13’ünde (yerel saatle), Cointelegraph’e göre, stablecoin ihraççısı Circle Internet Group, Drift Protocol yatırımcıları tarafından toplu davayla karşı karşıya kaldı. Davacılar, 1 Nisan’da gerçekleşen 280 milyon dolarlık ‘hack’ olayı sırasında Circle’ın çalınan fonları zamanında ‘dondurmadığını’ ve bu nedenle zararın büyüdüğünü öne sürüyor.
Davayı, Drift yatırımcısı Joshua McCollum, Amerika Birleşik Devletleri’nin Massachusetts eyaletindeki federal mahkemede açtı. Dava, 100’ün üzerinde yatırımcıyı temsil edecek şekilde toplu dava formatında yürütülüyor. Mahkeme dosyalarına göre saldırganlar, Circle’ın ‘Cross-Chain Transfer Protocol(CCTP)’ altyapısını kullanarak yaklaşık 230 milyon dolar değerindeki USD Coin(USDC)’i birkaç saat içinde Solana(SOL) ağından Ethereum(ETH) ağına taşıdı. Davacı tarafa göre Circle, bu sürece müdahale ederek transferi engelleyebilecekken ‘bunu yapmadı’.
Davacı tarafın avukatları, Circle’ın kendi teknolojisi ve hizmetlerinin *suç amaçlı kullanımına* fiilen izin verdiğini savunuyor. Avukatlar, “Circle, zamanında harekete geçseydi zarar hiç oluşmayacak ya da çok daha sınırlı kalacaktı” iddiasında bulunuyor. Dilekçede ‘varlıkların hileli şekilde el değiştirmesine yardım ve yataklık (conversion aiding)’ ile ‘ihmalkârlık’ temelli sorumluluk birlikte ileri sürülüyor. Talep edilen tazminat tutarı ise yargılama sürecinde belirlenecek.
Bu dava, kullanıcı fonları üzerinde teknik olarak kontrol imkânı bulunan kripto şirketlerinin, ‘hangi noktaya kadar sorumlu’ sayılması gerektiğine ilişkin *hukuki gri alanı* yeniden gündeme taşıdı. Teknik altyapı, belirli adreslerdeki varlıkları ‘dondurmayı’ mümkün kılsa da, pratikte şirketler çoğu zaman düzenleyici kısıtlamaları veya anında uygulanabilir açık bir hukuki yetki bulunmamasını gerekçe göstererek müdahale etmekten kaçınıyor. yorum: Buradaki temel tartışma, saldırı sürerken gerçek zamanlı müdahale sorumluluğunun nerede başlayıp bittiği.
McCollum tarafının avukatları, Circle’ın Drift saldırısından hemen önce, gizlilik kapsamında yürütülen bir ABD hukuk davası çerçevesinde 16 farklı USDC cüzdanını dondurduğunu hatırlattı. Bu örnek, Circle’ın benzer bir teknik kapasiteye zaten sahip olduğunun kanıtı olarak sunuluyor. Davacılar, “Madem daha önce müdahale edildi, burada neden edilmedi?” sorusunu merkeze taşıyor.
Circle cephesinden ise henüz resmi bir açıklama gelmedi. Buna karşılık zincir üstü analiz firması Elliptic, söz konusu ‘hack’ saldırısının, Kuzey Kore rejimi tarafından desteklenen bir hacker grubu tarafından gerçekleştirilmiş olma ihtimalini gündeme getirdi. On-chain verilerine göre çalınan fonlar, 100’den fazla işlemden geçirilerek Ethereum’a dönüştürüldü ve ardından gizlilik odaklı protokol Tornado Cash üzerinden ‘aklanmaya’ çalışıldı.
Bu tablo, stablecoin ihraççılarının hem siber saldırılara hem de yaptırım rejimlerine karşı nerede ve nasıl pozisyon alması gerektiği sorusunu keskinleştiriyor. yorum: Özellikle ABD yaptırım kurumlarının Tornado Cash ve Kuzey Kore bağlantılı adreslere yaklaşımı, Circle gibi şirketlerin ‘fazla müdahaleci’ ya da ‘yetersiz müdahaleci’ olmak arasında sıkışmasına yol açıyor.
Ark Invest’in dijital varlık araştırma direktörü Lorenzo Valente, Circle’ın içinde bulunduğu durumu ‘tam bir ikilem’ olarak değerlendirdi. Valente’ye göre, mahkeme kararı olmadan fon dondurmak, şirketin keyfi ve seçici davrandığı yönünde ağır tartışmalar doğurabilir. Her yeni vakada ‘donduralım mı, dondurmayalım mı?’ kararı, şirket açısından siyasi ve hukuki riskleri yüksek bir *değerlendirme* sürecine dönüşüyor.
Valente, aynı zamanda çalınan fonların Kuzey Kore’nin nükleer silah programını finanse etme olasılığının da göz ardı edilemeyeceğini vurguluyor. Ona göre mesele, ‘hukukun üstünlüğü prensipleri’ ile ‘somut ve acil zararların önlenmesi’ arasında hangi değerin ağır bastığıyla ilgili. Eğer Circle, her saldırıda mahkeme kararı beklemeden müdahale ederse, bu kez de özel şirketlerin küresel para akışında fiili sansür gücü elde ettiği eleştirisi doğacak.
Sonuç olarak, McCollum’un açtığı bu toplu dava yalnızca Drift Protocol yatırımcılarının uğradığı finansal zararın tazminiyle sınırlı bir çekişme değil. Aynı zamanda USD Coin(USDC) gibi büyük ölçekli stablecoin ihraççılarının *kriz anlarında ne kadar yetki kullanması gerektiğine* dair sektör geneline yöneltilmiş bir soru niteliği taşıyor. Kripto ekosistemi, bir yandan zincir üstü işlemlerin sansüre dayanıklı olmasını savunurken, diğer yandan milyarlarca dolarlık saldırılara karşı ‘etkin müdahale’ beklentisini artırıyor; Circle davası da bu çelişkinin nerede dengeleneceğini belirleyecek emsal dosyalardan biri olmaya aday görünüyor.
Yorum 0