Amerika kıtasında kamu borcu yüksek olan ekonomiler, mali açık büyüdüğünde ülke risk priminde borcu düşük ekonomilere kıyasla neredeyse üç kat daha güçlü bir tepki gösteriyor. Risk primindeki bu yükselişin kısa vadeli enflasyon beklentilerini de etkilediği ortaya çıktı.
Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS), 19'unda (yerel saatle) yayımladığı “High public debt in the Americas: non-linear implications for risk premia and inflation expectations” başlıklı raporda, Amerika kıtasındaki yüksek kamu borcunun mali açık büyüdüğünde ülke risk primini daha sert şekilde salladığını ve kısa vadeli enflasyon beklentileri üzerindeki etkiyi de büyüttüğünü açıkladı.
Rapora göre bölgedeki kamu borcu, birçok ekonomide onlarca yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Raporu, aralarında Eduardo Amaral(Eduardo Amaral) BIS ekonomisti'nin de bulunduğu beş kişilik bir ekip hazırladı.
BIS'in 33 Amerika ekonomisi üzerinde yaptığı incelemeye göre son on yılda 27 ülkede gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYİH) oranla kamu borcu yükseldi. Bu ülkelerin yaklaşık yüzde 40'ında borç oranı 20 puandan fazla arttı, yaklaşık üçte birinde ise artış 10 ila 20 puan arasında kaldı.
Kamu borcunun faiz maliyeti de son on yılda genel olarak yükseldi. BIS, birçok ülkede faiz giderlerinin mali gelir artışını geride bıraktığını, bazı ülkelerde ise borç faizindeki yükün büyümesinde borç büyüklüğünden çok borçlanma maliyetindeki değişimin daha belirleyici olduğunu belirtti.
Raporun öne çıkan bulgusu, mali açığın piyasalar üzerindeki etkisinin borç seviyesine göre farklılaştığı yönünde oldu. BIS, 2015'in ilk çeyreğinden 2025'in dördüncü çeyreğine kadar 21 Amerika ülkesine ait üç aylık verileri inceledi ve ülke risk primi göstergesi olarak Gelişen Piyasalar Tahvil Endeksi (EMBI) spreadini kullandı.
Analize göre GSYİH'nin yüzde 1'ine denk gelen bir mali açık artışı yaşandığında, yüksek borçlu ekonomilerin EMBI spreadi, düşük borçlu ekonomilere kıyasla neredeyse üç kat daha güçlü tepki verdi. Faiz yükü ağır olan ekonomilerde de mali genişlemenin risk primi üzerindeki etkisi hem daha büyük hem daha uzun sürdü. BIS, bu sonucun hem dalgalı hem de sabit kur rejimine sahip ülkelerde de görüldüğünü açıkladı.
Risk primindeki yükseliş, enflasyon beklentileriyle de bağlantılı çıktı. BIS, ülke risk primi yükseldiğinde ulusal para biriminin zayıflaması, finansman maliyetlerinin artması ve merkez bankası bağımsızlığına yönelik endişeler üzerinden kısa vadeli enflasyon beklentilerinin de yükselebileceğini açıkladı. İthalat fiyatlarının artmasının ve şirketlerin borçlanma maliyetlerinin yükselmesinin fiyat ve ücret kararlarını da etkileyebileceği belirtildi.
Kamu borcu ve paraya duyulan güven tartışması zaman zaman kripto para piyasalarında da gündeme geliyor. Ancak BIS raporunda belirli bir varlık fiyatına ya da kripto para yatırım görünümüne dair herhangi bir değerlendirme yer almadı.
BIS, geçtiğimiz Haziran ayında yayımladığı yıllık ekonomik raporunda da yüksek kamu borcu ve finansal piyasa yapısındaki değişimlerin merkez bankalarının politika uygulamasını zorlaştırabileceğini belirtmişti. Bu yeni Amerika raporu, söz konusu değerlendirmeyi bölgesel verilerle daraltarak risk primi ve enflasyon beklentilerindeki hassasiyeti inceledi.
Rapor, mali tarafta güvenilir bir mali disiplin stratejisinin önemli olduğunu, parasal tarafta ise merkez bankası bağımsızlığının korunmasının makroekonomik istikrar için gerekli olduğunu vurguladı. Kamu borcunun yüksek olduğu dönemlerde mali politika, finansal piyasalar ve enflasyon beklentilerinin birbirinden bağımsız hareket etmediğini ortaya koyan bir analiz oldu.
Yorum 0