Ethereum(ETH) kurucu ortaklarından Vitalik Buterin, merkeziyetsiz finans (DeFi) alanında giderek yaygınlaşan 'getiri odaklı' modellere eleştiriler getirerek, bu yapıların gerçek DeFi ilkeleriyle uyuşmadığını vurguladı. Özellikle USDC(USDC) gibi merkezi kuruluşlarca ihraç edilen sabit coin'lerin, DeFi'de riskin yayılmasına değil, yeniden merkezileşmeye yol açtığını savundu.
Buterin, 24’ünde sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, gerçek DeFi'nin amacı olarak 'riskin nasıl dağıtıldığı ve yönetildiği' konularına odaklanılması gerektiğini belirtti. Ona göre, merkezi sabit coin’lerden elde edilen getirilere dayanan DeFi modelleri bu felsefeye aykırı. Özellikle, fiat teminatlı sabit coin’lerin kullanıldığı kredi ürünlerinin “DeFi’nin ruhunu” saptırdığını ifade etti.
USDC üzerinden faiz sunan bazı projeleri doğrudan isimlendirmese de Buterin, bu ürünlerin merkezi ihraççı kuruluşlara bağımlı olduğunu ve karşı taraf riskinin ortadan kaldırılamadığını dile getirdi. Yani, kullanıcılara gerçek bir risk çeşitlendirmesi sunulamadığını savundu.
Bu eleştirilerinin ardından Buterin, daha merkeziyetsiz yapılarla uyumlu iki alternatif sabit coin modeli önerdi. Bunların ilki, teminat olarak Ethereum(ETH) kullanılan algoritmik sabit coin modeli. Bu yapıda risk, merkezi bir ihraççı yerine piyasa genelinde dağıtılabiliyor. İkinci model ise fazlasıyla gerçek dünya varlıkları (RWA) ile teminatlandırılmış algoritmik sabit coin’lere dayanıyor. Bu yaklaşımda, tek bir varlığın başarısızlığı sistemin bütününü tehdit etmiyor ve stabilite korunabiliyor.
Buterin’in eleştirileri, mevcut pazar yapısını da gözler önüne serdi. Örneğin, Aave(AAVE) platformunun Ethereum ana ağındaki kredi havuzlarında yaklaşık 41 milyar dolarlık varlık bulunurken, bunun 4,1 milyar doları USDC arzından oluşuyor. USDC cinsinden toplam borç miktarı ise 2,77 milyar dolara ulaşıyor.
Benzer bir tablo Morpho ve Compound gibi diğer platformlarda da görülüyor. Morpho’daki ilk beş borç piyasasından üçü USDC temelli çalışıyor ve toplamda 510 milyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşmış durumda. Compound ise 382 milyon dolarlık USDC mevduatı ve 281 milyon dolarlık borç hacmi ile dikkat çekiyor.
Bu veriler, USDC’nin şu an DeFi ekosisteminde 'başat varlık' konumuna ulaştığını ama aynı zamanda eleştirildiği gibi merkezi yapılara bağımlılığı nedeniyle DeFi'nin temel felsefesine ters düştüğünü gösteriyor. Bu durum, Buterin’in riskin dağıtılması gerektiği yönündeki argümanına da destek veriyor.
Buterin daha önce de benzer uyarılarda bulunmuştu. Ocak ayında yaptığı açıklamada, Ethereum ekosisteminin daha 'dayanıklı' ve merkezi olmayan bir sabit coin modeline ihtiyaç duyduğunu söylemişti. Ona göre böyle bir sabit coin, hem merkezi ihraca hem de tek bir fiat paraya bağımlı olmamalı, makroekonomik dalgalanmalara direnmeli ve oracle manipülasyonu gibi protokol hatalarına karşı da sağlam olmalı.
Bugün DeFi piyasası kurumsal likiditeye daha fazla bağımlı hale geldikçe, Buterin’in bu yaklaşımı DeFi’nin ilkeleri üzerine yeniden düşünülmesini teşvik ediyor. Özellikle, USDC gibi fiat temelli sabit coin’lerin suç faaliyetlerinde bile merkezi unsur haline geldiği yönündeki veriler bu eleştirilerin altını çiziyor.
Buterin’in çıkışı, sadece bir eleştiri değil, DeFi'nin geleceğine yön verecek yapısal bir düşünce olarak değerlendiriliyor. Sektörde sabit coin tasarımlarının gözden geçirilmesi ve risk yönetimine yönelik yeni yaklaşımların geliştirilmesi gerektiği görülüyor.
Yorum 0