Ripple(Ripple) CEO’su Brad Garlinghouse, dijital varlık düzenleme tasarısı ‘CLARITY’ yasasının 2026 Nisan’ına kadar kabul edilme olasılığını ‘yüzde 90’ olarak gördüğünü açıkladı. Fox Business’e verdiği röportajda, özellikle son dönemde Beyaz Saray’da yapılan görüşmeler sonrasında Washington’daki sürecin artık ‘soyut tartışma’dan çıkıp somut *politika uyumlaştırma* aşamasına girdiğini vurguladı. ‘CLARITY’ tasarısının yasalaşması halinde hem Ripple hem de XRP dahil geniş dijital varlık piyasası için ‘düzenleyici netlik’ beklentisi güçlenmiş durumda.
Garlinghouse, Washington’da *dijital varlık piyasa yapısını* konu alan yasa görüşmelerinin geçmişe kıyasla “çok daha gerçekçi bir rotaya” oturduğunu belirterek, CLARITY yasasının geçme ihtimaline dair beklentisini yukarı yönlü revize ettiğini söyledi. Onun değerlendirmesine göre uzun süre düzenleme sürecini tıkayan ‘büyük resim’ anlaşmazlıkları büyük ölçüde çözüldü ve tartışma artık ‘detay maddeleri nasıl yazılacak’ seviyesine inmiş durumda.
Ripple CEO’su, son haftalarda yalnızca kongre üyeleriyle değil, Beyaz Saray, kripto şirketleri, geleneksel finans kuruluşları ve banka temsilcilerinin de aynı masaya oturduğu toplantıların sıklaştığını aktardı. Garlinghouse, “Katılımcı sayısı ve profili büyüdükçe normalde uzlaşma süreci yavaşlar. Ancak şu an herkes *ne kadar taviz verebileceğini* hesaplıyor” diyerek sürecin bir tür ‘pazarlık son düzlüğüne’ girdiğini savundu.
Washington kulislerini takip eden uzmanlar da benzer bir tablo çiziyor. Onlara göre, son *kapalı kapılar ardındaki* görüşmelerle birlikte kalan anlaşmazlık alanları artık ‘siyasi kutuplaşma’ değil, ‘teknik ayar’ düzeyine inmiş durumda. Garlinghouse da bu noktaya dikkat çekerek, CLARITY tartışmasının artık “partiler arası polemik konusu değil, pratikte nasıl işleyecek bir çerçeve kuracağız meselesi” haline geldiğini söyledi.
Süreçte rol alan kilit isimlerin, kalan politika başlıklarını 1 Mart 2026’ya kadar olabildiğince toparlamak üzere kendi aralarında bir ‘iç takvim’ belirledikleri konuşuluyor. ABD’de *ara seçim* takvimi yaklaştıkça Kongre gündeminin sıkışması beklendiği için bu tarih, kulislerde ‘yasama için altın zamanlama’ olarak görülüyor. Piyasa tarafında ise, bu dönemde somut ilerleme çıkmaması halinde tasarının seçim sonrasına sarkabileceği uyarısı da yapılıyor.
‘CLARITY’ tasarısının tam adı ‘Dijital Varlık Piyasası Açıklık Yasası(Digital Asset Market Clarity Act)’. Tasarının özü, dijital varlıkları ‘menkul kıymet’ ve ‘emtia’ olarak ikiye ayırmak ve bu iki kategoriye uygulanacak düzenleyici çerçeveyi federal düzeyde netleştirmek. Taslaktaki genel hatlara göre, yatırım sözleşmesi niteliği ağır basan token’lar *menkul kıymet düzenleyicisinin* kapsamına girerken, emtia ya da para benzeri işlev gören dijital varlıklar Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu(CFTC) denetimine bırakılacak.
Bu yapı, özellikle ABD menkul kıymet mevzuatında yıllardır tartışma konusu olan ‘ne menkul kıymettir?’ sorusundaki belirsizliği azaltmayı hedefliyor. Böylece Ripple’ın da uzun süre muhatap olduğu türden davaların sistemik risk olmaktan çıkması ve sektörün regülasyon riskini daha rahat öngörebilmesi bekleniyor. Tasarıyı destekleyenler, *düzenleyici netlik* sağlandığında ABD’deki kripto şirketlerinin daha öngörülebilir bir zeminde çalışacağını, kurumsal yatırımcılar ile geleneksel finans kurumlarının da piyasaya giriş bariyerinin düşeceğini savunuyor. ‘Yorum’ ABD dışına lisans ve geliştirme faaliyetlerini kaydıran projelerin de yeniden ABD piyasasını değerlendirmeye başlayabileceği sık dile getirilen senaryolardan biri.
Bununla birlikte, CLARITY sürecindeki en kritik başlığın ‘stablecoin’ler olduğu açıkça görülüyor. Özellikle dolar cinsi rezervle tamamen desteklenen *rezerv temelli stablecoin* ihraççılarının, bu rezervlerin getirisini kullanarak kullanıcılara *getiri sunan ürünler* sağlayıp sağlayamayacağı tartışmanın merkezinde. Bankacılık sektörü, böyle bir modele izin verilmesi halinde mevduatın kayda değer kısmının bankalardan stablecoin ekosistemine kayabileceği ve böylece geleneksel sistemin *mevduat tabanının* aşınabileceği uyarısı yapıyor. Kripto şirketleri cephesinde ise, aşırı kısıtlamalar halinde ABD merkezli stablecoin’lerin küresel rekabet gücünü kaybedeceği ve hem ihraççıların hem de kullanıcıların daha gevşek düzenlenen yargı bölgelerine kayacağı argümanı öne çıkıyor.
Kongre’ye sunulan bazı değerlendirme dokümanlarında ‘rezervlerin tamamının güvenli varlıklarda tutulması’, ‘getiri dağıtım mekanizmasının menkul kıymet benzeri ürünlerden hukuken ayrıştırılması’ gibi *ara formüller* üzerinde çalışıldığı bildiriliyor. Fakat neyin tam olarak ‘getiri sunumu’ sayılacağı ve bu alanda hangi kurumun son söz sahibi olacağı konularında görüş birliği sağlanmış değil.
Garlinghouse, SEC ile süren Ripple davası deneyimini örnek vererek, yalnızca mahkeme kararları üzerinden ilerlemenin sektör genelinde belirsizliği gideremeyeceğini vurguladı. Ona göre, Ripple davasında kısmi olarak olumlu sayılabilecek ilerlemeler yaşanmış olsa da, tek tek projelerin yıllar süren davalarla kendi durumlarını netleştirmeye çalıştığı bugünkü yapı “inovasyon hızını aşağı çeken, verimsiz bir model”. Garlinghouse, hem sektör hem de yatırımcılar açısından *net ve öngörülebilir* bir ‘oyun kitabına’ (rulebook) ihtiyaç olduğunu, CLARITY yasasının geçmesi halinde XRP dahil geniş bir dijital varlık yelpazesinin hukuki statüsünün daha belirgin hale gelebileceğini savunuyor.
Piyasa cephesinde bu tartışmaların Ripple ve XRP’ye *olumlu yansıyabileceği* yönünde temkinli bir iyimserlik var. Daha önce Grayscale, Bitcoin(BTC)’in ardından XRP’nin piyasalarda en çok ilgi çeken ikinci dijital varlık olduğuna dikkat çeken analizler yayımlamış, XRP borsa yatırım fonu(ETF) senaryosuna yönelik talep dinamiklerini inceleyen raporlar gündeme gelmişti. Ancak *düzenleyici çerçeve* netleşmeden bu beklentileri somut ürün ya da fiyat projeksiyonuyla doğrudan ilişkilendirmenin sağlıklı olmadığına dair uyarılar da aynı anda dile getiriliyor.
Siyasi tahmin platformu Polymarket gibi mecralarda ise, CLARITY yasasının belirlenen süre içinde Kongre’den geçeceğine yönelik *bahis pozisyonlarının* son dönemde belirgin şekilde arttığı görülüyor. Bu durum, Garlinghouse’un beyanlarından bağımsız olarak piyasa katılımcılarının da Washington’daki yasama havasındaki değişimi fiyatlamaya başladığı şeklinde yorumlanıyor. Uzmanlar önümüzdeki birkaç ayı, ABD’de *dijital varlık regülasyonu* için kritik bir eşik olarak görüyor. Şu an Beyaz Saray, Kongre ve iki büyük partinin liderlik katmanları, *her ne şekilde olursa olsun* dijital varlıklara dair bir ‘üst çerçeve’ oluşturulması gerektiği konusunda genel bir mutabakata sahip. Ancak seçim atmosferi sertleştikçe bu başlığın gündem önceliği kaybedebileceği endişesi de var.
Sonuç olarak, CLARITY yasasının geleceği; kalan anlaşmazlıkların ne kadar hızlı çözülebileceğine ve ara seçimler öncesinde siyasi uzlaşmanın sağlanıp sağlanamayacağına bağlı görülüyor. Garlinghouse’un telaffuz ettiği ‘yüzde 90’ olasılık, hem Washington içindeki uzlaşma zeminindeki güçlenmenin sinyali, hem de bu fırsat penceresinin kaçırılması halinde sektörün yeniden *uzun bir belirsizlik dönemine* girebileceğine dair bir uyarı niteliği taşıyor.
Yorum 0