İran savaşının üzerinden altı ay geçtikten sonra küresel enerji piyasası, tam bir arz kesintisinden çok 'kısmi toparlanma ve yüksek maliyet' tablosuna yaklaşıyor. Hürmüz Boğazı'ndaki aksama petrol fiyatlarını sarstı, ama alternatif sevkiyat rotaları, stok erimesi ve Körfez dışı üretim artışı ilk şoku büyük ölçüde emdi.
ABD Enerji Bilgi İdaresi (EIA), 2022 verilerine göre Hürmüz Boğazı'ndan günde yaklaşık 21 milyon varil ham petrol ve petrol ürünü geçtiğini, bunun küresel petrol tüketiminin yüzde 21'ine denk geldiğini açıkladı. Sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin de yaklaşık beşte biri bu boğazdan geçiyor. Güney Kore, Japonya, Çin ve Hindistan gibi Asyalı ithalatçı ülkelerin bağımlılığı yüksek olduğu için Hürmüz'deki aksama, bu ülkelerin enerji maliyetine ve enflasyonuna da yansıyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF), 15 Temmuz'da (yerel saatle) yayımladığı blog yazısında savaşın Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatarak günde yaklaşık 20 milyon varillik ham petrol ve rafine ürün akışını kestiğini belirtti. Ancak ilk sıçramanın ardından petrol fiyatı varil başına 90-100 dolar aralığında kaldı. Suudi Arabistan'ın Yanbu üzerinden alternatif sevkiyatı, Birleşik Arap Emirlikleri'nin Fujayrah limanını devreye sokması, Körfez dışı bölgelerdeki üretim artışı ve küresel stokların kullanılması fiyat şokunu sınırlayan etkenler olarak öne çıktı.
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi'ne bağlayan kilit deniz geçidi konumunda. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerinin ihracatı bu dar geçitten yapılıyor; boğazdaki sevkiyat aksadığında yalnızca ham petrol değil, rafine ürün ve LNG taşımacılığı da baskı altına giriyor.
Maliyet yükü ithalatçı ülkelerin üzerinde kaldı. Enerji ve Temiz Hava Araştırmaları Merkezi (CREA), 28 Şubat'tan bu yana geçen altı ayda deniz yoluyla ham petrol, petrol ürünü ve LNG ithal eden ülkelerin toplam 330 milyar dolar ek maliyet üstlendiğini hesapladı. Bu rakam, savaşın etkisinin jeopolitik gerilimin ötesine geçip ithalat enflasyonu ve mali istikrar sorununa dönüştüğü yorumunu güçlendiriyor.
Ağustos sonunda piyasa fiyatları, kontrolden çıkan bir sıçramadan oldukça uzaktı. MarketWatch, 28'inde (yerel saatle) bir önceki vadeli kontratta Brent petrolün haftalık yüzde 5,7 düşüşle varil başına 88,22 dolara, New York Ticaret Borsası'nda işlem gören ham petrolün ise yüzde 5,0 gerileyerek 83,18 dolara indiğini aktardı. Savaş riski tamamen ortadan kalkmış değil, ama fiyatlar artık tam kapanma korkusundan çok kısmi toparlanma ve müzakere ihtimalini yansıtıyor.
Piyasadaki yorumlar birbirinden ayrıştı. MarketWatch, bazı stratejistlerin yeni arz aksamaları konusunda uyarıda bulunduğunu aktardı. Barron's ise Basra Körfezi ihracatının savaş öncesi seviyenin yaklaşık yüzde 80'ine kadar toparlandığını, bunun da fiyatların üst bandını bastırdığını yazdı. Aynı Hürmüz meselesi, sevkiyatın ne kadar hızlı normale döndüğüne ve stok seviyelerine bakış açısına göre farklı yorumlanıyor.
Siyasi ve askeri tablo daha karmaşık. AP, savaşın altıncı ayında İran yönetiminin devrilmediğini ve Hürmüz Boğazı'nı bir koz olarak kullandığını bildirdi. İran'ın dini lideri Ali Hamaney (Ali Khamenei) hakkındaki ölüm iddialarına ilişkin haberler ise birbiriyle çelişiyor; bu nedenle değerlendirmenin ağırlık merkezi kişi odaklı söylentilerden çok Hürmüz'deki fiili kontrol durumu ve enerji maliyetindeki değişim olmalı.
Çin'in temiz enerji ihracatındaki büyüme de doğrulandı. Caixin, Çin'in temmuz ayında yeşil enerji ihracatının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 51 arttığını, yeni enerjili araç ihracatının ise iki katına çıktığını bildirdi. Ancak savaşın bu artışı doğrudan tetiklediğine dair yeterli kanıt bulunmuyor.
Enerji piyasasındaki sarsıntı tek bir fiyat etiketiyle sınırlı kalmıyor. Vadeli petrol fiyatları dayanıklılık gösterse bile navlun sigortası, liman bekleme süreleri, rafine ürün tedariki ve LNG sözleşme maliyetleri kendi seyrinde hareket edebiliyor. İthalatçı ülkeler açısından asıl yük, varil başına fiyattan çok gerçek varış maliyeti ve rafinaj sonrası ürün fiyatı.
Bu tablo yerel yatırımcılar için de tek başına petrol fiyatından ziyade enerji maliyetinin izlediği rotayı takip etmeyi gerektiriyor. Hürmüz'deki aksamanın sürmesi durumunda İran'ın büyüme oranı ve enerji arz-talep dengesinin birlikte sarsılabileceğine dair TokenPost haberine göre savaşın piyasa etkisi ham petrol, rafine ürün, LNG, stoklar ve navlun sigortası üzerinden birlikte ortaya çıkıyor.
Daha önce faiz oranları ve petrol fiyatının aynı yönde yükselmesi durumunda büyüme hisseleri, emtialar ve güvenli liman varlıklarının fiyat seyrinin eşzamanlı sarsılabileceğine dair TokenPost haberinde de benzer bir uyarı yer almıştı. Hürmüz şoku tam bir arz kesintisine dönüşmemiş olsa da enerji maliyetlerinin uzun süre yüksek kalması, riskli varlık fiyatlarına ve enflasyon beklentilerine baskı yapabilir.
Şu ana kadar doğrulanan tablo, tam bir kapanma değil, sınırlı toparlanma içinde yüksek maliyet. Hürmüz'deki sevkiyat ile Basra Körfezi ihracatının ne ölçüde toparlandığı ve ham petrol-rafine ürün stoklarının ne hızla eridiği, önümüzdeki dönemde enerji maliyetini belirleyecek temel ölçütler olarak duruyor.
Yorum 0