Altın fiyatı 7 Ağustos’ta ons başına 4.350 doları aşarak yedi haftanın en yüksek seviyesine ulaştı. 2026 yılı boyunca süren değerli metal fiyat düzeltmesinin uzun vadeli bir trend dönüşü mü yoksa kısa süreli bir yeniden fiyatlama süreci mi olduğu konusunda piyasada görüş ayrılığı sürüyor.
Sprott Asset Management, yakın zamanda yayımladığı değerli metaller raporunda 2026’daki altın ve gümüş fiyat düşüşünü uzun vadeli yükseliş trendi içindeki döngüsel bir düzeltme olarak değerlendirdi. Altın fiyatı daha önce ons başına 4.000-4.100 dolar bandında fiziksel talep ve merkez bankası alımlarının desteğiyle tutunmuştu.
Düzeltmenin boyutu küçük değildi. Altın 2025’te yüzde 64,58, gümüş ise yüzde 147,95 değer kazanmıştı; ancak 2026’da 31 Temmuz’a kadar altın yüzde 6,33, gümüş yüzde 19,63 geriledi.
31 Temmuz kapanışında altın ons başına 4.046,15 dolar, gümüş ise ons başına 57,60 dolar seviyesindeydi. İki varlık da yıl başına göre daha düşük fiyatlanırken, bir yıl öncesine kıyasla hâlâ daha yüksek seviyelerde kaldı.
Altın faiz getirmeyen bir varlık olduğu için dolar ve reel faiz oranlarındaki değişimlere duyarlı tepki verir. Reel faiz, nominal faizden enflasyonun çıkarılmasıyla bulunur; bu oran yükseldiğinde altının görece cazibesi azalabilir.
2026 başında görülen zirvenin ardından kaldıraçlı pozisyonların azaltılması ve kâr satışları fiyat düzeltmesini derinleştirdi. Mart ayındaki jeopolitik çatışmanın yol açtığı likidite daralması, ardından gelen dolar güçlenmesi ve ABD faizlerinin yüksek seyrini koruyacağı beklentisi de değerli metal fiyatları üzerinde 'baskı unsuru' olarak öne sürüldü.
Merkez bankası altın alımları 2. çeyrekte toparlandı
Dünya Altın Konseyi(World Gold Council) verilerine göre, dünya genelindeki merkez bankalarının 2. çeyrekteki net altın alımı 289 ton olarak kaydedildi. Bu rakam, 1. çeyrek için revize edilen 57 tonun yaklaşık 5 katına denk gelirken, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 62 arttı.
Polonya 2. çeyrekte yaklaşık 51 ton, Çin ise yaklaşık 33 ton altın rezervini artırdı. TokenPost’un önceki haberinde de merkez bankalarının 2. çeyrek altın alımı 289 ton olarak aktarılmıştı.
Ancak yılın ilk yarısındaki toplam net alım 345 tonla 2022’den bu yana en düşük ilk yarı seviyesinde kaldı. 2. çeyrekteki toparlanmaya rağmen son yıllardaki talep yoğunluğunun sürüp sürmeyeceği, sonraki verilerle netleşecek.
Merkez bankalarının altın alımları genellikle döviz rezervlerini çeşitlendirme ve tek bir para birimine bağımlılığı azaltma ihtiyacıyla örtüşüyor. Bu tür alımlar kısa vadeli fiyat yönünü belirlemekten çok, spot piyasada orta-uzun vadeli bir talep tabanı oluşturuyor.
Gümüşte arz açığı ve sanayi talebindeki yavaşlama bir arada
Silver Institute ve Metals Focus, Nisan ayında yayımladığı ‘World Silver Survey 2026’ raporunda küresel gümüş arz açığının 2025’teki 40,3 milyon ons seviyesinden 2026’da 46,3 milyon onsa genişleyeceğini öngördü. Arz açığının sürmesi durumunda talep, üst üste altıncı yıl arzı aşmış olacak.
Buna karşılık 2026’da sanayi amaçlı gümüş talebinin önceki yıla göre yaklaşık yüzde 3 azalarak 639,6 milyon onsa gerilemesi, güneş enerjisi sektöründeki gümüş talebinin ise yüzde 19 düşmesi bekleniyor. Arz açığı ile sanayi talebindeki yavaşlamanın aynı anda görülmesi, gümüş fiyatının maden üretimi, geri dönüşüm arzı ve yatırım talebindeki değişimlerden de etkilenmesine yol açıyor.
Gümüş hem bir yatırım varlığı hem de sanayi hammaddesi niteliği taşıyor. Piyasa büyüklüğü altına göre daha küçük olduğundan, sanayi talebi, stoklar ve spekülatif fonların aynı anda hareket etmesi fiyat dalgalanmasını büyütebiliyor.
Vadeli işlemler piyasasında da kısmi fon girişi gözlendi. Saxo Bank, ABD Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu(CFTC) verilerine dayanarak, 4 Ağustos itibarıyla altın yönetilen fon net uzun pozisyonlarının 132.000 kontratla Ocak ayından bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını açıkladı.
Aynı dönemde gümüş net uzun pozisyonları bir önceki haftaya göre yüzde 32 artarak yaklaşık 11.000 kontrata çıktı. Ancak vadeli işlem pozisyonları dolar, ABD tahvil getirileri ve piyasa likiditesindeki değişimlere göre hızla farklılaşabildiğinden, tek başına fiyat trendini belirleyen bir gösterge olarak görülmüyor.
Yorum 0