Nasdaq, Amerika Birleşik Devletleri Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’ndan(SEC) ‘tokenlaştırılmış menkul kıymet’ çerçevesi için yeni bir onay alarak, blokzincirin ABD hisse senedi piyasasının temel altyapısına girmesi açısından önemli bir dönemeç açtı. Ancak yeniliğin yönünün, ‘Wall Street’in kontrol ettiği bir model’ etrafında kurgulandığı yönünde yorumlar da yapılıyor.
Bu düzenleyici onayla birlikte Nasdaq, bazı hisseleri ve borsa yatırım fonlarını(ETF) blokzincir tabanlı ‘token’ formunda ihraç edip takas edebileceği bir sistemi test edebilecek. Yatırımcılar açısından bakıldığında, geleneksel hisselerle yan yana işlem gören tokenlaştırılmış menkul kıymetleri dijital cüzdanlarında tutmak mümkün hale gelirken, tasfiye ve takas süreçleri yine piyasanın altyapı sağlayıcısı konumundaki DTCC(ABD Ulusal Menkul Kıymet Takas Kurumu) üzerinden ilerleyecek. Yani piyasanın işlem yapma biçiminin kökten değişmesinden çok, işlemler sonrası aşamada(post-trade) verimlilik artışı sağlayacak bir ‘altyapı borulaması’ iyileştirmesi öne çıkıyor.
DTCC yöneticisi Brian Steele(Brian Steele), daha ‘güvenli ve güvenliği güçlendirilmiş tokenlaştırma hizmetleri’ inşa ederek, daha dayanıklı, kapsayıcı, maliyet etkin ve verimli bir finansal sisteme doğru ilerlemek istediklerini belirtti ve borsalar ile piyasa katılımcılarıyla birlikte bu yapının yaygınlaştırılacağını ifade etti.
Wall Street’te büyük kurumların tokenlaştırılmış menkul kıymetlere odaklanmasının temel nedenlerinden biri, ‘24 saat işlem’ potansiyeli olarak gösteriliyor. Hisse senedi piyasaları bugün belirlenmiş seans saatlerine bağlı çalışıyor ve takas süreçleri çoğunlukla birkaç günü bulan döngülerle işliyor. Buna karşılık, blokzincir altyapısı üzerinde hisse tokenlarıyla işlem yapılması halinde takas süresinin ‘yarı gerçek zamanlı’ seviyeye inebileceği, uzun vadede ise 24 saat ve yıl boyu kesintisiz işleme doğru genişleme potansiyeli bulunduğu vurgulanıyor.
Kraken’in(Kraken) tokenlaştırılmış hisse platformu xStocks’un başındaki Val Gui(Val Gui), bu onayı “Yaklaşık 126 trilyon dolarlık küresel hisse senedi piyasasının blokzincir raylarına kayacağına dair net bir sinyal” şeklinde değerlendirdi. Gui, hisse sahipliğinin gelecekte ‘24/7’ ve ‘küresel’ bir yapıya dönüşebileceğini öngörüyor.
Tokenlaştırma şirketi Ondo(Ondo) CEO’su Ian De Bode(Ian De Bode) da, bunun SEC ile DTC’nin yıllardır birlikte yürüttüğü çalışmaların bir devamı olduğu görüşünde. De Bode, izinli(permissioned) bir yapı olsa bile 24 saat çalışan bir piyasaya doğru atılan adımların olumlu sayılması gerektiğini söylüyor. Ona göre bu dönüşümün ‘en büyük kazananı’, bugüne kadar ABD hisselerine ‘kesintisiz 24 saat erişim’ sağlayamayan küresel yatırımcılar olacak. Tokenlaştırılmış menkul kıymetlerin, bu erişim sorununu önemli ölçüde hafifletebileceği görüşünde.
Bu bağlantıyı kurmak için Nasdaq, hisse tokenlarını küresel ölçekte dağıtmak amacıyla Kraken ile işbirliğine gideceğini açıkladı. Böylece geleneksel finansın düzenleyici çerçevesi içinde, kripto borsalarının dağıtım ağı birleştirilmiş olacak ve bu hibrit yapı nedeniyle piyasanın ilgisi artmış durumda.
Buna karşın Nasdaq’ın modeli, mevcut finansal sistemi ikame etmekten çok, ‘zincir üstü menkul kıymetleri’ geleneksel yapıya eklemlendiren bir tasarıma dayanıyor. Tokenlaştırılmış menkul kıymetler yine aracı kurumlar üzerinden işlem görecek, takas ve tasfiye süreçlerini ise DTCC yönetecek. Blokzincir, bu yapıda daha çok ‘alternatif mülkiyet kaydı’ veya yardımcı bir defter rolü üstleniyor.
1inch’te(1inch) yardımcı hukuk danışmanı olarak görev yapan Maylea Ma(Maylea Ma), Nasdaq’ın aslında blokzincirin avantajlarını geleneksel finans(TradFi) katmanının içine ‘hapseden’ bir yaklaşım izlediğini savunuyor. Yatırımcıların daha hızlı takas ya da esnek mülkiyet fonksiyonlarından kısmen faydalanabileceğini kabul etmekle birlikte, aracı kurumlar ve izinli ağların merkezde kalması nedeniyle verimlilik artışının sınırlı kalabileceğine dikkat çekiyor.
Ma’ya göre tokenlaştırılmış hisseler daha geniş zincir üstü likiditeyle buluşmadıkça ve saklama hizmeti almadan(non-custodial) doğrudan gerçekleştirilen işlemlerle bağlanmadıkça verimlilik kazanımları ‘kademeli’ olmaktan öteye geçemeyecek ve ‘dönüştürücü’ bir etki yaratmayacak. Yorum: Buradaki eleştiri, tokenlaştırmanın geleneksel pazar sınırlarını aşamadığı sürece blokzincirin potansiyelini daraltacağı yönünde.
SEC onayıyla ABD’nin tokenlaştırılmış menkul kıymetler konusunda belirli bir mesafe aldığı kabul edilse de, diğer yargı bölgeleriyle kıyaslandığında hızın hâlâ düşük olduğu belirtiliyor. Bitfinex Securities(Bitfinex Securities) operasyon sorumlusu Jesse Knutson(Jesse Knutson), Kazakistan ve El Salvador gibi yükselen pazarlarda tokenlaştırılmış ihraçlarla ilgili deneyimlerine atıf yaparak, düzenleyici ilerlemenin sevindirici olduğunu ancak ABD’nin önünde hâlâ uzun bir yol bulunduğunu söylüyor. Piyasanın tokenlaştırmadan esas beklediği şeylerin 24 saat işlem, küçük parçalara bölünebilen yatırım imkânı, gerçek zamanlı takas ve kendi cüzdanında saklama gibi yüksek ‘esneklik’ unsurları olduğunu vurguluyor.
Nitekim Kazakistan’daki Astana Uluslararası Finans Merkezi(AIFC) ve El Salvador, görece daha az yerleşik kısıt altında tokenlaştırılmış menkul kıymet ihraç ve işlemlerine alan açmış durumda. Bu ülkeler, yatırımcıların daha doğrudan erişebildiği ya da blokzincir tabanlı ödemelerin kullanılabildiği esnek modellerle deneme alanını genişletti. İsviçre ve Birleşik Arap Emirlikleri(UAE) gibi merkezler de dijital varlıkların ihracı ve alım satımına yönelik çerçeveleri hızla inşa ederek şirketler için test ortamı işlevi gördü. Knutson’a göre ABD’deki son hamleler ‘cesaret verici’ olsa da, daha atak davranan bu bölgelerle kıyaslandığında ABD hâlâ ‘bir adım geride’.
Bununla birlikte, ABD’li düzenleyicilerin dünyanın en büyük hisse senedi piyasasını denetlediği gerçeği de göz ardı edilemiyor. Küresel ölçekte ABD borsalarının toplam değeri yaklaşık 62 trilyon dolar seviyesinde. Piyasanın bu büyüklüğü, mevcut sistemin blokzincir tabanlı modellere bir anda devredilmesi için ne güçlü bir teşvik ne de yeterli esneklik barındırıyor. On yıllar içinde yatırımcı koruması, aracı kurumlar ve merkezi takas etrafında şekillenip kemikleşen piyasa yapısının, değişimi de büyük olasılıkla bu çerçeve içinde emeceği düşünülüyor.
Yine de SEC’in son kararıyla verilen mesaj net: Tokenlaştırılmış menkul kıymetlerin kamu piyasalarına giriş süreci artık geri döndürülmesi zor bir yola girdi. En azından ilk aşamada, bu dönüşümün biçimini belirleyecek olanlar büyük ölçüde geleneksel finans kurumları ve mevcut düzenlemeler olacak. Piyasada asıl merak edilen konu ise ‘bu geçişin ne kadar hızlı’ gerçekleşeceği ve ‘zincir üstü modele hangi sınırda kadar genişleyebileceği’ olarak öne çıkıyor. Yorum: Yön artık belirlenmiş durumda; tartışma, hız ve kapsam üzerinde yoğunlaşıyor.
Yorum 0