Güney Kore'nin Hürmüz Boğazı'na yönelik olası bir operasyona katılması durumunda, Orta Doğu'daki Kore varlıklarının İran'ın hedefi hâline gelebileceği uyarısı geldi. Seul'deki Cumhurbaşkanlığı Ofisi ise sevkiyat konusunda henüz kesin bir karar alınmadığını, sürecin hâlâ değerlendirme aşamasında olduğunu yineliyor.
Middle East Eye'ın haberine göre, Tahran Üniversitesi öğretim üyesi Mohammad Marandi(Mohammad Marandi), Al Mayadeen kanalındaki 'The Grand Standoff' programında "Kore, İran'a karşı bir savaşa katılırsa İran, Kore'yi düşman olarak görür" dedi. Marandi geçmişte İran'ın nükleer müzakere ekibine danışmanlık yapmış bir isim olarak tanıtıldı. Bu sözler, olası bir katkının Tahran nezdinde doğrudan bir düşmanlık göstergesi sayılabileceğine işaret ediyor.
Marandi'ye göre riskin kapsamı yalnızca askeri tesislerle sınırlı kalmayabilir. İsim, Suudi Arabistan, Bahreyn, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'daki Kore varlıklarını da örnek gösterdi. Yine de bu açıklamanın İran hükümetinin resmi bir bildirisi değil, bir yayın programında dile getirilen kişisel bir görüş olduğu belirtilmeli.
Seul cephesindeki resmi tutum ise 'kesinleşmemiş' çizgisinde duruyor. Cumhurbaşkanlığı Ofisi, ayın 4'ünde Hürmüz Boğazı'na sevkiyat konusunda nihai bir kararın verilmediğini, değerlendirmenin sürdüğünü açıkladı. Olası katkının sadece muharip birliklerle sınırlı olmayabileceği, muharip olmayan görevler, arama ve keşif gibi seçeneklerin de masada olduğu belirtildi.
Reuters, Kore'nin Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünü desteklemeye yönelik seçenekleri incelediğini, bu kapsamda deniz devriye uçakları, lojistik destek gemileri ile mayın tespit ve temizleme unsurlarının gündeme geldiğini yazdı. Cumhurbaşkanlığı Ofisi, sevkiyatın kesinleştiğine dair yurt içi haberleri ise gerçeği yansıtmadığı gerekçesiyle yalanladı.
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni açık denizlere bağlayan kritik bir deniz koridoru. Orta Doğulu petrol üreticilerinden çıkan ham petrol ve petrokimya hammaddesi büyük ölçüde bu boğazdan geçerek Asya'daki başlıca ithalatçı ülkelere ulaşıyor. Boğazdaki seyrüseferin aksaması, askeri ve diplomatik bir meselenin hızla enerji arz sorununa dönüşmesine yol açabiliyor.
Tartışma, Kore'nin enerji güvenliğiyle de doğrudan kesişiyor. Resmi verilere göre geçen yıl itibarıyla Kore'nin Hürmüz Boğazı üzerinden yaptığı ithalatın payı ham petrolde yüzde 61, nafta'da ise yüzde 54 seviyesinde. Bu da boğazı, Kore'nin petrol ve petrokimya hammaddesi tedarikiyle doğrudan bağlantılı bir güzergah hâline getiriyor.
Ticaret, Sanayi ve Enerji Bakanlığı, Nisan'da Orta Doğu'daki belirsizlik ortamında ham petrol ve nafta arzına yönelik riskleri gözden geçirdiğini, alternatif tedarik zincirleri ile stok artırımı seçeneklerini görüştüğünü açıklamıştı. Askeri tercihlerin yalnızca diplomatik bir mesele olmaktan çıkıp yurt içi yakıt ve petrokimya arz yönetimine kadar uzanabilmesinin nedeni de bu.
Kore hükümetinin Hürmüz gündemi aşamalı biçimde ilerledi. Savunma Bakanı Ahn Gyu-back(Ahn Gyu-back), Mayıs'ta ABD ile yaptığı görüşmede Hürmüz Boğazı'nın normalleşmesine kademeli olarak katkı sunma seçeneklerini değerlendireceklerini söylemişti. O dönem gündeme gelen seçenekler destek açıklaması, personel gönderimi, istihbarat paylaşımı ve askeri varlık desteğiydi.
Cumhurbaşkanlığı Ofisi de Haziran'da Hürmüz Boğazı'nın istikrarına somut bir biçimde katkı sunma seçeneklerini değerlendireceklerini duyurmuştu; ancak askeri varlık konuşlandırılıp konuşlandırılmayacağı ya da hangi varlıkların söz konusu olacağı henüz belirlenmediği de vurgulanmıştı. Eylül ayında gelen mesajlar da büyük ölçüde aynı çizgide: değerlendirme sürüyor, ama kesinleşmiş bir şey yok.
Başkan Trump(Donald Trump)'ın kamuoyu önünde uyguladığı baskı da bu sürecin arka planında duruyor. Trump, Ağustos'ta Kore'nin İran'a ilişkin adımlara katılmadığı yönünde memnuniyetsizliğini dile getirmişti. Bu açıklamanın ardından Kore'de sevkiyatın kesinleştiğine dair haberler ile Cumhurbaşkanlığı Ofisi'nin yalanlamaları art arda gelerek tartışmayı büyüttü.
Denizcilik ve enerji piyasalarında, Hürmüz'deki belirsizliğin uzaması hâlinde alternatif rota kullanımı ve navlun maliyetlerinin artabileceği yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Enerji ithalatına bağımlılığı yüksek ülkeler için askeri katkı seçeneklerinin yanı sıra stok artırımı, alternatif tedarik hatları ve gemi güvenliği önlemleri de birlikte ele alınması gereken konular arasında.
Kore'nin Hürmüz gündemi, daha önce Hürmüz'de gemilere yönelik saldırıların yeniden başlamasının ardından Körfez bölgesinde gerilimin tırmandığı süreçle de bağlantılı. O dönemde de seyrüsefer güvenliği ve enerji taşımacılığı sorunu birlikte gündeme gelmişti.
Şu ana kadar kamuoyuna yansıyan tepkiler diplomasi, güvenlik ve enerji piyasalarıyla sınırlı görünüyor. Bu açıklamaların ve sevkiyat değerlendirmesinin kripto para fiyatları ya da zincir üzeri verilere doğrudan bir etkisi olduğuna dair herhangi bir bulgu şu an için bulunmuyor.
Yorum 0