DeFi, toparlanma sinyalleri verirken risk yönetimi ve şeffaflık sınavından geçiyor
Merkeziyetsiz finans (DeFi) ekosistemi yeniden canlanma belirtileri gösterirken, özellikle risk yönetimi ve kullanıcı destek sistemleri gibi temel konular yeniden gündeme taşınıyor. Terra-Luna çöküşü gibi geçmişte yaşanan krizler, güven ve şeffaflık olmadan bu tür sistemlerin sürdürülebilir bir geleceğe sahip olamayacağını net şekilde ortaya koymuş durumda.
Yearn Finance’in iş geliştirme başkanı Corn, kısa süre önce yaptığı bir röportajda DeFi piyasasının temel yapısal sorunlarına değinerek uzun vadeli stratejilere ilişkin görüşlerini paylaştı. Corn’un altını çizdiği üç ana sorun şöyle: ‘kullanıcı desteği eksikliği’, ‘yetersiz risk yönetimi’ ve ‘denetlenmemiş stratejilerin yaygınlaşması’.
DeFi'nin yapısal zayıf noktası: Kullanıcı desteğinin olmaması
Corn, DeFi'nin en büyük problemlerinden birinin merkezi bir müşteri destek sisteminin eksikliği olduğunu vurguladı. Ona göre, geleneksel finans sistemlerinde olduğu gibi bir çağrı merkezi veya destek ekibi olmadığı için kullanıcılar herhangi bir sorunla karşılaştığında yardım alabilecekleri kimseyi bulamıyor. DeFi kullanıcılarının akıllı sözleşmelerle doğrudan etkileşime girmesi, teknik bilgisi sınırlı olan bireyleri ciddi risklerle baş başa bırakıyor. Bu durum, DeFi’nin geniş kitlelere yayılmasını da engelliyor.
Yearn'ın temkinli stratejisi ve Terra'dan uzak durma kararı
Yearn, sektörde seçici strateji geliştirme anlayışıyla tanınıyor. Her yeni DeFi stratejisi, şirketin güvenlik ekibinden geçici bir denetim sürecine tabi tutuluyor. Corn, “Güvenlik ekibimizin yeni kodları önceden inceleyip riskleri belirlemesi bizim için mutlak bir kural” ifadelerini kullandı.
Corn’un dikkat çektiği önemli bir örnek ise algoritmik sabitkoin UST’ye yönelik yaklaşım oldu. Terra ekosisteminin sözde sabitkoini UST’nin yapısal zayıflığını önceden fark ettiklerini ve bu nedenle sisteme katılmayı reddettiklerini belirten Corn, “Yönetim tokenlarıyla desteklenen sabitkoinlerin sürdürülebilir olması mümkün değildi” dedi. Nitekim UST, 2022’deki çöküşüyle büyük bir kriz yaratmıştı. Yearn bu sayede risk farkındalığıyla dikkat çekti.
Likidite geri gelse de yapısal riskler sürüyor
Corn, DeFi piyasasının 2023 sonlarından itibaren toparlanmaya başladığını gözlemlediklerini söyledi. Önceki ayı piyasasında baskılanan talebin yeniden canlandığını belirten Corn, artan ilgiyi olumlu karşıladı. Ancak bu toparlanma süreci, önceden olduğu gibi yalnızca teşviklere dayalı kısa vadeli likidite dalgalarını da beraberinde getiriyor. Bu durum ‘göçmen sermaye’ olarak tanımlanan kısa vadeli yatırımcıları çekerek sürdürülebilirliği tehdit ediyor.
Corn, Yearn gibi sabit token arzına sahip projelerin bu tip sermayeler için cazip olmamasının, strateji uyumunu zorlaştırdığını kabul ediyor. Buna karşın, bazı yeni projelerin sadece ‘kısa vadeli kazanç’ hedefiyle yoğun sermaye çekmeye çalışmasının sektöre zarar verdiğini de ifade etti.
Multisig yapılar ve şeffaflık sorunu
Bazı DeFi projelerinde karar alma süreçlerinin çoklu imza (multisig) yapıları üzerinden yürütülmesi de şeffaflık sorunlarını beraberinde getiriyor. Corn’a göre bu yapı sayesinde içeride neler olup bittiğini dışarıdan görmek neredeyse imkânsız hâle geliyor. Bu yüzden kullanıcılar açısından güven inşa etmek güçleşiyor.
Özellikle 10 Ekim’de yaşanan büyük çaplı tasfiye olayında bu durumun net biçimde ortaya çıktığını dile getiren Corn, vault(yani havuz) yönetiminin zayıf noktalarının bu tür krizlerde açıkça görüldüğünü söyledi. Ona göre, DeFi genelinde risk yönetimi standartlarının revize edilmesi artık bir zorunluluk hâline geldi.
Dolar sabitli token’lara dair yanıltıcı algılar
Corn ayrıca değeri ABD dolarına sabitlendiği iddia edilen token’ların da büyük bir yanlış kanıya yol açtığını savunuyor. Bu tür ‘dolar sabitli’ yapılar, dışarıdan güvenliymiş gibi görünse de kullanıcıların çoğu zaman içerideki riskleri anlayamadığını belirtiyor.
Bazı projelerin, yatırımcılara hiçbir somut doğrulama veya belge sunmaması da bu sorunu derinleştiriyor. “Doğrulama talep ettiğimizde, hiçbir kanıt gösteremediler” diyen Corn, bu gibi uygulamaların yatırımcıları ciddi zararlara uğratabileceği konusunda uyarıyor.
Ekosistemin geleceği: Güven ve uzun vadeli vizyon
Corn’un ifadesiyle, DeFi alanında asıl değer ‘ün’ ve ‘güvenilirlik’ üzerinden yaratılıyor. Ona göre kısa süreli kazanç odaklı projelerden ziyade uzun vadeli teşvik modelleri ve kullanıcı güveni ön planda tutulmalı. “Önemli olan teknoloji değil, insanların ahlaki tercihleri” diyerek DeFi'nin başarısının etik temellere dayanması gerektiğini vurguluyor.
Corn, DeFi’nin geleceğinde merkezsizleşmenin daha da ileriye gideceğini ve karar alma süreçlerinin insanlar yerine algoritmalar tarafından yürütüleceğini öngörüyor. Bu da sistemin daha öngörülebilir ve tarafsız hale gelmesini sağlayabilir.
Bugün gelinen noktada DeFi bir dönüm noktasında bulunuyor. Toparlanma sinyalleri umut verse de sistemin geleceği, geçmişteki hatalardan ders çıkarılarak oluşturulacak daha sağlam yapılarla mümkün olacak. Yearn gibi temkinli yaklaşımlar ise bu doğrultuda örnek teşkil eden bir model olarak öne çıkıyor.
Yorum 0