Kripto ve geleneksel finans dünyaları arasındaki gerilim hızla tırmanıyor. Özellikle Başkan Trump ile bağlantılı şirketlerin hamleleri ve büyük bankaların sert uyarıları bu tansiyonu daha da artırıyor. JP Morgan'ın son açıklamaları ve Morgan Stanley'nin ETF başvuruları bu sürecin dikkat çeken örnekleri olurken, Bitcoin(BTC) gibi dijital varlıkların finansal strateji olarak benimsenmesi de yeni tartışmalara kapı aralıyor.
24’ünde (yerel saatle), ABD’li yatırım bankası JP Morgan son çeyrek finansal sonuçlarını açıklarken, faiz getiren sabit kripto paralar hakkında önemli uyarılarda bulundu. Bankanın CFO’su Jeremy Barnum, bankacılık sisteminde uygulanmakta olan tarihsel regülasyonların dışında kalan bu tip varlıkların ‘paralel finans sistemi’ yaratarak ciddi risklere yol açabileceğini vurguladı. Barnum’a göre, “yüzyıllar boyunca rafine edilen güvenlik önlemleri olmadan” faaliyet gösteren bu sistemler, güvenlik ve finansal istikrar açısından ‘açık şekilde riskli’.
Bu tür uyarılara rağmen kripto sektörü hızla regülasyonla uyumlu yapılara evriliyor. Morgan Stanley’nin SEC’e (ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu) Bitcoin ve Solana(SOL) tabanlı borsa yatırım fonları (ETF) için başvuruda bulunması sektörde geniş yankı uyandırdı. Binance Research, bu gelişmeyi ‘kurumsal adaptasyonun bir sonraki adımı’ olarak yorumladı. Morgan Stanley’nin bu hamlesi, Goldman Sachs ve JP Morgan gibi diğer Wall Street devlerinin de benzer adımlar atmasını tetikleyebilir.
Bu sırada, Başkan Trump’la ilişkili iş ağlarında yer alan World Liberty Financial, sabit kripto para USD1 üzerine kurulu yeni bir borçlanma platformu olan World Liberty Market’i hizmete sundu. Şirket, kullanıcıların Ethereum(ETH), tokenleştirilmiş Bitcoin(BTC), USD Coin(USDC) ve Tether(USDT) gibi varlıkları teminat olarak göstererek USD1 borçlanmasını sağlayacak şekilde bir yapı kurdu. Kurucu ortak Jack Folkman, gelecekte gayrimenkul gibi fiziksel varlıkların da tokenleştirilerek teminat sistemine dahil edilmesinin gündemde olduğunu belirtti.
World Liberty Financial ayrıca ABD Para Birimi Denetleme Ofisi’ne (OCC) ulusal düzeyde faaliyet gösterecek bir tröst bankası lisansı için başvurdu. Bu hamle, USD1’in sınır ötesi ödemeler ve kurumsal finans organizasyonlarındaki kullanımını artırmayı hedefliyor. USD1'in güncel piyasa değeri yaklaşık 3,4 milyar dolar (yaklaşık 5 trilyon 162 milyar TL) seviyesinde bulunuyor.
Öte yandan blokzincir tabanlı altyapı şirketi Figure Technology, fiziksel hisse senedi temelli yeni bir on-chain borç alma verme piyasası olan OPEN’i piyasaya sürdü. Bu platform, yatırımcılara sahip oldukları gerçek hisseleri geleneksel aracı kurumlar olmadan ödünç verme ya da teminat olarak kullanma imkânı sunuyor. Şirketin CEO’su Mike Cagney, halihazırda dijital varlıklarla çalışan birçok firmanın bu yeni sistemle hisse senedi çıkarımına ilgi gösterdiğini ifade etti. Figure’ın mevcut piyasa değeri yaklaşık 12 milyar dolar (yaklaşık 17 trilyon 706 milyar TL) olarak kaydediliyor.
Bu gelişmeler, blokzincir teknolojisinin artık sadece dijital varlıklar değil, fiziksel finansal ürünler üzerinde de kendine yer bulduğunu ortaya koyuyor. Büyük finans kurumlarının kripto dünyasına daha güçlü adımlarla dahil olması, hem pazarın genişlemesine hem de regülasyon konusundaki tartışmaların derinleşmesine neden olacak gibi görünüyor.
Bu tartışmaların odak noktasında ise yine Bitcoin yer alıyor. Strategy’nin kurucu ortağı Michael Saylor, Bitcoin’in bir şirketin nakit rezervleri için en ‘güvenli ve şeffaf’ stratejilerden biri olduğunu savundu. Saylor, “Bitcoin’e sahip olmak, milyonlarca yatırımcının bilinçli tercihi. Bu yaklaşımın eleştirilmesi, aslında eski sistemlerin bu değişimden duyduğu korkunun bir yansıması” diyerek, geleneksel finans kesiminden gelen eleştirilere yanıt verdi.
Dijital varlıklar kurumsal finans sistemine iyice entegre olurken, Bitcoin’in geleneksel finansın bir parçası olarak konumlandırılması süreci hem destek hem de tepkilerle ilerliyor. Bu dönemde, dijital dönüşümün merkezindeki en güçlü adayın hâlâ ‘Bitcoin’ olduğu yorumları daha fazla güç kazanıyor.
Yorum 0