Ethereum(ETH) kurucu ortaklarından Vitalik Buterin, merkezi platformlardan uzaklaşarak bireysel veri egemenliğini önceliklendiren ‘self-sovereign’ yani ‘kişisel egemen’ teknoloji kullanımı modeline geçtiğini açıkladı. 24’ünde, yaptığı paylaşımda 2026 yılını "bilişimde kişisel özerkliğin geri kazanıldığı yıl" olarak tanımlayan Buterin, yazılım ve yapay zekâ kullanım tarzını kökten değiştirme sürecini başlattığını duyurdu.
Buterin, son bir yılda yazılım altyapısında köklü değişiklikler yaparak merkezi uygulamalardan ayrıldı. Eski adıyla Twitter olan X üzerinden yaptığı açıklamada 2025-2026 döneminde kullandığı teknolojileri yeniden düzenlediğini belirtti. Google Docs yerine merkeziyetsiz belge düzenleme platformu Fileverse’i, Telegram yerine uçtan uca şifreleme sunan Signal’ı kullandığını vurguladı. Telegram'dan ayrılma nedeni olarak ise mesajların uçtan uca şifrelenmemesi ve sunucularda tutulan verilerin kolluk kuvvetlerinin taleplerine karşı açık olması olarak gösterdi. Buna karşılık, Signal’ın şifreleme altyapısı ve sınırlı veri saklaması onu tercih etmesinde belirleyici olmuş.
Buterin’in bu dönüşümü yalnızca iletişim platformlarıyla da sınırlı kalmadı. Harita uygulamasında da Google Maps yerine OpenStreetMap ve Organic Maps gibi açık kaynak ve çevrimdışı çalışan uygulamalara yöneldi. Bu tercihin temelinde konum verilerinin üçüncü taraflarla paylaşılmaması yatıyor. E-posta'da ise Gmail yerine, uçtan uca şifreleme sunan Proton Mail'e geçti.
Diğer yandan sosyal medya kullanımı için deneysel merkeziyetsiz platformlar üzerinde çalışıyor ve yapay zekâ uygulamalarını da bulut yerine kişisel cihazlarında çalıştırdığı yerel büyük dil modelleri (LLM) ile deniyor. Yerel AI sistemlerinin hâlâ bazı işlevlerde yetersiz olduğunu kabul eden Buterin, son bir yılda bu alanda ciddi bir ilerleme kaydedildiğini belirtti.
Buterin’in önceliği sadece araçları değiştirmek değil, daha kapsayıcı bir bireysel kontrol modeli inşa etmek. Bunun için sıfır bilgi ispatları (ZKP), güvenli çalışma ortamları (TEE) ve cihaz içi veri filtreleme gibi teknolojilerle desteklenen gelişmiş bir gizlilik odaklı bilgi işlem sistemi kurmayı hedefliyor. Kendi ifadesine göre, “gerekenden fazla kişisel veriyi merkezi sunuculara göndermeden de teknoloji kullanılabileceğini” göstermek istiyor.
Bu teknoloji yaklaşımı, yapay zekânın toplumsal etkisinin büyüdüğü günümüzde dikkat çekiyor. Özellikle AI kullanımının merkezi altyapılara olan bağımlılığı artırması, self-sovereign computing (kişisel egemen bilişim) fikrini tekrar gündeme taşıdı. Bu yaklaşım, bireyin verisi, kimliği ve işlem kaynaklarının kontrolünü elinde tutmasını ve büyük platformlara olan bağımlılığını azaltmasını amaçlıyor.
Gizlilik savunucularından Naomi Brockwell de AI’nin yerel olarak çalıştırılmasının, kullanıcı egemenliğini sağlayacak tek yol olduğunu belirtiyor. Yine de, donanım sınırlamaları hâlâ önemli bir engel olarak görülüyor. Ancak özel verileri koruyan ve güçlü AI sistemlerine erişim sağlayan yeni platformların sayısı gittikçe artıyor.
Aynı zamanda devletler ve şirketler de bilişim altyapılarını yeniden değerlendiriyor. Analistler, 2026'nın yapay zekâ veri merkezleri ve enerji kaynaklı işlem altyapılarının ‘stratejik varlıklar’ olarak yeniden tanımlandığı bir dönüm noktası olacağını tahmin ediyor. Bu durum, devlet güdümlü işlem altyapıları ile birey odaklı sistemlerin rekabetini beraberinde getirebilir.
Buterin’in bu kapsamlı teknoloji dönüşümü tesadüf değil; hızlı dijitalleşme karşısında gizlilik, egemenlik ve merkeziyetsizlik ilkelerine sadık kalan topluluklar için bir yol haritası çiziyor. 2026 yılı, bu kişisel teknoloji anlayışının nihayetinde yaygın bir alternatif haline gelip gelmeyeceği açısından kritik bir eşik olabilir.
Yorum 0