozisyonu’ aldığını gösteriyor. Hadick, bu tabloyu “Piyasada birçok oyuncu kısa vadedeki aşağı yönlü riskten korunmaya çalışırken, uzun vadede hâlâ yapısal bir yükseliş senaryosuna inanıyor” sözleriyle özetliyor.
Düzenleyici cephede en çok tartışılan başlıklardan biri ‘Clarity Act’ içinde yer alan ‘getiri(yield)’ ifadesi. Hadick, bu ifadenin taslağa yeni eklenmesiyle birlikte, özellikle Coinbase cephesinde ciddi bir tepki doğduğunu aktarıyor. Coinbase CEO’su Brian Armstrong’un ilgili değişikliğe açıkça karşı çıkmasını da bu bağlamda hatırlatıyor. Hadick’e göre bu tartışmanın arka planında güçlü bir ‘banka lobisi’ var. Bankacılık sektörü, özellikle stablecoin projelerinin rezerv varlıkları üzerinden elde edilen getiriyi kullanıcılara iade eden modellerin yaygınlaşmasından rahatsız. Hadick, “Banka lobisi getiri tartışmasını yönlendiriyor ve stablecoin’lerden elde edilen hiçbir getirinin son kullanıcıya gitmemesi gerektiğini savunuyor” diyerek, sektördeki gerilimin özünü bu çıkar çatışmasıyla açıklıyor.
Bununla birlikte, yürütme organı kaynaklı siyasi baskının artması halinde, bankalar ile stablecoin ekosistemi arasında bir ‘orta yol’ bulunabileceğini de düşünüyor. Hadick, ‘yeterli siyasi baskı’ altında bankaların daha esnek bir pozisyona çekilebileceğini, kripto tarafının da böyle bir orta noktada uzlaşmaya hazır olduğunun altını çiziyor.
VC (girişim sermayesi) tarafında ise Hadick, kripto piyasasında sık sık tekrar eden bir ‘paradoksa’ dikkat çekiyor. Teorik olarak VC’lerin, piyasa kötü (fiyatlar düşük) olduğunda sermaye dağıtması, fiyatlar yükseldiğinde ise daha temkinli olması gerektiğini; fakat pratikte bunun tam tersinin yaşandığını söylüyor. Fiyatlar yükseldiğinde hem kurucu sayısının arttığını hem de piyasa havasının ısındığını, bunun da doğal olarak daha fazla sermayeyi çektiğini ifade ediyor.
Ayrıca kripto VC pazarının genel büyüklüğünün hâlâ sınırlı olduğuna vurgu yaparak, birkaç milyar doları aynı anda yönetirken yüksek getirileri korumanın sanıldığı kadar kolay olmadığını belirtiyor. “Bu piyasa hâlâ o kadar büyük değil. 1–2 milyar doları tek seferde dağıtırken performansı korumak zor” diyen Hadick, en büyük fonların her zaman en iyi getiriyi sunamayabileceğini, ölçek büyüdükçe esneklik ve getiri potansiyelinin azalabileceğini ima ediyor.
Tüm bu tabloya rağmen Hadick’in vardığı sonuç, ‘kısa vadeli belirsizlik, uzun vadeli iyimserlik’. O, “Kısa vadede bilmediğimiz çok şey var; bu yüzden temkinli bir iyimserlik içindeyiz. Ama zaman ufku uzadıkça yön konusunda son derece pozitifim” diyerek bakış açısını netleştiriyor. Kripto ekosisteminin uzun vadeli görünümü açısından ise “Belki de tarihsel olarak en güçlü noktadayız” yorumunu yapıyor. Tokenizasyon, kurumsal benimseme, on-chain finansal ürünlerin çeşitlenmesi gibi ‘yapısal rüzgârların’ giderek güçlendiğini vurguluyor.
Bununla birlikte, kısa vadede jeopolitik riskler, petrol fiyatı ve para politikasındaki yönsüzlük birleşerek volatiliteyi artırabilir. Hisse senedi piyasalarında yeni bir düzeltmenin gündeme gelmesi halinde, Bitcoin(BTC) için de ‘bağımsız hareket alanının’ daralabileceği ve satış baskısının kriptoya sıçrayabileceği ihtimali masada duruyor. Bu nedenle, kripto piyasasının önümüzdeki dönemde ‘makro değişkenlerin seyrine’ her zamankinden daha hassas tepki vermesi bekleniyor.
Yorum 0