Bu hafta kripto para piyasası, ‘düzenleyici çerçevenin yeniden çizilmesi’, ‘yatırımcı iştahındaki zayıflama’ ve ‘teknolojik risk’ tartışmalarının aynı anda öne çıktığı bir dönem olarak özetleniyor. MetaPlanet’in Bitcoin(BTC) alım-satım işlemleriyle ilgili açıklamaları etrafında dönen tartışmalar, ABD’de işlem gören spot Bitcoin ETF’lerinden yaşanan büyük fon çıkışları, stablecoin ödüllerine (faiz/ getiri ödemeleri) sınırlama getirilmesine dair Beyaz Saray nezdindeki temaslar ve kuantum bilişim korkusunun Bitcoin düşüşündeki etkisine yönelik itirazlar art arda gündeme geldi.
Japonya’da borsada işlem gören MetaPlanet’in CEO’su Simon Gerovich(Simon Gerovich), şirketin Bitcoin stratejisi ve ilgili finansal bilgiler konusunda yatırımcılara yeterince şeffaf olmadığı iddialarını net bir dille reddetti. X platformundaki bazı kullanıcılar, MetaPlanet’in büyük ölçekli Bitcoin alımları ve opsiyon işlemleri gibi ‘hisse fiyatına duyarlı’ verileri geç açıkladığını veya kısmen gizlediğini, ayrıca hissedarların fonlarıyla yürütülen türev stratejilerdeki zararların olduğundan daha az gösterildiğini öne sürüyordu. Bitcoin teminatlı borçlanmanın kilit şartlarının da eksik paylaşıldığı iddia edildi. Gerovich, cuma günü X’te yayımladığı uzun açıklamada, Bitcoin alımları, opsiyon stratejileri ve borçlanma işlemlerine dair bilgilerin zamanında raporlandığını savunarak, eleştirilerin kaynağında “muhaliflerin mali tabloları yanlış okuması” olduğunu, ortada ‘usulsüzlük’ değil ‘yanlış yorum’ bulunduğunu belirtti.
ABD’de spot Bitcoin ETF’lerinde ise satış baskısı güçlendi. Veri sağlayıcı SoSoValue’ya göre, perşembe günü itibarıyla ABD’de işlem gören spot Bitcoin ETF’lerinden 165,8 milyon dolar (yaklaşık 2.388 milyar won) net çıkış yaşandı. Haftalık bazda toplam çıkış 403,9 milyon dolara (yaklaşık 5.816 milyar won) ulaştı. Yılbaşından bu yana kümülatif çıkış 2,7 milyar dolara (yaklaşık 3,8883 trilyon won) yükselirken, yalnızca fon akımlarına bakıldığında “yılın en kötü başlangıç dönemlerinden biri” değerlendirmesi yapılıyor. İşlem hacmi de daralıyor. Haftalık işlem aktivitesi bir önceki haftaya göre yüzde 21 gerilerken, aralık sonundan bu yana görülen en düşük seviyeye inerek yatırımcı katılımındaki zayıflamaya işaret etti.
Beyaz Saray ise Senato’da görüşülen kripto piyasası yapısına ilişkin yasa tasarısı kapsamında, stablecoin ödülleri (ödül/ faiz benzeri getiriler) maddesini yeniden şekillendirmek üzere kripto sektörü ve bankacılık tarafındaki paydaşlarla tekrar masaya oturdu. Ripple CEO’su Brad Garlinghouse(Brad Garlinghouse), perşembe günü Fox News’e verdiği röportajda, Ripple baş hukuk sorumlusu (CLO) Stuart Alderoty(Stuart Alderoty)’nin aynı gün Beyaz Saray yetkilileriyle yapılan toplantıya katıldığını açıkladı. Aktarılanlara göre Beyaz Saray, “stablecoin ödüllerinin hangi yöntemle ve hangi sınırlar dahilinde serbest bırakılabileceği” sorusuna odaklanarak görüşmeleri yeniden çerçeveledi. Son 16 gün içinde üçüncü kez yapılan bu toplantı, stablecoin maddesinin yasa sürecini tıkayan ana başlıklardan biri olduğuna işaret ediyor. Perşembe günkü görüşmede nihai mutabakat sağlanamadı ancak Coinbase ve Ripple kanadı “kayda değer ilerleme” olduğunu belirtti. Beyaz Saray’daki bir kripto danışmanının, borsalar gibi üçüncü tarafların stablecoin ödülü sunmasına izin verilirken, bunun ‘hesap bakiyesi’ yerine sadece ‘işlem aktivitesi’ üzerinden verilmesini öngören bir uzlaşı formülü önerdiği de kulislere yansıdı. Temmuz 2024’te Temsilciler Meclisi’nden geçen CLARITY Act (Klarlık Yasası), Senato ve ilgili komitelerdeki süreçlerde defalarca ertelendi. 2025’te 43 gün süren ve ABD tarihinin en uzun süresi olarak kayda geçen hükümet kapanması da dahil iki ayrı ‘government shutdown’ süreci, Demokrat Parti içindeki bazı üyelerin çıkar çatışması endişeleri, DeFi, tokenleştirilmiş hisseler ve stablecoin getiri maddesine yönelik ek talepler gecikmelerde etkili oldu.
Bitcoin geliştiricisi Matt Corallo(Matt Corallo), son dönemdeki Bitcoin düşüşünün ‘kuantum bilgisayar riski’ ile açıklanmasına mesafeli yaklaştı. Corallo, perşembe günü katıldığı Unchained podcast yayınında, Bitcoin fiyatının anlamlı şekilde “herhangi bir kuantum tehdidi yüzünden” hareket ettiğini söylemenin yanlış olduğunu dile getirdi. Ona göre bu iddia doğru olsaydı, Ethereum(ETH) fiyatının Bitcoin’e kıyasla daha güçlü seyretmesi gerekirdi. CoinMarketCap verilerine göre Bitcoin, ekim ayındaki 126.100 dolarlık (yaklaşık 18,1598 milyar won) zirvesinden 67.162 dolara (yaklaşık 9,674 milyar won) gerileyerek yüzde 46 düşerken, piyasada “teknoloji kaynaklı kaygıların fiyatları aşağı çektiği” yorumları öne çıkmıştı. Ancak Ethereum da ekim ayı başındaki büyük çaplı kripto çöküşünün ardından yüzde 58 gerileyerek haberin yazıldığı sırada 1.957 dolar (yaklaşık 2,82 milyon won) civarından işlem görüyordu. Bu tablo, ‘kuantum korkusu’ anlatısının fiyat hareketlerini tek başına açıklamakta yetersiz kalabileceğine işaret ediyor.
Hafta sonu kapanışı itibarıyla Bitcoin 68.004 dolar (yaklaşık 97,93 milyon won), Ethereum ise 1.972 dolar (yaklaşık 2,84 milyon won) seviyesinde haftayı tamamladı. Toplam kripto para piyasası değeri 2,33 trilyon dolar (yaklaşık 3.355 trilyon won) olarak kaydedildi. Piyasa değeri en yüksek 100 kripto varlık arasında haftalık bazda en çok yükselenler Stable(STABLE) yüzde 19,62, Morpho(MORPHO) yüzde 13,05 ve Injective(INJ) yüzde 10,99 oldu. Buna karşılık Humanity Protocol(H) yüzde 27,34, Chiliz(CHZ) yüzde 19,60 ve Arbitrum(ARB) yüzde 19,54 düşüşle haftanın en sert kayıplarını yaşadı.
Hafta boyunca piyasadaki odak noktası üç ana eksene dağılmış durumdaydı: Şirketlerin Bitcoin(BTC) portföy ve türev işlemlerine ilişkin ‘şeffaflık ve güven’ tartışmaları, spot Bitcoin ETF’lerinden çıkan fonların işaret ettiği ‘likidite daralması’ ve kuantum bilişim örneğinde olduğu gibi ‘henüz tam gerçekleşmemiş risklerin’ fiyatlara ne ölçüde yansıdığına dair algı mücadelesi. Özellikle stablecoin ödüllerine sınırlama getirilmesine yönelik tartışmalar, ABD düzenleyici çizgisinin ‘yeniliğe alan açma’ ile ‘finansal istikrarı koruma’ hedefleri arasında nerede denge kuracağına dair önemli bir işaret olarak görülüyor. Kısa vadede kesin bir sonuç çıkmasa bile, sadece ‘işlem temelli’ ödül mekanizmasına izin veren bir uzlaşı formülünün hayata geçmesi durumunda, piyasadaki iş modelleri ve gelir yapıları üzerinde kayda değer etkiler doğurabileceği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.
Yorum 0