Amerika Birleşik Devletleri'ndeki banka denetim otoriteleri, denetim kriterlerinden 'itibar riskini' çıkararak sermaye, likidite ve kredi gibi finansal risklere odaklanan yeni bir denetim çerçevesini yürürlüğe koydu. Kripto para sektöründe bu adımın banka hesabına erişimi engelleyen 'debanking' sorununu hafifletebileceği yönünde beklenti oluşurken, değişimin denetim zayıflaması anlamına gelip gelmediği konusunda görüşler ayrışıyor.
ABD Para Birimi Denetleme Ofisi (Office of the Comptroller of the Currency, OCC) ve Federal Mevduat Sigorta Kurumu (Federal Deposit Insurance Corporation, FDIC), 7 Nisan'da itibar riskini denetim programından çıkaran nihai kuralı açıkladı. Kural, bankaların müşterilerin siyasi veya dini görüşleri, anayasal olarak korunan ifade özgürlüğü ya da yasal iş faaliyetleri gerekçesiyle hesap kapatma veya hizmet kısıtlaması yönünde baskı altına alınmamasını öngörüyor ve 9 Haziran'da yürürlüğe girdi.
Fed (Federal Reserve) de aynı yönde adım attı. Fed, 23 Şubat'ta yayımladığı öneri kuralda denetim değerlendirmesini önemli finansal risklere odaklayacağını duyurdu. Ardından Fed, OCC ve FDIC, 2 Haziran'da yayımladıkları 15 ortak rehberden itibar riski ifadesini kaldırdı.
Üç kurum, bu adımların denetim kararlarını daha net hale getirmeyi ve siyasi veya dini inançlar ile yasal iş faaliyetleri nedeniyle finansal hizmetlere erişimin kısıtlanmasını önlemeyi amaçladığını açıkladı. OCC, 20 Mart 2025'ten bu yana bankaları itibar riski kriterine göre denetlemeyeceği yönündeki tutumunu da sürdürüyor.
İtibar riski, bir bankanın belirli müşteri, sektör veya işlemle ilişki kurması durumunda imajının ya da güvenilirliğinin zarar görme olasılığını ifade ediyor. Bugüne kadar banka denetiminde güvenlik ve sağlamlık değerlendirmesinin yardımcı unsuru olarak ele alınan bu kriter, düzenleyiciler tarafından öznel ve ölçülmesi zor bulunuyordu.
Bu değişim, 'düzenleme gevşetme' ifadesinden çok denetim kriterlerinin yeniden düzenlenmesi olarak okunuyor. OCC ve FDIC, nihai kuralda kredi riski, piyasa riski, operasyonel risk ve likidite riskinin bankaların güvenliğini ve sağlamlığını değerlendirmede daha somut ölçütler olduğunu belirtti. İtibar riski denetim dışına çıksa da mevcut ayrımcılık yasağı, yağmacı satış karşıtı düzenlemeler ve dolandırıcılık önleme mevzuatının yürürlükte kalacağı vurgulandı.
OCC, 2025 mali yılında bankalara yönelik 25 resmi yaptırım uyguladı. Bunların yarıdan fazlası denetim sistemi, strateji veya sermaye planlaması ile likidite risk yönetimiyle ilgiliydi. Bu rakam, denetim odağının hâlâ bankaların finansal sağlamlığı ve risk yönetimi çerçevesinde kaldığını gösteriyor.
Açık yaptırımlardaki azalma eğilimi de bu tablonun arka planında yer alıyor. Brookings Enstitüsü (Brookings), 2015-2025 döneminde üç federal banka düzenleyicisinin açık yaptırımlarını inceleyerek resmi yaptırımların genel olarak azaldığını belirtti. Kovid-19 öncesi ve sonrası karşılaştırıldığında Fed'in resmi yaptırımları yüzde 50'ye yakın oranda azalırken, FDIC'de bu düşüş yaklaşık yüzde 25 oldu.
OCC için ise 2024'teki sıçrama hariç tutulduğunda yeniden düşüş eğilimine girildiği yönünde bir değerlendirme de bulunuyor. Ancak aynı dönemde ABD'deki banka sayısının 6.182'den 4.336'ya, yani yüzde 30'un üzerinde azaldığı da hesaba katılmalı; bu nedenle salt sayısal karşılaştırmayla denetim yoğunluğunu ölçmek güç. Açık yaptırımlar azalsa da kapalı denetim ya da düzeltme taleplerinin nasıl işlediği ayrıca incelenmesi gereken bir konu.
Kripto para sektörünün asıl odaklandığı nokta banka hesabına erişilebilirlik. Coinbase($COIN), 27 Nisan'da Fed'in öneri kuralına ilişkin görüşünde, siyasallaşmış debanking uygulamalarını önleyecek net ve uyumlu yasaklayıcı hükümleri desteklediğini bildirdi. Şirket daha önce 29 Aralık 2025'te OCC ve FDIC'nin ortak önerisine ilişkin görüşünde de banka denetimi ve lisanslama süreçlerinden itibar riskinin çıkarılması ve ölçülebilir finansal-hukuki risk odaklı kriterlerin oluşturulması gerektiğini savunmuştu.
Debanking tartışması, kripto şirketlerinin geleneksel banka hesabı veya ödeme hizmetlerine istikrarlı biçimde erişememesi sorunuyla iç içe geçmiş durumda. Bankalar genellikle kara para aklamayı önleme, dolandırıcılık riski, yaptırım uyumu ve tüketici koruma yükümlülüklerini gerekçe göstererek yüksek riskli müşteri gruplarını eliyor. İtibar riskinin denetim kalemlerinden çıkarılması, sadece yasal bir iş yürüttüğü gerekçesiyle hizmetinin kısıtlandığını öne süren şirketlere daha güçlü bir dayanak sağlıyor.
Bankacılık sektörü de değişimi genel olarak olumlu karşıladı. Banka Politikaları Enstitüsü (Bank Policy Institute, BPI), 27 Nisan'da sunduğu görüş yazısında itibar riskinin kaldırılmasının gerekli ve sağduyulu bir değişiklik olduğunu belirtti. BPI, denetimin siyasi eğilimler yerine somut finansal risklere odaklanması gerektiğini savundu.
Karşı görüşler de mevcut. Federal Register'a iletilen bazı görüşlerde, itibar riski denetiminin kaldırılmasının yasa dışı veya riskli davranışların tespitini zayıflatabileceği ve müşteri hizmet kalitesini düşürebileceği yönünde endişeler dile getirildi. OCC ve FDIC ise nihai kuralda itibar riski denetiminin durdurulmasının, yasa dışı ve kötüye kullanım niteliğindeki davranışların denetimine daha fazla kaynak ayrılmasını sağlayacağını belirterek bu endişelere yanıt verdi.
Bu gelişme, ABD'deki dijital varlık şirketlerinin bankacılık erişimini değerlendirmek isteyenler açısından önemli bir düzenleyici gösterge niteliği taşıyor. ABD'de kripto borsaları ve stablecoin şirketlerinin banka denetim çerçevesine dahil olma yönündeki başvuruları da sürüyor.
İtibar riskinin denetimden çıkarılması, kripto şirketlerinin banka erişiminin garanti altına alındığı anlamına gelmiyor. Kara para aklamayı önleme, dolandırıcılık önleme, tüketici koruma, güvenlik ve sağlamlıkla ilgili denetimler yürürlükte kalmaya devam ediyor. 9 Haziran'da nihai kuralın yürürlüğe girmesinin ardından bankaların yeni kriterleri fiili hesap incelemesi ve risk yönetimine nasıl yansıtacağı, izlenmesi gereken bir sonraki nokta olarak öne çıkıyor.
Yorum 0