Küresel uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükseliş, altın piyasasının belirleyici değişkenlerinden biri olarak yeniden öne çıktı. Bütçe açığına dair endişeler ve enflasyon baskısı 'güvenli liman' talebini canlandırabilecek unsurlar olarak öne çıkarken, yüksek faiz oranları getiri sağlamayan altını elde tutmanın maliyetini artıran bir etken oldu.
MarketWatch'a göre ABD'de 30 yıllık tahvil faizi 18'inde yüzde 5,234'e yükselerek Haziran 2007'den bu yana en yüksek seviyesini gördü. ABD 10 yıllıklarda faiz yüzde 4,740'a çıkarken, Japonya'da 10 yıllık tahvil faizi yüzde 2,950, Almanya'da ise yüzde 3,270 olarak kaydedildi.
Uzun vadeli faizlerdeki yükseliş, hem devletlerin borçlanma maliyetini hem de piyasanın iskonto oranını birlikte yukarı çekiyor. Bu tablo, TokenPost'un ABD'de uzun vadeli faizlerin ve enerji fiyatlarının finansal piyasalar üzerinde baskı oluşturduğuna dair önceki haberiyle de örtüşüyor.
ABD İşgücü İstatistikleri Bürosu (BLS) verilerine göre Temmuz ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık bazda yüzde 0,1, yıllık bazda ise yüzde 3,4 arttı. Çekirdek TÜFE yıllık yüzde 2,5 yükselirken, Temmuz üretici fiyat endeksi (ÜFE) aylık bazda yatay seyretti.
Enflasyon verileri ani bir yeniden ısınmadan çok, fiyatların 'yapışkan' kalma riskine işaret etti. Bu durum, TokenPost'un Temmuz TÜFE verisinin yüzde 3,4 olarak açıklanmasının ardından faiz beklentilerinin dalgalandığına dair haberiyle de örtüşerek hem tahvil hem de altın fiyatlarını aynı anda etkiledi.
Altın, genellikle bütçe endişeleri, jeopolitik risk ve enflasyon kaygılarının arttığı dönemlerde bir değer saklama aracı olarak öne çıkıyor. Buna karşılık piyasa faizleri yükseldiğinde, getiri sağlamayan altını elde tutmanın fırsat maliyeti büyüyor.
Dünya Altın Konseyi (World Gold Council), 2026 yılının ilk çeyreğinde tezgah üstü işlemler dahil küresel toplam altın talebinin 1.231 tona ulaştığını, bunun bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 2 artışa denk geldiğini açıkladı. Talebin parasal karşılığı 193 milyar dolar olarak hesaplandı.
Kalemler bazında bakıldığında külçe ve madeni para talebi yüzde 42 artışla 474 tona ulaşırken, merkez bankalarının net alımları 244 ton oldu. Bu da yüksek fiyatlara rağmen altın talebinin bir kısmının fiziki yatırım ve kamu kesimi alımlarıyla desteklendiğini gösteriyor.
Buna karşılık borsa yatırım fonu (ETF) tarafındaki tablo karışıktı. Dünya Altın Konseyi, Haziran ayında küresel altın ETF'lerinden 8,9 milyar dolarlık çıkış yaşandığını bildirdi.
Yine de yılın ilk yarısının tamamında net giriş 8 milyar dolar olarak kaydedildi. Asya kaynaklı fonlar girişleri sürüklerken, Kuzey Amerika tarafında talep zayıf seyretti.
İkinci çeyrekte de yatırım talebi ile fiziki talep aynı yönde hareket etmedi. Yüksek fiyatlar mücevher talebini baskılarken, yatırım talebi ve merkez bankası alımları makroekonomik kaygıların bir yansıması oldu.
Bu nedenle 'tahvil piyasasındaki uyarı doğrudan altın talebinin artmasına yol açar' yorumu tek boyutlu kalıyor. Bütçe endişeleri ve jeopolitik riskler altın talebini destekleyebilir, ama tahvil faizleri ve dolar yükseldiğinde altın tutmanın fırsat maliyeti de büyüyor.
Dünya Altın Konseyi, 1 Temmuz'da yayımladığı '2026 Yılı Ortası Görünüm' raporunda, 26 Haziran itibarıyla mevcut koşullarda büyük bir değişiklik olmazsa altının ons başına 4.100 dolar civarında yüzde 5 aralığında hareket edebileceğini belirtti. Kurumun değerlendirmesine göre jeopolitik bir şok ya da faiz beklentilerinde aşağı yönlü bir revizyon gibi katalizörler devreye girerse fiyat ons başına 4.500 dolar civarına dönebilir.
Kısa vadeli fiyat tepkisi de karışık seyretti. Barron's'a göre altın, 18'inde gün içi işlemlerde petrol fiyatları ve ABD tahvil faizlerindeki yükselişin baskısıyla yüzde 0,4 gerileyerek ons başına 4.455,30 dolardan işlem gördü.
Buna rağmen altın aylık bazda yüzde 10'un üzerinde artıda bulunuyordu. Piyasanın odağı artık talebin artıp artmadığından çok, ETF, külçe-madeni para, merkez bankası ve mücevher talebinin her birinin hangi yöne gittiğine kayıyor.
Kaynaklar: MarketWatch, ABD İşgücü İstatistikleri Bürosu (BLS), Dünya Altın Konseyi (World Gold Council), Barron's.
Yorum 0