ABD'de 30 yıllık tahvil faizi gün içinde %5,28'e kadar yükselerek 2007'den bu yana görülen en yüksek seviyelere yeniden yaklaştı. Uzun vadeli faizlerdeki bu yükselişin hem hisse senedi değerlemelerini baskılayabileceği hem de tahvillerin portföyleri koruma işlevini zayıflatabileceği belirtiliyor.
MarketWatch, 11'inde (yerel saatle) ABD'de 30 yıllık tahvil faizinin gün içinde yaklaşık %5,28'e kadar çıktığını duyurdu. Aynı gün 10 yıllık tahvil faizi de %4,74 civarında seyretti.
30 yıllık tahvil faizinin daha önce %5,28 seviyesine ulaştığı dönemde de yapay zeka(AI) yatırımlarındaki artış, bütçe açığı ve tahvil arzındaki yük, uzun vadeli fonlama maliyetlerini yukarı çeken etkenler arasında gösterilmişti. Uzun vadeli faizlerin yeniden yüksek seviyeden yükselmesiyle piyasadaki temkinli tutum da sürüyor.
Goldman Sachs(GS), 22 Mayıs'ta yayınladığı bir raporda 30 yıllık ABD tahvil faizinin %5'in üzerine çıktığını ve uzun vadeli faizlerdeki yükselişin hisse senedi piyasasında düzeltme riskini artırabileceğini belirtti. Bazı yabancı basın başlıklarında yer alan 'en büyük kısa vadeli tehdit' ifadesi ise Goldman Sachs'ın yayınladığı raporda yer almıyor.
Peter Oppenheimer(Peter Oppenheimer) Goldman Sachs Araştırma Baş Küresel Hisse Senedi Stratejisti, "Mevcut seviyeden tahvil faizleri hızla yükselirse, bu hisse senedi yatırımcıları için ayrıca anlamlı bir risk oluşturur" dedi. Bu açıklama, faizin sadece mutlak seviyesinin değil yükseliş hızının da hisse senedi piyasasında düzeltmeyi tetikleyebileceği anlamına geliyor.
Uzun vadeli faizler yükseldiğinde, şirketlerin gelecekteki kârlarını bugünkü değere çevirirken kullanılan iskonto oranı da yükseliyor. Şirket değerinde uzak gelecekteki kârların payı yüksek olan büyüme hisseleri ve yüksek değerlemeli varlıklar, faiz artışından görece daha fazla etkilenebiliyor.
Uzun vadeli faizlerdeki yükselişin arkasında tek bir neden bulunmuyor. Goldman Sachs, enflasyon riski, artan devlet borcu ihracı ve sermaye üzerindeki rekabetin yoğunlaşmasını başlıca etkenler olarak sıraladı.
Yapay zeka altyapısı ile enerji ve savunma gibi kritik alanlardaki yatırım talebi artarken devlet borçlanmasının da genişlemesi, uzun vadeli fon talebini büyütüyor. Yatırımcıların uzun vadeli tahvil tutmanın karşılığında daha yüksek faiz talep ettiği bir yapı oluşabiliyor.
Tahvil faizi, tahvil fiyatıyla ters yönde hareket ediyor. Uzun vadeli tahvillerde satış baskısıyla fiyat düştüğünde, mevcut tahvillerin sabit faizi göreli olarak yükseliyor ve piyasada hesaplanan faiz oranı artıyor.
Asıl sorun, uzun vadeli faizlerdeki yükselişin sadece hisse senetlerini değil tahvillerin koruma işlevini de sarsabilecek olması. Tahviller genellikle hisse senedi piyasası zayıfladığında fiyatı yükselen, portföy kayıplarını azaltan bir varlık olarak kullanılıyordu.
Goldman Sachs Asset Management, 18 Kasım 2025'te yayınladığı 2026 yatırım görünümünde uzun vadeli faizlerin bütçe endişelerine ve enflasyon beklentilerine karşı daha hassas hale geldiğini belirtti. Enflasyon veya bütçe endişeleri büyüdüğünde tahvil ile riskli varlıklar arasındaki korelasyonun negatiften pozitife dönebileceği değerlendirmesi yapıldı.
Korelasyon pozitife döndüğünde hisse senedi ve tahvil fiyatlarının aynı yönde hareket etme olasılığı artıyor. Yüzde 60 hisse senedi, yüzde 40 tahvilden oluşan geleneksel '60/40 portföyünün' oynaklığı azaltma etkisi de zayıflayabiliyor.
Reuters, 23 Temmuz'da bazı ABD'li yatırımcıların 60/40 portföyünde tahvil payını azaltıp emtia, altyapı ve özel kredi payını artırdığını bildirdi. Enflasyon, artan devlet borçlanması, politika belirsizliği ve hisse senedi-tahvil piyasalarının birlikte zayıfladığı geçmiş deneyimler, varlık dağılımındaki değişimin arka planı olarak gösterildi.
Türkiyeli yatırımcılar için de ABD'deki uzun vadeli faizler, büyüme hisseleri ve Bitcoin(BTC) birlikte değerlendirildiğinde önemli bir makroekonomik gösterge niteliği taşıyor. Uzun vadeli faizlerin yüksek seyretmesi riskli varlıkların bugünkü değer hesaplamasında baskı yaratsa da, bu durumdan yola çıkarak BTC fiyatının yönü veya piyasada sert bir düşüş yaşanacağı kesin biçimde söylenemez.
Goldman Sachs daha önce borsalardaki yükselişin arka planında satış baskısının biriktiği yönünde bir değerlendirme de yapmıştı. Bu analiz ise uzun vadeli faizlerdeki hızlı yükselişin hisse senedi değerlemesini ve tahvillerin risk dağıtma işlevini aynı anda baskılayabileceğine odaklanıyor.
Yorum 0