ABD hükümetinin 2025 mali yılı sonu itibarıyla muhasebe bazlı net varlığı eksi 41,7234 trilyon dolara geriledi ve bu tablo, ülkenin mali sürdürülebilirliği üzerine tartışmaları yeniden alevlendirdi. Borçların varlıkları büyük ölçüde aştığı bu defter kaydı, ABD'nin uzun vadeli mali yükünü tekrar gündeme taşıdı.
ABD Hazine Bakanlığı'nın 2025 mali yılı finansal raporuna göre, 30 Eylül 2025 itibarıyla hükümetin varlıkları 6,0554 trilyon dolar, yükümlülükleri ise 47,7788 trilyon dolar olarak kaydedildi. İki rakam arasındaki fark, toplam net varlığı eksi 41,7234 trilyon dolara indirdi.
Tartışma, Johns Hopkins Üniversitesi'nden uygulamalı ekonomi profesörü Steve H. Hanke(Steve H. Hanke) ile ABD eski Sayıştay Başkanı David M. Walker(David M. Walker)'ın 23 Mart'ta Fortune'da yayımlanan bir yazıda bu rakamı gerekçe göstererek ABD hükümetinin 'ödeme gücünü yitirdiğini' öne sürmesiyle büyüdü. İkili, çözüm olarak mali komisyon kurulmasını öngören H.R. 3289 yasa tasarısını ve mali sorumluluk amaçlı anayasa değişikliği kararı H.Con.Res. 15'i işaret etti.
Ancak Hazine, ABD hükümetinin iflas ettiğini ilan etmiş değil. FactCheck.org, 7 Nisan'da yaptığı değerlendirmede bu ifadenin Hazine'nin resmi açıklaması değil, bir yorum yazısının yorumu olduğunu netleştirdi. ABD hükümetinin vergi toplama ve borçlanma yetkisine sahip olması nedeniyle özel bir şirketin iflasıyla aynı kefeye konulamayacağı da vurgulandı.
Muhasebe bazlı net varlık, hükümetin sahip olduğu varlıklardan yükümlülüklerin çıkarılmasıyla bulunan defter bakiyesidir. Bu rakamın kötüleşmesi mali yükün arttığına işaret edebilir, ancak devletin vergilendirme ve para politikası yetkilerini de içeren yasal ödeme gücü değerlendirmesinden farklıdır.
Hazine'nin raporu da benzer bir çerçeve çiziyor. Hazine, net varlık hesaplamasının vergilendirme yetkisini, para politikası gücünü ve deftere yansımayan operasyonel olmayan varlıkların değerini kapsamadığını belirtiyor. Muhasebe bazlı net varlıktaki kötüleşme mali baskının bir göstergesi olsa da, yasal anlamda iflas ilanıyla aynı şey değil.
Uzun vadeli yük, ayrı bir göstergede de kendini gösteriyor. Hazine, sosyal güvenlik ve Medicare gibi sosyal sigorta kalemlerinde 75 yıllık bugünkü değer bazında beklenen gider fazlasını 88,4 trilyon dolar olarak açıkladı. Bu rakam bir önceki yıla göre 10,1 trilyon dolar arttı.
Sosyal sigorta alanındaki bu uzun vadeli açık, deftere hemen yansıyan yasal borçtan farklı bir nitelik taşıyor. Önümüzdeki 75 yılda beklenen gider ile gelir arasındaki farkın bugünkü değere indirgenmiş bir tahmini olup, yaşlanan nüfus ve sağlık harcamalarının mali görünüm üzerindeki baskısını gösteren bir gösterge olarak okunuyor.
Kamu borcu oranı da yük olmaya devam ediyor. Hazine, 2025 mali yılı sonunda halka açık kamu borcunun gayri safi yurt içi hasılaya (GSYİH) oranının yüzde 99 olduğunu, mevcut politikaların sürmesi halinde bu oranın 2100 yılında yüzde 576'ya çıkabileceğini açıkladı. ABD Sayıştayı(GAO) da 11 Haziran'da yayımladığı raporda ABD'nin mali gidişatını sürdürülemez olarak değerlendirdi.
GAO, 2025 mali yılı federal mali tablolarına ilişkin 29. kez üst üste görüş bildirmekten kaçındı. Kurum, mali yönetimdeki ciddi zayıflıklar ve sınırlamalar nedeniyle tablonun tamamına denetim görüşü vermenin mümkün olmadığını belirtti. Bu durum, tek bir rakamdan çok ABD'nin genel mali yönetim sistemine yönelik bir uyarı olarak okunuyor.
ABD Kongresi Ortak Ekonomi Komitesi(JEC), 3 Temmuz itibarıyla toplam borcu 39,38 trilyon dolar olarak hesapladı. Aynı komite, toplam borcun bir yıl öncesine kıyasla 3,16 trilyon dolar arttığını açıkladı. Hanke ve Walker'ın yazısının ardından da ABD'deki mali tartışma, borç, faiz gideri ve sosyal sigorta yükü etrafında orta-uzun vadeli bir mesele olarak sürüyor.
Kripto para piyasasında bu konu, doğrudan bir token meselesi olmaktan çok dolara duyulan güven, uzun vadeli faiz oranları ve riskten kaçınma eğilimiyle bağlantılı makro bir değişken olarak okunuyor. TokenPost daha önce ABD'de reel faiz oranları ile Bitcoin talebinin birlikte gündeme geldiği bir gelişmeyi aktarmıştı.
Ancak söz konusu yazının ya da Hazine raporunun Bitcoin(BTC) fiyatını doğrudan etkilediğine dair net bir dayanak bulunmuyor. CoinDesk, 24 Mart'ta tahvil getirileri ve swap spread'lerinin Bitcoin hareketleri üzerinde baskı yaratabileceğini analiz etti, ancak bu değerlendirme aynı döneme ait genel makro strese ilişkin bir yorum niteliğinde.
Türkiye'deki yatırımcılar açısından da ABD'deki mali tartışma, dolar varlıkları, uzun vadeli faiz oranları ve riskli varlık iştahını birlikte etkileyen bir değişken. ABD tahvil faizleri ve dolara duyulan güven sarsıldığında, hisse senedi, tahvil ve kripto para gibi varlık sınıflarının genelinde iskonto oranı ve likidite değerlendirmeleri etkilenebilir.
Hanke ve Walker, 15 Temmuz'da yayımladıkları takip yazısında da kamu borcunun 31,68 trilyon dolara ve GSYİH'nin yüzde 100'ünün üzerine çıktığı uyarısını yineledi. Hazine'nin 2025 mali yılı finansal raporu, GAO raporu ve JEC'in toplam borç hesaplaması art arda geldikçe, ABD'deki mali tartışma tek seferlik bir ifade tartışmasının ötesine geçerek uzun vadeli mali rota etrafında bir mesele olarak kalmaya devam ediyor.
Yorum 0