Uluslararası kripto para piyasasında *stablecoin* kullanılarak yürütülen yasa dışı para hareketleri hızla büyüyor. 2025 yılı boyunca yaklaşık 1,410 milyar dolar (yaklaşık 204 trilyon 9.179 milyar won) tutarındaki *stablecoin* akışının suç ve yaptırım kaçışı odaklı ağlara yöneldiği tespit edildi. Fiyatı görece sabit olan *stablecoin*lerin ‘öngörülebilir ödeme aracı’ olması, suç örgütleri için cazip bir seçenek haline geldiği şeklinde yorumlanıyor.
Analizler, bu yasa dışı trafiğin piyasanın geneline dağılmadığını, belirli ağlarda yoğunlaştığını gösteriyor. Yani kripto ekosisteminin tamamı yaygın biçimde suç için kullanılmıyor; bunun yerine, özellikle yaptırım kaçışı ve kara para aklama için özelleşmiş dar bir ağ grubunda *stablecoin* yoğun biçimde tercih ediliyor. Böylece *stablecoin*ler, ‘klasik bankacılık sisteminin dışındaki değer transfer kanalı’ olarak işlev görmüş oluyor.
Kaynak: TRM Labs, Stablecoin.com ve diğer zincir analiz şirketleri; veriler 2025 ve 2026 başı dönemi esas alınarak derlenmiştir.
Yorum: Bu tablo, *stablecoin* ekosisteminin yapısal risklerine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıyor.
‘Yaptırım kaçışı ağları’ yasa dışı akışın yüzde 80’den fazlasını oluşturuyor; sadece Rusya bağlantılı bir tokende 720 milyar dolar düzeyinde işlem tespit edildi. *TRM Labs* verilerine göre 2025 itibarıyla zincir üzerindeki yasa dışı kripto transferlerinin yaklaşık yüzde 86’sı ‘yaptırım bağlantılı’ hareketlerden oluşuyor. Bu trafiğin büyük kısmında *stablecoin*ler kullanılıyor ve özellikle Rus rublesine endeksli tek bir tokende yaklaşık 720 milyar dolarlık (yaklaşık 104 trilyon 5.449 milyar won) hacim göze çarpıyor.
Rapor, bu ağın yalnızca Rusya içinde kapalı bir yapı olmadığının altını çiziyor. Rusya bağlantılı cüzdan ve servislerin yanı sıra, Çin, İran, Kuzey Kore ve Venezuela gibi yaptırım altındaki ülkelere ait cüzdanlarla da kesişen fon hareketlerinin görüldüğü belirtiliyor. Böylece birden çok yaptırım ülkesini birbirine bağlayan bir ‘köprü’ işlevini *stablecoin*lerin üstlendiği yorumları öne çıkıyor.
*Stablecoin*lerin bu kadar çok tercih edilmesinin nedeni basit: fiyat oynaklığının görece düşük olması, transferlerin hızlı gerçekleşmesi ve likiditenin bol olması. Yaptırım odaklı ağlar açısından bakıldığında, varlık fiyatında ani düşüş riski taşımadan sınır ötesi ödemeler yapılabiliyor. Zincir üzerindeki işlemler teoride takip edilebilir olsa da, geleneksel itibari para sistemine kıyasla daha gevşek düzenlemelerin bulunduğu alanlar suç grupları tarafından avantaj olarak kullanılıyor.
Rapor, ‘escrow’ ve ‘garanti’ pazarlarının da önemli bir risk bölgesi haline geldiğine işaret ediyor. Aracı görevi gören bazı escrow ve garanti platformlarında yıllık onlarca hatta yüz milyarlarca dolarlık işlemin sadece *stablecoin* ile döndüğü tahmin ediliyor. Bu platformların çoğu, yüksek tutarlı işlemleri üçüncü tarafın garanti ettiği bir modelle çalışıyor ve bu yapı; yasa dışı silah ticareti, yaptırım ihlali içeren mallar ve kaçak ürünlerin ödemeleri için kullanılma riski taşıyor.
Diğer zincir analiz şirketleri olan *Chainalysis* gibi kurumlar da insan ticareti, fuhuş ağları ve çeşitli eskort servisleri gibi alanlara yönelen kripto para akışında son dönemde keskin bir artış olduğuna dikkat çekiyor. Bu alanlarda Bitcoin(BTC) veya Ethereum(ETH) yerine *stablecoin*lerin açık şekilde daha fazla tercih edildiği ifade ediliyor. Alıcı ve satıcıların, ‘kâr potansiyelinden’ çok ‘ödeme kesinliğine ve likiditeye’ öncelik verdiği belirtiliyor.
Sonuçta *stablecoin*ler, ‘fiyat öngörülebilirliği’ ve ‘nakde çevrilebilirlik’ gibi temel avantajları sayesinde yüksek riskli yasa dışı pazarlarda güvenilen bir ödeme aracı haline geliyor. Klasik banka havalesine kıyasla daha hızlı transfer imkânı sunmaları ve yarı otomatik KYC veya AML sistemlerinin denetiminden görece daha rahat kaçılabilmesi de bu tercihleri güçlendiriyor.
Tüm kripto para suçları doğrudan *stablecoin*le başlamıyor. Raporlar, dolandırıcılık (scam), fidye yazılımları ve borsa veya cüzdan hack’lerinde ilk talep edilen varlıkların hâlâ çoğunlukla Bitcoin veya Ethereum olduğunu ortaya koyuyor. Saldırganlar, mağdurlardan genellikle BTC veya ETH istiyor; çünkü bu varlıklar en bilinen ve en yaygın kullanılan kripto para birimleri.
Ancak suç örgütleri, ilk etapta Bitcoin veya Ethereum olarak elde ettikleri fonları, kara para aklama sürecinin ileri aşamalarında giderek daha fazla *stablecoin*e çeviriyor. Amaç, dalgalı fiyatlar yüzünden değer kaybı yaşamadan, birden fazla zincir arasında daha az sayıda işlemle fonları ‘temizlemek’ ve yeniden konumlandırmak. Uygulamada bu genellikle şöyle işliyor: Borsa hack’iyle çalınan Bitcoin önce mixer veya köprü servislerinde parçalanıyor, ardından bir kısmı DeFi protokolleri üzerinden *stablecoin*lere dönüştürülüyor. Son aşamada ise OTC brokerlar veya zayıf denetime sahip borsalar aracılığıyla nakde veya başka varlıklara geçiliyor. Bu süreçte *stablecoin*ler hem ‘değer saklama aracı’ hem de ‘ödeme aracı’ rolünü üstlenerek suç fonlarının iskeletini oluşturuyor.
Tüm bu risklere rağmen *stablecoin* piyasasının büyümesi hız kesmiyor. Stablecoin.com’un verilerine göre 2026 başı itibarıyla küresel *stablecoin* piyasa değeri 2.700 milyar doların (yaklaşık 390 trilyon 6.663 milyar won) üzerine çıkmış durumda. Başlıca *stablecoin*lerin toplam değeri sürekli olarak ‘orta-yüksek yüz milyarlarca dolar’ bandının üstünde seyrediyor ve bunun önemli bölümü itibari para teminatlı, yani fiat endeksli *stablecoin*lerden oluşuyor.
İhraççı bazında bakıldığında, pazarın neredeyse tamamı iki şirketin kontrolünde. Tether’in USDT’si yaklaşık 1.800 milyar dolar (yaklaşık 260 trilyon 4.420 milyar won) piyasa değeriyle toplam *stablecoin* piyasasının üçte ikisinden fazlasını oluşturuyor. Circle tarafından ihraç edilen USD Coin(USDC) ise 700 milyar doların (yaklaşık 101 trilyon 2.783 milyar won) üzerindeki değeriyle ikinci sırada. Bu iki varlık birlikte, küresel *stablecoin* piyasa değerinin yüzde 90’ından fazlasını temsil ediyor.
Bunlara ek olarak Ethena USDe, Dai(DAI) ve PayPal USD gibi daha küçük paya sahip birkaç *stablecoin* daha pazarda yer kaplıyor. Pazar payları sınırlı olsa da, teminat yapısı ve ihraç modelinde birbirinden farklı deneysel projelerin ortaya çıkması, *stablecoin* arzının çeşitlendiğine işaret ediyor. Öte yandan, piyasa gücünün bu denli az sayıda ihraççıda toplanmış olması, belirli token veya şirketlere yönelik olası düzenleyici müdahalelerin ya da güven krizi senaryolarının hem genel piyasa hem de suç amaçlı kullanım kalıpları üzerinde sert etki yaratabileceği uyarılarına yol açıyor.
Son yayımlanan raporlar, *stablecoin*lerin sadece ‘dolar benzeri ödeme aracı’ olmanın ötesine geçip, yaptırım kaçışı ve yasa dışı ticarette altyapı rolü oynadığını ortaya koyuyor. Piyasa değeri artık yüzlerce milyar dolarlık ölçeğe ulaşan bu alanın şeffaflığı ve düzenleme çerçevesi, kripto endüstrisinin geneline dair güven tartışmalarını doğrudan etkiliyor.
Dünya genelinde düzenleyici kurumlar ve uluslararası örgütler, yaptırım kapsamındaki cüzdan ve servisler için zincir üzerindeki gözetimi sıkılaştırırken, *stablecoin* ihraççılarının açıklama ve uyum yükümlülüklerini artırmaya dönük adımlar atıyor. Aynı zamanda sektör içinden de riskli ağ ve pazar yerlerini listeleyen veri tabanları, cüzdan kara listeleri ve işlem risk skorlama sistemleri gibi özdenetim araçlarının yaygınlaştığı görülüyor.
Öte yandan *stablecoin*lerin meşru kullanım alanı da son derece geniş. DeFi ekosistemi, sınır ötesi ödemeler ve zincir üstü ödeme çözümleri büyük ölçüde bu varlıklara dayanıyor. Bu nedenle aşırı katı düzenlemelerin, yenilikçi kullanım alanlarını bastırabileceği ve *stablecoin* tabanlı finansal altyapının büyümesini yavaşlatabileceği yönünde endişeler bulunuyor. Piyasada, *stablecoin*ler için standart muhasebe ve şeffaflık kurallarının nasıl şekilleneceği ile uluslararası AML ve yaptırım uygulama iş birliğinin hangi seviyede kurumsallaşacağı, bu varlık sınıfının önümüzdeki dönemdeki büyüme patikasını ve suç amaçlı kullanım oranını büyük ölçüde belirleyecek temel faktörler olarak görülüyor.
Yorum: *Stablecoin*ler, bir yandan küresel kripto pazarının omurgası haline gelirken, diğer yandan kara para aklama ve yaptırım kaçışı ekosisteminin de merkezine yerleşmiş durumda. Düzenleyici dengenin nasıl kurulacağı, hem piyasanın hem de suç ekonomisinin geleceğini doğrudan şekillendirecek.
Yorum 0