ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın nükleer tesislerine düzenlenen hava saldırılarının Tahran'ın nükleer silaha ulaşmasını engellediğini öne sürdü. Ancak Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na (IAEA) ait veriler, tesislerdeki hasar ile nükleer silah geliştirmenin durdurulmasının aynı sonucu göstermediğine işaret ediyor.
Beyaz Saray, 28 Temmuz 2025'te yayımladığı açıklamada Trump'ın Fox & Friends programına verdiği röportajda “Onlar asla nükleer silaha sahip olamayacaklar” dediğini duyurdu. Trump, ABD'nin İran'ın nükleer tesislerini vurduğunu belirterek, anlaşma sağlanmazsa Pickaxe Mountain'ın da hedef alınabileceğini söyledi.
ABD Savunma Bakanlığı, 22 Haziran 2025'te düzenlenen 'Operation Midnight Hammer' kapsamında Fordo, Natanz ve İsfahan'daki üç nükleer tesisin hedef alındığını açıkladı. Bakanlık, saldırıların İran'ın nükleer programına ciddi hasar verdiğini belirtirken, ilk 'çarpışma hasar değerlendirmesinin' henüz sürdüğünü de ekledi.
Çarpışma hasar değerlendirmesi, bir askeri operasyonun ardından hedefin fiilen ne kadar zarar gördüğünü belirleyen süreci ifade ediyor. Bu değerlendirme tamamlanmadan tesislerin yok edilip edilmediği ile nükleer programın uzun vadeli kapasitesinin ayrı değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Reuters, 4 Haziran'da IAEA raporuna dayanarak İran'ın nükleer programına ilişkin değerlendirmenin savaş öncesiyle kıyaslandığında büyük bir değişiklik göstermediğini yazdı. IAEA, İran'ın yüksek ve düşük düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarını doğrulayacak erişim iznine sahip olmadığını belirtti.
Reuters, 8 Haziran'da da saldırıların zenginleştirme tesislerini yok ettiğini ya da ağır hasara uğrattığını, ancak yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumun büyük bölümünün yerinde kaldığının görüldüğünü aktardı. Bu tablo, ABD yönetiminin 'engelledik' iddiası ile uluslararası kurumun işaret ettiği 'doğrulama boşluğu'nun aynı sonuca varmadığını gösteriyor.
İran'ın nükleer meselesi; tesisler, nükleer madde, teknik personel ve uluslararası denetimin birlikte hareket ettiği bir konu. Belirli bir tesis hasar görse bile uranyum stoklarının ve kalan kapasitenin doğrulanmaması, nükleer silah geliştirme yeteneğinin fiilen sona erip ermediğinin anlaşılmasını zorlaştırıyor.
Trump'ın açıklamaları, ABD'nin askeri baskı ile müzakereyi eş zamanlı sürdüreceği mesajı olarak okunuyor. Beyaz Saray'ın açıklaması da İran'la yürütülecek müzakerelerde nükleer silah sahipliğine izin verilmeyeceği tutumunu yineledi ve gerektiğinde ek saldırıların mümkün olduğu yönünde ifadeler içerdi.
Kripto para piyasasında bu gelişme, nükleer programın kendisinden çok jeopolitik risk ve enerji fiyatları üzerinden yorumlanıyor. Orta Doğu'da gerginlik arttığında önce petrol fiyatları ve enflasyon beklentileri hareketleniyor, bu değişim de riskli varlık iştahına yansıyor.
CoinDesk, 12 Temmuz'da ABD'nin ek saldırılarına rağmen Bitcoin(BTC), Ethereum(ETH), Ripple(XRP) ve Dogecoin(DOGE)'in dar bir bantta hareket ettiğini bildirdi. 27 Temmuz'da ise ABD ile İran arasındaki çatışmaların durdurulmasının petrol fiyatlarını aşağı çektiğini, Bitcoin'in de 65 bin dolar seviyesini koruyarak riskli varlık eğilimine paralel hareket ettiğini aktardı.
Bu nedenle söz konusu açıklamaların Bitcoin fiyatını doğrudan etkilediğini söylemek güç. Yine de petrol fiyatları ve Hürmüz Boğazı'ndaki gerginliğin riskli varlık algısını etkileyebileceği düşünüldüğünde, kripto para piyasası da bu gelişmeleri yakından izliyor.
TokenPost daha önce Hürmüz Boğazı'na dair petrol arz-talep rakamları ile ABD tarafının açıklamaları arasındaki farkı ele almıştı. O dönemde de asıl mesele belirli bir açıklamadan çok, petrol arz güzergâhının ve gerçek rakamların piyasa algısına nasıl yansıdığıydı.
ABD ile İran arasında doğrudan müzakere yapılıp yapılmadığı da piyasanın izlediği bir diğer değişken. Daha önce iki taraf doğrudan görüşme konusunda birbiriyle çelişen açıklamalar yapmış, Hürmüz Boğazı ve nükleer program konusundaki görüş ayrılıkları küresel petrol fiyatlarına ve Bitcoin piyasasına yansımıştı.
Bu meselenin tarafları net şekilde ayrışıyor. ABD, saldırıların etkisini ve caydırıcılığını öne çıkarırken; IAEA, nükleer madde doğrulaması ve erişim izni sorununu vurguluyor. İran ise müzakere ile askeri baskı arasında tepkisinin dozunu ayarlamak zorunda kalıyor.
Türkiye'deki yatırımcılar için de bağlantı noktası petrol, döviz kuru ve riskli varlık iştahı. Orta Doğu'da gerginlik yeniden tırmanırsa önce enerji fiyatları ve dolar kuru hareketlenir, bu da yerel kripto para yatırımcılarının risk algısına dolaylı şekilde yansıyabilir.
Şu ana kadar kamuya açık kaynakların doğruladığı çerçeve şu şekilde: İran'daki üç nükleer tesisin vurulması, ABD yönetiminin başarı iddiası ve IAEA'nın uranyum stoklarını doğrulayacak erişimden yoksun olması. İran'ın nükleer programının nihai durumu, ancak IAEA'nın erişim kazanması ve uranyum stoklarının doğrulanmasıyla netleşebilir.
Yorum 0