ABD'de uzun vadeli tahvil faizleri %5 civarına yükselirken Citadel Securities, Federal Rezerv'e (Fed) uzun vadeli faiz artışına karşı önceden harekete geçmesi çağrısında bulundu. Uzun vadeli faizlerdeki yükselişin konut kredileri, şirket yatırımları, yapay zeka altyapısı finansmanı ve hisse senedi değerlemeleri üzerinde baskı yaratabileceği değerlendirmesi yapıldı.
Citadel Securities Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgesi tahvil satış başkanı Nohshad Shah, şirketin 5 Eylül'de yayımladığı analizde "Sorunun kaynağı uzun vadeli segment ve Fed, eğrinin önünde olmalı" dedi. Bu ifade, uzun vadeli faiz hareketinin yalnızca politika faizi patikasıyla açıklanamayacak bir seviyeye ulaştığı anlamına geliyor.
Fed'in 8 Eylül'de yayımladığı H.15 faiz verilerine göre ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,78, 30 yıllık tahvil faizi ise %5,24 olarak kaydedildi. 10 yıllık reel faiz %2,43, 30 yıllık reel faiz ise %2,96 seviyesinde gerçekleşti.
10 yıllık tahvil faizi Eylül başında gün içi işlemlerde %4,814'e kadar çıkarak Kasım 2023'ten bu yana en yüksek seviyeyi gördü. ABD 10 yıllık tahvil faizinin %4,75'e yaklaştığı önceki dönemin ardından bu yükselişin sürmesiyle uzun vadeli faizlerin tavanına ilişkin tartışmalar da büyüdü.
Uzun vadeli faizler, vadesi uzun devlet tahvillerine ve kredilere uygulanan faiz oranlarıdır. Piyasanın enflasyon beklentisi, mali yük, tahvil arz miktarı ve yatırımcıların talep ettiği risk primi bu faizlere birlikte yansır ve politika faizinden daha uzun vadeli finansal ürünlerin fiyatını doğrudan etkiler.
Shah, uzun vadeli tahvillere eklenen ek getiri olan vade priminin yükselmesi halinde Fed'in kısa vadeli politika faizini değiştirmese bile finansal koşulların sıkılaşabileceğini belirtti. Konut ve şirketlerin fon maliyetinin artabileceğini, gelecekteki nakit akışlarını yoğun biçimde yansıtan büyüme hisselerinin değerlemesinin de baskı altında kalabileceğini açıkladı.
Shah, uzun vadeli faizlerdeki yükselişin arka planında enflasyon belirsizliği, mali bozulma, tahvil arzının genişlemesi, büyük teknoloji şirketlerinin fon ihtiyacı ve Fed'in politika tepkisine ilişkin belirsizliği gösterdi. ABD'nin mali borçlanmasının genişlemesi ve uzun vadeli tahvillere yönelik likidite desteğinin aynı anda piyasa değişkeni haline gelmesi, daha önceki tahvil faizi haberlerinde de ele alınmıştı.
Fed, 29 Temmuz'da federal fon faizi hedef aralığını %3,50-3,75 seviyesinde sabit tuttu. O dönemde Federal Açık Piyasa Komitesi, ekonomik faaliyetin sağlam bir hızla genişlediğini ancak enflasyonun %2 hedefinin üzerinde seyrettiğini açıklamıştı.
Shah, enflasyonun yeterince yavaşlamadığı yönündeki değerlendirmenin güçlenmesi halinde Eylül ayında yapılacak bir faiz artırımının uzun vadeli faizlerin istikrara kavuşması için bir sinyal olabileceğini öngördü. Bu görüş, Citadel Securities bünyesindeki bir analistin değerlendirmesi olup Fed'in resmi kararını veya kesinleşmiş bir politika patikasını ifade etmiyor.
Uzun vadeli faizlerdeki yükseliş yalnızca tahvil piyasasıyla sınırlı kalmıyor. Mortgage faizleri, şirket tahvili faizleri, şirketlerin sabit yatırım maliyetleri ve hisse senetlerinin iskonto oranı üzerinde zincirleme etki yarattığı için genel finans piyasasındaki fon tercihini değiştirebiliyor.
Özellikle yapay zeka altyapısı gibi büyük ölçekli fon ihtiyacı olan alanlar, uzun vadeli faiz değişimine karşı duyarlı olabiliyor. Ancak gerçek etki, şirketlere göre değişen fon yapısı, nakit akışı ve yatırım zamanlamasına bağlı olarak farklılaşıyor.
ABD'deki uzun vadeli faizler, Türkiyeli yatırımcılar açısından da ABD büyüme hisseleri ve riskli varlıkların iskonto oranını ölçmede kullanılan önemli bir makro değişken olarak izleniyor. Ancak yalnızca uzun vadeli faiz seviyesine bakarak belirli bir varlığın fiyat yönünü kesin olarak öngörmek mümkün değil.
Bir sonraki Federal Açık Piyasa Komitesi toplantısı 15-16 Eylül'de yapılacak. Fed'in uzun vadeli faiz artışına ilişkin bir politika mesajı verip vermeyeceği merakla bekleniyor.
Uzun vadeli faizlerin gelecekteki seyri enflasyon, istihdam, tahvil ihraç miktarı ve Fed'in politika sinyallerine göre değişebilir. Citadel Securities'in çağrısının somut bir politika değişikliğine yol açıp açmayacağı Eylül toplantısının sonuçlarıyla netlik kazanacak.
Yorum 0