Kripto piyasalarında dikkatleri üzerine çeken RWA (gerçek varlıkların tokenlaştırılması) alanıyla ilgili önemli tespitler, MEXC Ventures tarafından yayımlanan son raporla gündeme geldi. 24’ünde (yerel saatle) TokenPost’a göre paylaşılan analizde, hızlı büyüme sinyalleri veren bu pazarın arkasında bazı ‘yapısal sınırlamalar’ ve ‘istatistiksel yanılgılar’ bulunduğu belirtiliyor. Rapora göre, RWA teknolojisi mevcut finansal sistemi devrim niteliğinde değiştirmekten ziyade, daha çok ‘işletme verimliliğini artıran bir araç’ olarak konumlanıyor.
2026 yılı itibarıyla RWA pazarının boyutu yaklaşık 185 milyar dolar olarak tahmin edilirken, bu rakam yüzeyde gerçek varlıkların kapsamlı bir şekilde blokzincir ortamına aktarıldığı izlenimini yaratıyor. Ancak MEXC Ventures, bu büyüklüğün büyük bir kısmının Tether(USDT) ve Circle’ın USDC’si gibi ‘sadece itibari para teminatlı’ stabil kripto paralardan kaynaklandığını, gerçek anlamda tokenlaştırılmış varlıkların tutarının 15 ila 20 milyar dolar arasında değiştiğini belirtiyor. Bu da toplam finansal piyasa içinde son derece sınırlı bir yer tuttuğunu gösteriyor. *Yorum: Mevcut hacim, RWA'ların gerçek potansiyelini yansıtmakta yetersiz.*
Rapor ayrıca, tokenlaştırılmış piyasalarda yaşanan büyümenin ‘baz etkisi’ üzerinden abartıldığını savunuyor. Örneğin, tokenlaştırılmış ABD hazine bonolarının değeri 18 ayda 4 milyar dolara ulaşmış olsa da, bu rakam ABD’nin toplam 27 trilyon dolarlık tahvil piyasası içinde sadece yaklaşık %0,015’lik bir kesiti temsil ediyor. Bu gibi sınırlı oranlardan yola çıkarak ‘doğrusal bir gelecek projeksiyonu yapılmasının’ sağlıklı olmadığı uyarısı yapılıyor.
RWA tokenlarının teorik avantajları arasında sayılan ‘bölünebilir mülkiyet’, ‘24 saatlik işlem olanakları’ ve ‘anlık ödemeler’ gibi cazip özellikler de pratikte yasal ve teknik sınırlamalara takılıyor. Zira mevcut piyasa yapıları içinde ETF’ler veya REIT gibi araçlar halihazırda yatırımcıya parçalı mülkiyet imkânı sunarken, borsalardaki işlem saatleri de çoğu zaman likidite açısından bilinçli bir tercihe dayanıyor. Ayrıca, blokzincirin sunduğu hızlı kayıt güncellemeleri sistem genelinde mutlak sonuç doğurmuyor; eğer işlem hukuken tescillenmiyorsa, işlemin geçerliliği sorgulanabiliyor.
Diğer yandan teknik altyapılar da henüz tüm sorunları çözebilmiş değil. Özellikle fiziksel varlık ile token arasındaki bağlantıyı sağlamakla yükümlü olan *Oracle (veri sağlayıcı)* sistemler, üçüncü taraf doğrulamalara ihtiyaç duyuyor. Bu durum, ‘güven maliyetini’ artırıyor. Buna ek olarak, sahiplik anlaşmazlıklarında blokzincir verilerinin değil, geleneksel tapu ya da hukuki belgelerin esas alınması gibi pratikler de bu teknolojinin yaygın benimsenmesinin önündeki önemli engellerden biri olarak öne çıkıyor. RWA’ların çoğunlukla sadece belirli sayıda profesyonel yatırımcıya sunulması da kitlesel kullanımın önünü kesiyor.
Tüm bu sınırlamalara karşın, MEXC Ventures raporu, BlackRock ve JP Morgan gibi dev finans kuruluşlarının RWA konusunda yaptığı yatırımlara dikkat çekiyor. Bu kurumlar için tokenlaştırma, mevcut arka ofis sistemlerini modernize etme ve ödeme süreçlerini otomatikleştirme gibi *operasyonel verimlilik kazanımları* sunuyor. Dahası, RWA’nın sunduğu *güvenilirlik artışı* ve *maliyet avantajı*, sınırlı da olsa şimdiden ispatlanmış durumda.
Sonuç olarak, RWA pazarının kısa vadede geleneksel finansı kökten değiştirmesi beklenmese de, mevcut altyapı içinde ‘evrimsel bir büyüme modeli’ benimsemesi daha olası görünüyor. Rakamların ötesinde, bu teknolojinin gerçek değerinin; piyasadaki etkinliği artırarak güven yapısını iyileştirme kapasitesiyle ölçülmesi gerektiği vurgulanıyor.
Yorum 0