ABD'de kongre seçimlerine 10 hafta kala, Kongre'deki güç dengesinin değişme ihtimali, borç tavanı görüşmeleri ve posta oyu davaları yeniden piyasaların gündemine oturdu. Analistlere göre belirleyici olan seçimin sonucundan çok, bu sonucun ne hızda kesinleşeceği ve ardından gelecek Kongre pazarlığının şekli; bu ikisi varlık fiyatlarını etkileyebilecek asıl değişkenler olarak öne çıkıyor.
ABD Federal Seçim Komisyonu (FEC), 2026 yılına ait bir sonraki genel seçim tarihini 3 Kasım olarak duyurdu. CNBC'nin haberine göre Wall Street analistleri, seçime 10 hafta kala bu konuyu yeniden masaya yatırmaya başladı; kamuoyu eğiliminde yaşanacak dalgalanmalar ve sonuçların yorumlanmasındaki olası gecikmelerin varlık fiyatları açısından risk oluşturabileceği belirtiliyor.
Seçimin asıl tartışma başlığı, Kongre'deki güç dağılımının yeniden şekillenmesi. Temsilciler Meclisi ya da Senato'dan biri Demokratların eline geçerse, bugüne kadar Cumhuriyetçilerin yönlendirdiği bütçe, vergi, göç ve oy kullanma kuralları gibi konulardaki görüşmeler uzun soluklu bir pazarlığa dönüşebilir.
Başkanlık kararnameleri de bir diğer değişken olarak öne çıkıyor. Washington politika sorumlusu Ed Mills(Ed Mills), CNBC'ye verdiği demeçte son iki yılda piyasaları sarsan politika değişikliklerinin Kongre'den çok yürütme erkinden geldiğini söyledi. Buna göre Kongre'nin bileşiminden bağımsız olarak Beyaz Saray'ın 'politika uygulamaları' piyasaları doğrudan etkileyebiliyor.
Seçim kurallarına ilişkin hukuki mücadele de sürüyor. Reuters'in haberine göre ABD Yüksek Mahkemesi, Trump'ın posta oyu kısıtlamasına yönelik kararnamesinin uygulanmasını engelleyen alt mahkeme kararlarından birini kaldırdı. Ancak ayrı bir tedbir kararı hâlâ yürürlükte olduğundan, kararnamenin nihai olarak uygulanıp uygulanmayacağı henüz netleşmiş değil.
Tahmin piyasaları da siyasi değişimi fiyatlara yansıtıyor. Polymarket(Polymarket), 26 Ağustos'ta Kore saatiyle güncellenen 2026 ara seçim panosunda Demokratların Temsilciler Meclisi'ni ele geçirme ihtimalini yüzde 88 olarak gösterdi. Senato'da ise Demokrat ve Cumhuriyetçi ihtimalleri yüzde 50 civarında, birbirine yakın seyrediyor.
Bu tablo, piyasanın Temsilciler Meclisi'ndeki değişimi nispeten net, Senato'dakini ise daha belirsiz gördüğünü ortaya koyuyor. Yine de tahmin piyasası fiyatları yalnızca katılımcıların işlemlerini yansıtan bir gösterge; seçim sonucunu kesinleştiren bir veri değil.
Kamuoyu yoklamaları da aynı yönde bir gösterge olarak kullanılıyor. FiftyPlusOne(FiftyPlusOne), 25 Haziran'da yayımladığı parti oyu ortalamasında Demokratların Cumhuriyetçilere 5,5 puan fark attığını, bunun yuvarlandığında 6 puana denk geldiğini açıkladı. Anket ortalamaları da seçim sonucunu kesin olarak belirleyen bir ölçüt değil.
Tahvil piyasası ise mali değişkenlere çok daha doğrudan tepki veriyor. ABD'nin toplam borcu 40 trilyon doları aştı. Reuters, ABD Hazinesi'nin günlük nakit ve borç bakiyesi verilerine dayanarak toplam kamu borcunun 40 trilyon 47 milyar dolara ulaştığını aktardı.
Aynı haberde ABD Hazine Bakanı Scott Bessent(Scott Bessent), 10-30 yıl vadeli tahvillerde geri alım (buyback) büyüklüğünü işlem başına en az 4 milyar dolara çıkararak ikiye katladıklarını açıkladı. Geri alım, Hazine'nin piyasadan mevcut tahvilleri satın alması anlamına geliyor ve genellikle likiditesi zayıf vadelerdeki işlem koşullarını rahatlatmak için kullanılıyor.
Borç tavanı da seçim sonrasında Kongre'nin masasında kalmaya devam edecek bir başlık. Kongre Bütçe Ofisi (CBO), Şubat 2026 tarihli bütçe ve ekonomik görünüm raporunda 2026 mali yılı bütçe açığını 1 trilyon 900 milyar dolar olarak öngördü. 41 trilyon 100 milyar dolarlık borç tavanına ilişkin bir sonraki müzakere, 2027 mali takvimiyle iç içe geçebilir.
Borç tavanı, ABD hükümetinin yasal olarak borçlanabileceği toplam üst sınırı ifade ediyor. Tavan görüşmelerinin gecikmesi durumunda tahvil ihraç takvimi, kısa vadeli para piyasaları ve uzun vadeli faiz beklentileri birlikte sarsılabilir; bu yüzden tahvil piyasası açısından siyasi takvim adeta mali takvime dönüşüyor.
Türk yatırımcılar için de bu konu yalnızca bir ABD iç siyaset haberi değil. ABD tahvil faizleri ve dolar, küresel likiditenin referans noktası olarak çalışıyor. TokenPost daha önce, dolardaki değer kaybının, ABD Hazinesi'nin uzun vadeli tahvil alımlarını artırma planının ve mali endişelerin Bitcoin(BTC) için yükseliş yönlü bir etken olarak öne çıktığını aktarmıştı.
Bitcoin(BTC), ABD hisse senetleri ve uzun vadeli tahviller aynı mali ve politik değişkenlere aynı anda tepki verebilir. Yine de seçim sonrası müzakere hızının, mahkeme kararlarının ve tahvil piyasası tepkisinin aynı yönde hareket edip etmeyeceği henüz teyide muhtaç.
ABD ara seçimleri 3 Kasım'da yapılacak. Sonuçlar eyalet bazındaki prosedürlere göre kesinleşecek; FEC de seçim sonuçlarının onaylanmasının eyalet seçim otoritelerinin sorumluluğunda olduğunu belirtiyor.
Yorum 0