Brent petrolü, 13 Ağustos günü Kore saatiyle 19.15’te (ABD doğu saatiyle 06.15) varil başına 90,28 dolara ulaştı. Aynı gün farklı kaynaklarda 87-88 dolar bandında fiyatlar da paylaşıldı. Yani günün petrol fiyatı tek bir kapanış rakamıyla değil, hangi ana ve hangi kaynağa bakıldığıyla değişti.
Fortune, 13’ünde (yerel saatle) Brent petrolünün varil başına 90,28 dolardan işlem gördüğünü aktardı. Bu rakam bir önceki güne göre 1,32 dolar düşük, bir ay öncesinin 78,92 dolarlık seviyesine göre %14,39 yüksek, bir yıl öncesinin 66,12 dolarlık seviyesine göre ise yaklaşık %36,54 daha yüksek.
Aynı gün Avrupa seansının erken saatlerinde fiyat daha düşüktü. Barron’s, Brent petrolünün seans başında %1,5 düşüşle 87,62 dolara, West Texas Intermediate (WTI) türü ham petrolün de %1,6 düşüşle 81,96 dolara gerilediğini bildirdi.
Times of India ise Hindistan saatiyle 07.40 sıralarında Brent petrolünü 88,16 dolar, WTI’yi 82,38 dolar olarak verdi. Aynı gün 90,28 dolar ile 87-88 dolar bandının birlikte görülmesinin nedeni, farklı fiyat referanslarının ve farklı saatlerin kullanılmasıydı.
Bu fark, petrol piyasasının yapısından kaynaklanıyor. Brent ve WTI farklı bölgeleri referans alıyor; spot ve vadeli işlemler, kontrat ayı ve verinin toplandığı saat de rakamı değiştirebiliyor.
Bu nedenle 90,28 dolar, günün tamamını temsil eden bir kapanış fiyatı değil, belirli bir ana ait 'anlık görüntü' olarak okunmalı. Petrol fiyatlarını karşılaştırırken önce hangi 'benchmark'ın, hangi saatin ve seans içi mi kapanış mı olduğunun kontrol edilmesi gerekiyor.
Son dönemde fiyatları hareket ettiren iki ana etken var: biri İran ve Hürmüz Boğazı’na bağlı arz endişesi, diğeri talep yavaşlaması beklentisi.
AP, 11’inde Brent petrolünün sabah seansında kısa süreliğine 90 doların üzerine çıktıktan sonra 88,91 dolardan kapandığını duyurdu. Aynı haberde Brent’in son bir ayda 72 ile 102 dolar arasında dalgalandığı belirtildi.
TokenPost daha önce de Brent petrolünün seans içinde 90 dolara yaklaşmasının arka planına değinmiş, bunu Hürmüz Boğazı ve Orta Doğu’daki deniz taşımacılığı endişelerine bağlamıştı. Hürmüz Boğazı, Orta Doğu kaynaklı petrol ve gazın dış pazarlara taşındığı ana güzergahlardan biri.
Bu güzergahtaki taşımacılık endişeleri, Türkiye gibi enerjide dışa bağımlılığı yüksek ülkelerin maliyetlerini de etkiliyor. Petrol fiyatı yükseldiğinde, benzin, lojistik ve petrokimya maliyetlerinde de kademeli baskı oluşabiliyor.
Talep tarafında ise fiyatın üst sınırını bastıran veriler öne çıktı. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Haziran ayı petrol piyasası raporunda, 2026’da küresel petrol talebinin bir önceki yıla göre günde 1,1 milyon varil azalabileceğini belirtti.
Aynı raporda 2026’da küresel arzın da günde 3,9 milyon varil azalarak 102,4 milyon varile ineceği öngörüldü. Hem talep hem arz tahminlerinin aşağı yönlü olduğu bir ortamda, tek bir seans içi fiyatla piyasanın yönünü kestirmek zor.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) tarafındaki hareketler de bir diğer değişken. OPEC+’a bağlı 7 ülke, 5 Temmuz’daki toplantıda 2026 Ağustos’undan itibaren günde 188 bin varillik üretim ayarlamasına gitme kararı aldı. Karar, Suudi Arabistan, Rusya, Irak, Kuveyt, Kazakistan, Cezayir ve Umman’ın katıldığı toplantıda alındı.
Reuters, 30 Haziran’da yaptığı ankette, 31 ekonomist ve analistin 2026 için ortalama Brent petrol fiyatı beklentisinin varil başına 84,50 dolar olduğunu aktardı. Bu rakam, bir önceki ay yapılan ankette çıkan 90,44 dolarlık beklentiden daha düşük; ancak bu, güncel fiyat değil ankete dayalı bir tahmin.
Türk okuyucular için önemli olan nokta, '90 dolara dönüş' gibi tek bir ifadeye takılmamak. Aynı gün 87 dolar ile 90 dolar bandının birlikte görülmesi, fiyata bakarken referans saatinin ve kullanılan 'benchmark'ın ayrı değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Petrol fiyatındaki değişimin yurt içi maliyetlere ne kadar yansıyacağı ise gerçek ithalat fiyatı, döviz kuru ve yurt içi akaryakıt vergisi yapısıyla birlikte değerlendirilmesi gereken bir konu.
Yorum 0