Strategy(MSTR) Başkanı Michael Saylor(Michael Saylor), Bitcoin(BTC)'in geleneksel finanstan tamamen ayrı bir varlık olarak görülmesi gerektiği yönündeki bakış açısının değişmesi gerektiğini savundu. Saylor'a göre BTC, yalnızca bireyler arasındaki elektronik nakit sistemi olarak değil, küresel finans piyasalarının temel sermayesi olarak da değerlendirilmeli.
Saylor, 24'ünde (yerel saatle) yayımladığı 'The Bitcoin Reformation' başlıklı yazısında, BTC'nin başarısının itibari para, bankalar, hükümetler ve geleneksel finansın ortadan kalkmasını gerektirmediğini belirtti. WuBlockchain, 25'inde (Kore saatiyle) 09.42'de Saylor'ın yazısını aktararak, onun bankaları, hükümetleri, borsa yatırım fonlarını(ETF), halka açık şirket hisselerini, tahvilleri, imtiyazlı hisseleri ve türev ürünleri BTC'nin düşmanı olarak görmediğini bildirdi.
Saylor'ın bu bakış açısı, Bitcoin'in ilk dönem kültürüyle örtüşüyor. BTC, bankalar ve hükümetlerin müdahalesi olmadan işlem yapılabilen bir ağ olarak ortaya çıktı. Bu nedenle 'kendi kendine saklama' (self-custody), merkeziyetsizlik ve üçüncü taraf güvenine ihtiyaç duymama uzun süre Bitcoin topluluğunun temel değerleri olarak kabul edildi.
Ancak Saylor, bu ilkenin tüm kullanıcılara aynı şekilde uygulanması gerekmediğini düşünüyor. Yazısında “Kendi kendine saklama önemli bir hak ve rekabetçi bir denge unsuru olmaya devam ediyor” diyen Saylor, “ama evrensel bir zorunluluk değil” ifadesini kullandı. Bireylerin özel anahtarlarını doğrudan yönetmesi ile profesyonel saklama kurumlarını kullanması yöntemlerinin bir arada var olabileceğini savunuyor.
Kendi kendine saklama, kullanıcıların özel anahtarlarını borsa veya saklama kurumlarına emanet etmeden doğrudan tutması anlamına geliyor. Varlık üzerinde doğrudan kontrol sağlama avantajı bulunsa da, kayıp, oltalama (phishing), miras ve kurtarma başarısızlığı gibi operasyonel riskler de kullanıcının üzerinde kalıyor. Türkiye'de de kendi kendine saklamanın tüm kullanıcılar için en iyi seçenek olup olmadığına dair tartışmalar sürüyor.
Saylor, ETF'leri ve Bitcoin bağlantılı menkul kıymetleri de tamamen reddetmedi. Hak yapısı ve teminat ilişkisi şeffaf olduğu sürece, sözde 'kağıt Bitcoin'in de Bitcoin'in finansallaşmasının bir parçası olabileceğini savunuyor. Ancak bu görüş, mülkiyet hakkı, saklama, kaldıraç ve yeniden teminatlandırma risklerinin nasıl doğrulanacağı sorusunu da beraberinde getiriyor.
'Kağıt Bitcoin', gerçek BTC'yi doğrudan transfer etmeden fiyat maruziyeti veya hak sağlayan finansal ürünleri ifade ediyor. Spot ETF'ler, halka açık şirket hisseleri, tahviller, imtiyazlı hisseler ve türev ürünler bu kapsama girebiliyor. Erişimi genişleten bir araç olabilirken, teminat ve hak yapısı şeffaf değilse aracı kurum riski büyüyebilir.
Saylor bu yazısında BTC'nin başarısının mevcut finans sisteminin ortadan kalkmasını gerektirmediğini yineleyerek, saklama ve menkul kıymetleştirme ürünlerinin BTC etrafında genişleyebileceği görüşünü ortaya koydu. BTC'nin bireyler arası elektronik nakidi aşarak küresel dijital sermayeye dönüştüğünü savundu.
Bu bakış açısı, BTC'ye ilişkin değer tartışmasını fiyattan finansal altyapıya taşıyor. BTC'nin bireysel bir varlık mı yoksa finansal ürünlerin temel teminatı mı olarak görüleceği, saklama, muhasebe, düzenleme ve risk yönetimi yöntemlerini değiştiriyor. Türkiye'deki yatırımcılar da spot ETF'lerden, saklama hizmetlerinden, halka açık şirketlerin sermaye stratejilerinden ve Bitcoin teminatlı kredi ürünlerinden dolaylı olarak etkileniyor.
Strategy(MSTR), Saylor'ın BTC anlatısını gerçek sermaye piyasası stratejileriyle birleştiren bir şirket. TokenPost daha önce Strategy'nin dolar rezervlerini artırıp STRC'yi geri satın aldığı sermaye yönetimi güncellemesini aktarmıştı. Bu yazı da BTC ile menkul kıymetleştirilmiş ürünleri tek bir yapı altında birleştiren Saylor'ın önceki savlarıyla aynı çizgide.
Ancak Saylor'ın bakış açısı çıkar ilişkisi taşıyan bir açıklama. Kendisi, BTC'ye sahip olmayı ve buna bağlı menkul kıymet yapılarını iş modeli haline getiren Strategy'nin başkanı. BTC bankalar, hükümetler ve menkul kıymet piyasalarıyla ne kadar derin bağ kurarsa erişim o kadar genişleyebilir, ancak ürün yapısının ve aracı kurumların yarattığı riskler de aynı oranda büyüyebilir.
Sektördeki değerlendirmeler ayrışabiliyor. Kurumsal saklamayı ve ETF'leri Bitcoin'in yaygınlaşmasının kanalı olarak gören taraf, şeffaf bir hak yapısı kurulduğunda daha geniş sermayenin girebileceğini düşünüyor. Kendi kendine saklamayı ve doğrulanabilirliği önemseyen taraf ise finansallaşmanın Bitcoin'in çıkış noktası olan üçüncü taraf güvenini dışlama ilkesini zayıflatabileceğinden endişe ediyor.
Saylor'ın savı, BTC'nin değişmesi gerektiğinden çok, BTC etrafındaki finansal yapının genişleyebileceği yönünde. Temel ağın olduğu gibi kalmasına karşın, bunun üzerine kredi, menkul kıymet, ödeme ve teminat yapılarının inşa edilebileceği açıklaması yapılıyor.
Bu görüşün gerçek piyasa yapısına dönüşüp dönüşmeyeceği, saklama şeffaflığının, teminat doğrulamasının ve düzenleyici çerçevenin nasıl kurulacağına bağlı. Saylor'ın ortaya attığı tartışma, BTC'nin doğrudan mı saklanacağı yoksa kurumsal ürünler aracılığıyla mı tutulacağı sorusuna dönüşebilir.
Yorum 0