Token ihracı için uzun süredir kullanılan formülün artık çalışmadığı yönünde analizler gündeme geldi. Yüksek ‘tamamen seyreltilmiş değerleme(FDV)’ ve düşük dolaşımdaki arzla tanımlanan, yani ‘meme tarzı yönetişim tokeni’ yapısına sahip projelerin piyasada etkisini kaybettiği vurgulanıyor.
21Shares araştırmacısı Darius Mukhtarzade, kısa süre önce yayımladığı raporda token piyasasının temel sorunu olarak ‘duygu ile *temel veriler* arasındaki kopukluğu’ işaret etti. Ona göre küresel kullanıcı sayısındaki artış, regülasyonların netleşmesi, kurumsal katılımın büyümesi ve altyapının olgunlaşması gibi temel göstergeler güçlü kalmaya devam ediyor. Ancak yatırımcı duyarlılığı son derece zayıflamış durumda. Nitekim son dönemde Token Generation Event(TGE) süreçlerinde başarısızlıklar sıklaştı. Piyasaya sürülen token sayısındaki aşırı artış da sermaye seyreltmesini hızlandırarak baskı unsuru haline geldi.
Buna ek olarak yatırım ilgisinin yapay zekâ(AI) temalı projelere kayması ve geçmiş projelerdeki ‘kâr çekme odaklı tasarım’a yönelik güvensizlik, talebi daha da zayıflatmış durumda. Bu kopukluk nedeniyle, aslında *gerçek değer üreten* projeler bile yeterli likidite ve ilgi çekemeyerek zayıf performans sergiliyor.
Mukhtarzade, mevcut modele alternatif olarak ‘tuttukça kazandıran’ token tasarımını öne çıkarıyor. Mevcut yapının, yatırımcıları mümkün olduğunca erken satış yapmaya zorlayan bir ‘çıkış yarışı’ kurguladığını savunuyor. Ona göre ekip, yatırımcı ve kullanıcıların çıkarlarını aynı hizaya getirmek ve zamanla birlikte değer biriktiren bir yapıya geçmek gerekiyor. Bu çerçevede token değerinin, abartılı beklentiler yerine gerçek gelir gibi *somut temel göstergelere* bağlanması ve bu değerin doğrudan token sahiplerine dağıtılması kritik görülüyor. Uzun vadeli elde tutmanın, protokol büyümesine katkı sağlayan bir ‘katılım eylemi’ olarak tasarlanması gerektiğinin altı çiziliyor.
Veriler, 2025’te piyasaya çıkan tokenların yaklaşık yüzde 85’inin TGE fiyatının altında işlem gördüğünü ortaya koyuyor. Yalnızca yüzde 15,3’lük bir kesim kâr bölgesinde kalırken, projelerin büyük kısmı yatırımcısına zarar yazmış durumda. Mukhtarzade, bu zayıf tabloyu bir dizi uygulama hatasına bağlıyor. En belirgin başlık, aşırı yüksek başlangıç FDV seviyeleri. Sınırlı dolaşımla şişirilmiş değerlemeyle listelemeye çıkan projelerde, özel piyasa ile halka açık piyasa arasındaki değerleme farkı hızla açılıyor.
Kurucu ekiplerin ‘aşırı özgüveni’ de tabloyu ağırlaştıran bir etken. Piyasa koşulları bozulmuşken bile lansmanı geri çekmeyip ısrarla listelemeye giden projeler, zayıf talep duvarına çarpıyor. Buna ek olarak airdrop katılımcıları, erken dönem yatırımcılar ve likidite sağlayıcıların listeleme sonrası hızlı kâr realizasyonuna yönelmesi, satış baskısını artıran bir başka yapısal sorun olarak öne çıkıyor.
Henüz ürün-pazar uyumunu veya sürdürülebilir gelir modelini kanıtlamadan token ihraç edilmesi de temel risklerden biri. Bu senaryoda token, gerçek büyümenin sonucu olmak yerine ‘geçici finansman aracı’ haline geliyor ve projeye olan güveni zedeliyor.
Sonuç olarak token piyasası, uzun vadeli büyüme zemininin hâlâ mevcut olmasına rağmen ‘yanlış tasarlanmış teşvik mekanizmaları’ ve zayıflayan yatırım duyarlılığı nedeniyle zor bir dönemden geçiyor. Piyasanın, kısa ömürlü trendlere dayalı modellerden uzaklaşıp ‘sürdürülebilir değer üreten yapılara’ doğru hızla evrildiği ve yeni nesil token tasarımına dair arayışların güçlendiği görülüyor.
Yorum 0