디Fi(DeFi) protokollerine yönelik *hack* vakaları art arda gelirken, kurumsal yatırımcıların piyasaya girmesinin önündeki en büyük engellerden biri olarak ‘güvenlik’ ve ‘hukuki standartlar’ öne çıkıyor. Geleneksel finans kurumları, blokzincir tabanlı varlıkların büyümesine hazırlanmak için net ‘korkuluklar’ oluşturulmasının acil olduğunu vurguluyor.
State Street(STT) dijital varlıklar yöneticisi Angus Fletcher(Angus Fletcher), 5’inde (yerel saatle), Consensus Miami etkinliğinde “Zincir üzerinde trilyonlarca dolarlık faaliyetlerin gerçekleşeceği bir geleceğe hazırlanmak istiyorsak, bugün çözmemiz gereken sorunları netleştirmeliyiz” dedi. Fletcher, özellikle DeFi yapılarının *hack* saldırılarına hâlâ oldukça açık olmasını temel risk faktörü olarak gösterdi.
Nitekim nisan ayı, DeFi tarihinin en büyük kayıplarının yaşandığı dönemlerden biri olarak anılıyor. Zincir üzeri kredi protokolü Drift(Drift), yaklaşık 295 milyon dolar (yaklaşık 4,293 milyar won) tutarında *hack* saldırısına uğradı. Aynı ay KelpDAO(KelpDAO) da benzer büyüklükte bir açık nedeniyle hedef oldu. Piyasa yorumcuları bu dönemi “yorum: *hack*’lerin bonus sezonu*” şeklinde nitelendiriyor.
Kurumsal sermayenin önündeki diğer büyük başlık ise ‘hukuki belirsizlik’. Fletcher, kurumsal paranın ciddi ölçekte DeFi’ye akması için blokzincirler arası ‘birlikte çalışabilirlik’ ile hukuki hak sahipliği yapısının netleştirilmesi gerektiğini belirtti. Farklı zincirlerde basılan token’ların hangi hukuki mülkiyet rejimine tabi olduğunun tanımlanmaması, kurumlar açısından yönetilemeyecek bir risk anlamına geliyor.
Fletcher, “Bir zincirdeki token başka bir zincire taşındığında hukuki haklar nasıl işliyor, bunun açık bir çerçevesine ihtiyaç var” diyerek, “Kurumsal müşteriler bu hakları tam olarak bilmek istiyor” ifadesini kullandı.
Güvenlik ve risk yönetimi tarafında da boşluklar dikkat çekiyor. DeFi kredi protokolü Morpho(Morpho) kurumsal birimi sorumlusu Dennis Bree(Dennis Bree), güvenlik meselesinin merkezde durduğunu vurguladı. Bree, “Nisan, muhtemelen şimdiye kadar DeFi’de en fazla *hack* vakasının görüldüğü ay oldu” dedi ve teminat yapılarının işleyişi ile teknik zafiyetlerin anlaşılmasının giderek daha kritik hale geldiğini söyledi.
Son dönemde varlık seçiminde rol alan ‘kuratör’lerin risk denetimini sıkılaştırmaya başladığı da belirtiliyor. Bu eğilim, kurumsal sermaye gelmeden önce ek bir güvenlik katmanı oluşturma çabası olarak yorumlanıyor.
Kurumsal katılımı zorlaştıran diğer önemli unsur ise ‘muhasebe standartları’. Bree, “Sermaye blokzincire yatırıldığında, karşılığında ‘Receipt Token’ (makbuz token) benzeri bir varlık alınıyor. Bu token’lar adetsel olarak değil, değer bazlı artış gösteriyor” diyerek, şirketlerin finans direktörlerinin(CFO) bu yapıları hangi muhasebe kalemi altında izlemesi gerektiğine dair net bir kural seti bulunmadığını söyledi.
Bree’ye göre bugün Morpho’ya yaklaşık 10 ila 15 milyar dolar (yaklaşık 14,556–21,834 milyar won) arası varlık yöneten kurumsal oyuncular ilgi gösteriyor. Ancak *güvenlik açıkları*, *hukuki statü* ve *muhasebe işlemleri* konusunda süren belirsizlikler, bu kurumların fiilen piyasaya girmesini geciktiriyor.
Geleneksel finans ile blokzincirin yakınsaması kaçınılmaz bir yönelim olarak görülse de, sağlam bir güvenlik altyapısı, uyumlu regülasyon çerçevesi ve uygulanabilir muhasebe standartları olmadan büyük ölçekli para girişinin sınırlı kalacağı belirtiliyor. Sektör temsilcileri, özellikle ‘tokenleştirilmiş gerçek dünya varlıkları(RWA)’ alanının büyümesi için bugünlerin düzenleyici ve teknik altyapının yeniden şekillendiği kritik bir dönemeç olduğuna dikkat çekiyor.
Yorum 0