Fransız bankacılık devi Société Générale, kendi euro stabil kripto parası ‘EUR CoinVertible(EURCV)’i XRP Ledger(XRPL) üzerinde de piyasaya sürerek ‘çoklu ağ’ stratejisini hızlandırdı. Böylece bankanın dijital tokeni, Ethereum(ETH) ve Solana(SOL) sonrası üçüncü halka açık blokzincirde işlem görmeye başladı. ‘euro stabil kripto para’, ‘XRP Ledger(XRPL)’ ve ‘çoklu ağ (multi-chain) stratejisi’ başlıkları özellikle öne çıkıyor.
Société Générale, dijital varlık odaklı iştiraki ‘SG Forge’ üzerinden euro endeksli stabil kripto para ‘EUR CoinVertible’i işletiyor. ‘EURCV’ yüzde 100 oranında euro nakit mevduat ve yüksek likiditeli menkul kıymetlerle destekleniyor. Token, Avrupa Birliği’nin kripto varlık düzenleme çerçevesi olan ‘MiCA (Kripto Varlık Piyasaları Düzenlemesi)’ hükümlerine uyumlu olacak şekilde tasarlandı. ‘yorum’ Bu yapı, özellikle Avrupa’daki kurumsal yatırımcılar için düzenleyici riskleri azaltmayı hedefleyen bir model olarak öne çıkıyor ‘yorum’.
Piyasa verilerine göre EUR CoinVertible’in dolaşımdaki arzının toplam değeri yaklaşık 65,8 milyon euro seviyesinde. Piyasa veri platformu CoinGecko(CoinGecko), bu hacmi euro stabil kripto paralar arasında piyasa değeri bazında üçüncü sırada konumlandırıyor. Bu tablo, ‘dolar stabil kripto para’ ağırlıklı küresel piyasada euro bazlı ürünlere yönelik ilginin kademeli biçimde arttığına işaret ediyor.
SG Forge, EUR CoinVertible’in XRP Ledger’a taşınmasını, ‘şeffaflık, güvenlik ve ölçeklenebilirliği aynı anda sunan düzenleme uyumlu kripto varlıkları birden fazla ağda erişilebilir kılma stratejisinin devamı’ olarak tanımlıyor. Sadece tek bir blokzincire bağımlı kalmak yerine ‘çoklu ağ’ dağıtım modeli tercih edilerek, kurumlar ve şirketlerin farklı altyapı ortamlarında euro bazlı ‘on-chain’ ödeme ve mutabakat süreçlerinden faydalanabilmesi hedefleniyor.
XRP Ledger’ın teknoloji ortağı Ripple(Ripple) tarafı da Société Générale’in attığı bu adımı stratejik bir genişleme hamlesi olarak değerlendiriyor. Ripple Avrupa ve Birleşik Krallık Genel Müdürü Cassie Craddock(Cassie Craddock), Société Générale’i ‘Avrupa’daki finans kuruluşları arasında dijital varlık altyapısı kurma konusunda erken harekete geçen öncü aktörlerden biri’ diye nitelendiriyor. Craddock, Ripple teknolojisinin, büyük bankaların talep ettiği yüksek operasyonel süreklilik ve güvenlik kriterlerini karşıladığını vurguluyor.
SG Forge Üst Yöneticisi (CEO) Jean Marc Stenger(Jean Marc Stenger), EUR CoinVertible’in XRP Ledger üzerinde de ihraç edilmesini, ‘dijital varlık çözümleri portföyünün erişim alanını genişleten ve yeni nesil düzenlemelere uyumlu kripto ürünlerin geliştirilmesini hızlandıran yeni bir aşama’ olarak tanımlıyor. ‘yorum’ Özellikle geleneksel bankacılık kurumlarının bizzat ihraç ettiği euro stabil kripto paraların, giderek daha fazla halka açık blokzincire yayılması; Avrupa’daki kurumsal yatırımcıların ‘on-chain’ ödeme, menkul kıymet mutabakatı ve tokenleştirilmiş varlık takası alanlarında bu enstrümanları daha fazla kullanabileceği beklentisini güçlendiriyor ‘yorum’.
Euro stabil kripto para ekosistemi halen dolar endeksli tokenlere kıyasla görece küçük kalsa da, MiCA düzenlemesinin yürürlüğe girmesiyle birlikte ‘düzenleyici netlik’ avantajı sayesinde önemli bir büyüme potansiyeli barındırdığı görüşü yaygınlaşıyor. Société Générale gibi büyük bankaların doğrudan euro stabil kripto para ihraççısı olarak sahneye çıkması, stabil kripto paraların yalnızca ‘trade’ aracı olmaktan çıkarak kurumlar arası bir ‘ödeme ve mutabakat altyapısı’na dönüşme ihtimalini artıran gelişmeler arasında görülüyor.
Lüks turizm odaklı emlak projelerinin blokzincir üzerinde tokenleştirilerek yatırımcılara parçalı mülkiyet yoluyla açılması yönündeki girişimler de hız kazanıyor. Bu yaklaşım, merkeziyetsiz finans (DeFi) ile reel varlıkların dijitalleştirilmesi arasındaki bağı güçlendirirken, daha önce yalnızca sınırlı sermayeli bir yatırımcı grubunun erişebildiği ‘yüksek segment’ gayrimenkul varlıklarına yeni bir yatırım kanalı sunuyor.
World Liberty Financial(World Liberty Financial), Securitize(Securitize) ve DarGlobal(DarGlobal) ile birlikte Maldivler’de inşa süreci devam eden ‘Trump International Hotel & Resort, Maldives’ projesine ilişkin kredi gelir haklarını tokenleştirmeyi amaçlayan yeni bir girişim duyurdu. Söz konusu ultra lüks resort projesi, DarGlobal ile Trump Organization(Trump Organization) ortaklığında geliştiriliyor ve hedeflenen tamamlanma tarihi 2030 olarak açıklanmış durumda.
Planlamaya göre resort kompleksi, sahil şeridi ve su üzeri platformlara yerleştirilecek yaklaşık 100 adet ultra lüks villadan oluşacak. Geliştirilecek tokenleştirilmiş menkul kıymetler; otelin operasyonel kârlılığından doğan sabit gelir unsurları, kredi faizleri ve ileride olası satıştan elde edilebilecek gelir paylarını bir araya getiren yapılandırılmış bir ürün formunda kurgulanıyor. Bu menkul kıymetlerin, menkul kıymet mevzuatı çerçevesindeki muafiyet hükümleri kullanılarak yalnızca nitelikli ve yurt dışı yatırımcılara yönelik ‘özel yerleştirme’ yöntemiyle sunulması planlanıyor.
Bu yeni girişim 18’inde (yerel saatle), ABD’nin Florida eyaletindeki Mar-a-Lago tesisinde düzenlenen ‘World Liberty Forum(World Liberty Forum)’ etkinliğinde kamuoyuna açıklandı. World Liberty Financial açısından bakıldığında bu adım, şirketin kendi dolar stabil kripto parası ‘USD1’i tanıtmasının ardından, gayrimenkul tokenleştirme alanına yönelik ilk büyük ölçekli hamlesi olması nedeniyle dikkat çekiyor.
Başkan Trump, etkinlikte yaptığı konuşmada World Liberty Financial’i kurma motivasyonunu, ‘dünyanın her köşesindeki kullanıcılara DeFi’ye erişim imkânı sağlamak’ olarak özetledi. Trump, bu yeni projenin ‘tokenleştirilmiş gayrimenkul’ alanına açılan kapıyı genişlettiğini vurguladı. ‘yorum’ DeFi ile gayrimenkulü birleştirme yönünde bugüne kadar pek çok girişim denenmiş olsa da, temel dayanağı yüksek profilli bir lüks resort projesi olan bu ölçekli bir tokenleştirme girişiminin nadir olduğu değerlendiriliyor ‘yorum’.
Lüks otel ve resort varlıkları, karmaşık mülkiyet yapıları, düzenleyici gereklilikler ve operasyonel zorluklar nedeniyle bugüne kadar blokzincir tabanlı ‘parçalı mülkiyet’ modelleri açısından sınırlı ilerleme kaydedilen bir alan olarak öne çıkıyordu. Buna karşın, kurumsal yatırımcı tarafında likiditesi düşük reel varlıkların düzenleme uyumlu dijital menkul kıymet formatına dönüştürülerek alınıp satılabilmesine yönelik talep son yıllarda belirgin biçimde artıyor.
Securitize Üst Yöneticisi Carlos Domingo(Carlos Domingo), doğru kurgulanmış ve düzenleyici gerekliliklerle uyumlu tokenleştirilmiş menkul kıymetlerin küresel ölçekte güçlü bir yatırımcı ilgisi çekebileceğini belirtiyor. Domingo, World Liberty Financial ile hayata geçirilen bu işbirliğinin, bu yaklaşımın görünür örneklerinden biri olma potansiyeli taşıdığını ifade ediyor.
Trump International Hotel & Resort, Maldives projesine dayalı tokenler, ilgili menkul kıymet düzenlemelerindeki istisna hükümleri kullanılarak, nitelikli ve yurt dışı yatırımcılara özel bir ihraç çerçevesinde sunulacak. Tokenler, halka açık bir blokzincir üzerinde işlem görebilecek şekilde tasarlanıyor. Ayrıca, düzenleyici şartlar elverdiği ölçüde, World Liberty Financial’in DeFi platformu ‘WLFI Markets’te(WLFI Markets) teminat varlığı olarak kullanılabilmesi ihtimali de gündemde.
Gayrimenkul tokenleştirme pazarı henüz gelişiminin ilk aşamalarında bulunuyor. Buna karşın, Maldivler’deki Trump markalı resort örneğinde olduğu gibi küresel markalar ve büyük ölçekli geliştirme projelerinin bu alana dâhil olmaya başlaması, önümüzdeki dönemde lüks konaklama ve resort yatırımlarının risk-getiri ve erişilebilirlik açısından yeniden şekillenebileceğine işaret eden gelişmeler arasında gösteriliyor.
Dünyanın en büyük stabil kripto para ihraççısı konumundaki Tether(Tether) ise ABD düzenlemelerine uygun şekilde tasarlanmış ‘USA₮’ tokenini, video içerik platformu Rumble(Rumble) tarafından sunulan yerleşik cüzdan altyapısına entegre etti. Bu sayede içerik üreticileri, reklam gelirleri ve izleyici bağışlarını doğrudan blokzincir üzerinde tahsil edebilecek hale geliyor. ‘yorum’ Böylece ‘içerik üreticisi ekonomisi’ ile kripto ödeme altyapıları arasındaki kesişim alanı genişlerken, platformların küresel ödeme çözümleri sunma kapasitesi de artıyor ‘yorum’.
Tether’in ABD mukimi kullanıcılara yönelik olarak tasarladığı dolar stabil kripto parası USA₮, 2026 Ocak ayı sonunda Anchorage Digital Bank(Anchorage Digital Bank) üzerinden piyasaya sürüldü. Tokenin rezervlerinin, finansal hizmetler şirketi Cantor Fitzgerald(Cantor Fitzgerald) tarafından yönetildiği belirtiliyor. ABD Kongresi’nin, yurt dışı stabil kripto para ihraççılarına yönelik yükümlülükleri artırmayı hedefleyen ‘GENIUS Yasası’ üzerinde çalıştığı bir dönemde, USA₮’nin ABD düzenleyici çevresine uyumlu olacak şekilde yapılandırılması dikkat çekiyor.
Rumble platformuna yapılan entegrasyonla birlikte içerik üreticileri, geleneksel kartlı ödeme sistemlerine veya banka transferlerine ihtiyaç duymadan Rumble Wallet üzerinden dijital dolar kazanma, saklama ve transfer imkânına kavuşuyor. Rumble Wallet hâlihazırda Bitcoin(BTC), Tether’in küresel dolar stabil kripto parası USD₮ ve altın endeksli token XAU₮’yu destekliyordu. USA₮’nin eklenmesiyle birlikte, düzenleme uyumluluğu gözetilerek tasarlanmış yeni bir dolar tokeni daha ekosisteme dâhil olmuş oldu.
Tether, entegrasyon sürecinin şirketin ‘açık kaynak cüzdan geliştirme kiti (Wallet Development Kit)’ kullanılarak hayata geçirildiğini belirtiyor. Bu araç seti, platform operatörlerinin kendi hizmetlerine gözetimsiz (self-custody) stabil kripto para işlevleri eklemesine olanak tanıyor. Kullanıcılar, özel anahtar ve varlık kontrolünü ellerinde tutarken, düzenlemelere uyumlu dijital dolar ödemeleri yapılabilmesi hedefleniyor.
Rumble Üst Yöneticisi Chris Pavlovski(Chris Pavlovski), USA₮ entegrasyonunun, bankalar veya geleneksel ödeme çözümlerine bağımlı kalmak istemeyen küresel içerik üreticilerine daha geniş bir tahsilat seçeneği sunduğunu vurguluyor. Tether Üst Yöneticisi Paolo Ardoino(Paolo Ardoino) ise bu işbirliğini, ‘içerik üreticilerinin mali bağımsızlığı ile uyumlu, açık ve kapsayıcı bir finansal altyapı kurma yönündeki uzun vadeli stratejinin bir parçası’ olarak nitelendiriyor.
Düzenlemeye uyumlu stabil kripto paraların içerik üreticisi ekonomisiyle buluşması, platformlar açısından küresel kullanıcı tabanına hızlı ve düşük maliyetli ödeme çözümleri sunarken, aynı zamanda her ülkenin kendine özgü regülasyon bariyerlerinin de hesaba katılmasını zorunlu kılıyor. Buna rağmen, Rumble ve Tether örneğinde görüldüğü gibi ‘on-chain’ tahsilat modellerini benimseyen platform sayısının artması, reklam gelirleri, abonelik ve izleyici bağışları gibi çevrimiçi gelir kalemlerinin önemli bir bölümünde stabil kripto paraların kullanım alanını genişletebileceği beklentisini güçlendiriyor.
Yorum 0