Japonya'da yaygın olarak tüketilen tonkatsu köri fiyatları üzerinden hesaplanan bir satın alma gücü endeksi, yenin 'adil' değerini dolar başına 62,18 yen olarak ortaya koydu. Bu ayın 12'sinde uluslararası döviz piyasasında dolar/yen kurunun 159 yen bandında seyrettiği düşünüldüğünde, yenin yaşam maliyeti açısından ciddi ölçüde düşük değerli olduğu görülüyor.
Bloomberg'in 12'sinde aktardığına göre, BNY Mellon(BNY Mellon) baş stratejisti Jeff Yu(Jeff Yu), The Economist dergisinin ünlü 'Big Mac endeksi'nden esinlenerek bir 'tonkatsu köri endeksi' geliştirdi ve bunu düzenli olarak kullanıyor. Yöntem, Japonya'da yaygın satılan bir dışarıda yemek menüsü üzerinden ülkeler arası satın alma gücünü kıyaslamaya dayanıyor.
Endeks, Japonya'nın köri zinciri CoCo Ichibanya'nın tonkatsu köri fiyatını referans alıyor. Zincirin resmi menüsünde yer alan rosukatsu köri, Japonya'da vergi dahil 1.055 yene satılıyor.
Bu fiyat üzerinden yapılan hesaplama, 1 dolar için 'adil' kurun 62,18 yen olduğunu gösterdi. Bu rakam, Big Mac endeksinin işaret ettiği dolar başına 80,3 yenin de altında kaldı; yani tonkatsu köri baz alındığında yenin değer kaybı Big Mac endeksine göre daha belirgin çıkıyor.
Satın alma gücü paritesi endeksleri, aynı ya da benzer bir ürünün farklı ülkelerde ne kadara satıldığına bakarak paraların birbirine göre değerini tahmin etmeye çalışır. Gerçek piyasa kurunu doğrudan öngörmekten çok, kur ile yaşam maliyeti arasındaki farkı gözler önüne seren bir referans niteliği taşır.
Jeff Yu, "Japonya'da bir tabak tonkatsu köri ya da ramen fiyatı halkın sırtına binmeye başladığında, politika değişikliği yönündeki baskılar da büyür" dedi. Yu'nun sözleri, zayıf yenin yükselttiği fiili yaşam maliyetinin para politikasına dair kamuoyu algısını da etkileyebileceğine işaret ediyor.
Yen geçtiğimiz ay dolar başına 163 yen ile 40 yılın en düşük seviyesine kadar gerilemiş, ardından ABD ve Japonya makamlarının eş güdümlü müdahalesiyle 155 yene kadar toparlanmıştı. Ne var ki iki hafta bile geçmeden bu yükselişin yaklaşık yarısını geri verip yeniden 159 yen bandına döndü.
Söz konusu müdahale, 15 yılın en güçlü ABD-Japonya iş birliği olarak değerlendirildi. ABD ve Japon döviz otoritelerinin aynı anda piyasaya müdahale ettiğine dair emareler tespit edildi; ABD'nin dolar varlıkları yerine euro sattığı ve bu yolla yen aldığı belirtiliyor.
Piyasada, ABD ile Japonya arasındaki faiz farkının yeniden tetiklediği carry trade işlemleri yenin zayıflığının arkasındaki temel etken olarak gösteriliyor. Carry trade, düşük faizli bir para biriminden borçlanıp daha yüksek getiri sunan başka bir para birimine, tahvile ya da riskli varlığa yatırım yapmak anlamına geliyor.
10 yıllık ABD tahvil faizi yüzde 4,686, Japon devlet tahvili faizi ise yüzde 2,846 olarak açıklandı. Faiz farkı sürdüğü sürece, piyasa katılımcılarının yenden borçlanıp göreli olarak daha yüksek getirili dolar varlıklarını elde tutma isteği de canlı kalıyor.
Monex Group(Monex Group) yöneticilerinden Jesper Koll(Jesper Koll), "Müdahale piyasayı sadece korkuttu; paranın en yüksek getiriyi kovaladığı yönündeki finansın temel kuralını değiştiremedi" dedi. Koll'un değerlendirmesine göre, döviz piyasası müdahalesi tek başına faiz farkından kaynaklanan sermaye akışını tersine çevirmeye yetmiyor.
State Street Global Advisors(State Street Global Advisors) baş stratejisti Masahiko Loo(Masahiko Loo) ise "Müdahale piyasa psikolojisini sıfırlamayı başardı ama doları destekleyen getiri üstünlüğünü ortadan kaldıramadı" yorumunu yaptı. Loo'nun sözleri, müdahalenin etkisiyle faiz farkının etkisinin birbirinden bağımsız işlediğine dikkat çekiyor.
Yen, carry trade işlemlerinde başlıca fonlama para birimi olarak kullanıldığından, kurdaki ani hareketler hisse senedi, tahvil ve kripto para gibi riskli varlıklarda oynaklığa yol açabiliyor. Yine de ABD-Japonya müdahalesinin ardından gelişmekte olan piyasalar carry trade endeksindeki düşüş yaklaşık yüzde 1'de kaldı; bu da riskli varlıklara yansıyan etkinin sınırlı olduğunu gösteriyor.
Crédit Agricole CIB(Crédit Agricole CIB), faiz farkının yanı sıra ABD'nin devasa yapay zeka yatırımlarının sermaye çektiğini, buna karşılık Japonya'nın kamu-özel sektör yatırım genişletme planının henüz tam anlamıyla hayata geçmediğini de nedenler arasında sıraladı. Kurum, "Yendeki zayıflığı düzeltmek için gereken şey faiz artışı değil, yatırımın artmasıdır" açıklamasını yaptı.
Japonya Merkez Bankası(BOJ) gelecek ay bir para politikası toplantısı gerçekleştirecek. Faiz artırımı ihtimaline dair piyasa beklentileri ise kaynaktan kaynağa değişerek yüzde 50 ile 60 arasında dağılım gösteriyor.
Yorum 0