Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Çin’in gizli altın birikimi: Dolar hegemonyasına meydan okuyan ‘altın–yuan’ hamlesi

Çin’in gizli altın birikimi: Dolar hegemonyasına meydan okuyan ‘altın–yuan’ hamlesi / Tokenpost

Çin’in 15 aydır aralıksız şekilde büyük miktarda altın alımı yapması, ‘yuan merkezli yeni bir rezerv para sistemi’ hazırlığı olarak yorumlanıyor. Uzmanlara göre, Washington’un dolar hegemonyasına doğrudan meydan okuyan bu ‘altın–yuan bağlantısı’ planı hayata geçerse, 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük küresel para düzeni değişimi yaşanabilir.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, kısa süre önce Komünist Partinin teorik dergisi Qiushi’de yayımlanan konuşmasında, “uluslararası ticaret ve döviz piyasalarında yaygın kullanılan, küresel rezerv para statüsüne sahip ‘güçlü bir para birimine’ ihtiyaç olduğunu” vurguladı. Bu sözler, 1940’lardan beri uluslararası ödemeler ve emtia ticaretinde baskın rol oynayan Amerikan dolarının yerine yuanı (renminbi) yeni ‘küresel rezerv para’ haline getirme niyetinin dolaylı ifadesi olarak görülüyor.

Çin Merkez Bankası’nın (PBoC) resmi verilerine göre ülkenin 2025 sonu itibarıyla altın rezervi 2.306 ton düzeyinde. Bu rakamla Çin, ABD, Almanya, İtalya, Fransa ve Rusya’nın ardından 6. sırada yer alıyor. Ancak altın piyasası analistleri ve yatırım bankaları, “gerçek rezervin en az iki, hatta üç katı olabileceğini” savunuyor.

Dünya Altın Konseyi verileri, Çin’in son 14 ay boyunca kesintisiz altın aldığını, 2026 Ocak ayında da alıma devam ederek bu seriyi sürdürdüğünü gösteriyor. Fiyatların tarihî zirvelere yükselmesine rağmen Pekin’in alımları durdurmaması dikkat çekiyor.

Değerli metaller analisti Jan Nieuwenhuijs (Money Metals Exchange), Çin’in gerçekte yaklaşık 5.411 ton altın tuttuğunu tahmin ediyor; bu da resmi rakamın iki katından fazla. Nieuwenhuijs, Pekin’in uluslararası altın fiyatlarını zıplatmamak için ‘sessiz birikim’ stratejisi izlediğini belirtiyor.

Onun değerlendirmesine göre, ‘gizli alım’, Çin Merkez Bankası’na daha düşük fiyattan daha fazla altın biriktirme imkânı veriyor; böylece ‘aynı parayla daha büyük etki’ elde edilmiş oluyor. İsviçre merkezli Syz Group’un yatırım direktörü Charles-Henry Monchau da, ABD tahvillerini toplu halde satmanın piyasada panik yaratabileceğini, buna karşılık altın alımının sessiz ama birikimli bir etki yarattığını söylüyor. Monchau’ya göre Pekin, elindeki dolarları altına çevirerek dolar talebini yavaş yavaş düşürüyor ve ‘reel varlığa dayalı bir para tamponu’ inşa ediyor.

Yazar ve altın–Bitcoin uzmanı Dominic Frisby, “Çin’in altın birikimi, küresel finansta ‘en büyük hikâye’ olmasına rağmen neredeyse hiç konuşulmuyor” diyor. Frisby, Çin’in gerçek rezervini 7.000 ton civarında tahmin ederken, “İsterse Pekin, bugün görünen rakamın üç, hatta on katı altını tuttuğunu bir anda ilan edebilir” iddiasında. Ona göre, ABD ile doğrudan bir çatışma ortamına girilirse Çin de tıpkı Washington gibi parayı ‘savaş silahı’ olarak kullanacak ve saklı tutulan altın burada kilit rol oynayabilecek.

Çin’in ‘altın–yuan bağlantısı’ fikrini anlamak için önce doların nasıl rezerv para olduğunu hatırlamak gerekiyor. 1944 Bretton Woods Anlaşması’nda 44 müttefik ülke kendi para birimlerini dolara sabitledi; dolar ise ons başına 35 dolardan altına çevrilebilir hale getirildi. Böylece fiilen ‘dolar=altın’ denklemi kuruldu; ülkeler doları altının vekili olarak kullanırken, ABD uluslararası ödemeleri altınla tahkim eden ülke konumuna geldi.

Vietnam Savaşı ve diğer harcamalarla artan devasa bütçe açıkları ise Washington’u elindeki altından çok daha fazla dolar basmaya itti. Altın karşılığı talebi artınca Başkan Richard Nixon 1971’de tek taraflı olarak doların altına çevrilebilirliğini durdurdu ve ‘altın standardı’ resmen sona erdi.

Buna rağmen dolar hakimiyeti devam etti. ABD ekonomisinin büyüklüğü, askerî gücü ve Fort Knox’ta olduğu ileri sürülen 8.133 tonluk altın stoku bu durumu destekledi. Frisby, insanların hâlâ “doların bir yerinde altın olduğuna” inandığı için, ‘hiçbir reel varlığa bağlı olmasa da’ doların işlemeye devam ettiğini vurguluyor ve bunu ‘para yanılsaması’ olarak adlandırıyor.

Frisby, “Eğer bir gün Çin çıkıp da ‘bugüne kadar açıkladığımızdan beş kat daha fazla altınımız var’ derse, yuan için ABD dolarıyla yarışabilecek düzeyde somut bir dayanak ortaya çıkar” yorumunu yapıyor. Frisby, daha önce Çin’in potansiyel rezervini 16.000 tona kadar çıkaran tahminini zamanla yaklaşık 7.000 ton seviyesine çekmiş durumda.

Asıl soru, Çin’in gerçekte ne kadar altın tuttuğu. Resmi verilerin güvenilirliği sorgulandığı için piyasalar üretim, ithalat ve iç talep verilerini bir araya getirerek tabloyu çözmeye çalışıyor.

Uluslararası Para Fonu verilerine göre 2026’da Çin’in gayrisafi yurt içi hasılası 20,7 trilyon dolar, ABD’ninki ise 31,8 trilyon dolar düzeyine ulaşacak. Sadece ekonomi büyüklüğü oranı dikkate alındığında, Pekin’in ABD’nin 8.133 tonluk altın rezervinin yaklaşık %65’i olan 5.300 ton altına sahip olması makul görülüyor; bu da resmi rakamın neredeyse iki katı. Avustralya merkezli ANZ Bankası analistleri de Çin’in altın rezervini yaklaşık 5.500 ton olarak hesaplıyor ve bu miktarla ülkeyi devlet bazında ABD’nin ardından 2. sıraya yerleştiriyor.

Üretim ve ithalat istatistikleri de bu tahminleri destekliyor. Çin, 2007’den bu yana dünyanın en büyük altın üreticisi. Frisby’nin “The Flying Frisby” adlı blogunda aktardığına göre, ülke 2013’ten bu yana 4.811 ton altın çıkardı; sadece 2024 yılında 380 ton (küresel üretimin %10’u) üretildi ve bunun yarıdan fazlası devlet kontrolündeki madenlerden geldi.

Aynı zamanda Pekin, dünyanın en büyük altın ithalatçılarından. 2024’te İsviçre, Kanada, Avustralya gibi ülkelerden yaklaşık 1.225 ton altın aldı. Hong Kong üzerinden giren hacim de hesaba katıldığında, gerçek ithalat daha yüksek olabilir.

Dikkat çeken bir başka gösterge, Şanghay Altın Borsası (SGE) çıkış hacmi. 2015’ten bu yana SGE’den çekilen altın miktarı yıllık ortalama 1.800 ton düzeyinde. Bu veri, Çin içindeki toplam altın talebini –resmî olmayan ve özel sektör dahil– gösteren önemli bir gösterge. Frisby, 2007’den beri SGE üzerinden geçen toplam miktarı 23.250 ton, Londra’da saklanan açıklanmamış külçeleri 2.500 ton, yurt içi madenler ve mücevherat üzerinden biriken altını ise 4.000 ton civarında hesaplıyor ve bunun yaklaşık %23’ünün Çin Merkez Bankası’na ait olduğu varsayımıyla Pekin’in gerçek rezervini 7.294 ton olarak buluyor.

Uzmanlar, Pekin’in altın rezervlerini gizlemesini “strateji tamamlanana kadar perdeyi kaldırmama” taktiği olarak yorumluyor. Nieuwenhuijs, “Çin Merkez Bankası, ekonomisinin ve finansal sisteminin dolar bağımlılığından çıktığını düşündüğü ana kadar gerçek altın stokunu açıklamayacak” diyor ve bunu “ABD’ye saldırıdan çok Çin’in ‘bağımsızlık ilanı’na benzetiyor.

Çin’in 2025 Aralık ayı itibarıyla yaklaşık 3,4 trilyon dolarlık döviz rezervi olduğu tahmin ediliyor; bunun önemli kısmı hâlâ dolar cinsi varlıklarda, özellikle de ABD tahvillerinde tutuluyor. Nieuwenhuijs’e göre olası senaryolardan biri, Pekin’in artık dolara ihtiyacı kalmadığına emin olduğu anda Merkez Bankası’nın gerçek altın rezervini açıklaması. O aşamada ticaret ve rezerv yapısının önemli ölçüde ‘dolar dışı para birimlerine ve altına’ kaymış olacağı düşünülüyor.

Bir diğer senaryo ise ‘kriz karşıtı koz’. Nieuwenhuijs, yuan cinsinden varlıklara güvenin hızla sarsılacağı bir durumda Çin Merkez Bankası’nın altın stokunu açıklayarak “yuanın altınla bire bir bile desteklenebileceği” mesajını verebileceğini belirtiyor. ABD doları bir dönem altınla değişim garantisi vererek küresel para düzenini kontrol altına almıştı; Pekin’in de benzer şekilde altını ‘güven tazeleme aracı’ olarak kullanabileceği değerlendiriliyor.

Carlyle’ın enerji yatırımları birimi baş stratejisti Jeff Currie, Financial Times’a verdiği demeçte, Çin’in altın alımlarını ‘dolarlaşmadan çıkış’ stratejisinin parçası olarak yorumluyor. Yine de BRICS ülkelerinin kısa vadede ortak bir ‘altın destekli para birimi’ çıkarmasının zor olduğu düşüncesi yaygın; bu nedenle önümüzdeki dönemde tek başına Çin’in altın–yuan planını ilerletme olasılığının daha yüksek olduğu değerlendiriliyor.

Bu eğilim, altın ve Bitcoin(BTC) başta olmak üzere alternatif varlıklara yönelme çağrılarını da artırıyor. “Zengin Baba Yoksul Baba” kitabının yazarı Robert Kiyosaki ile Frisby gibi isimler, yıllardır altın ve Bitcoin alımını açıkça tavsiye ediyor. Kiyosaki son dönemde Ethereum(ETH)’u da öneri listesine ekleyerek geleneksel para sistemine duyduğu güvensizliği daha net ortaya koydu.

Frisby, “Devlet kontrolünden bağımsız iki para türünü, yani altın ve Bitcoin’i olabildiğince fazla biriktirin demeye yıllardır devam ediyorum” derken, her ikisinin de gelecekte son derece kritik bir rol oynayacağına inandığını söylüyor. Ona göre altın “doğanın ürettiği para”, Bitcoin ise “muazzam bir hesaplama gücünün ürettiği para”. İkisi de “kendi başına para” ve herhangi bir otoritenin sözüne, garantisine dayanma zorunluluğu yok.

Altın fiyatları son dönemde yeni rekorlar kırarak yükselişini sürdürüyor. Birçok uzman, bunu ‘para birimlerinin değerinin seyrelmesine’ karşı yapılan bir işlem olarak yorumluyor. Devlet borçlarındaki tırmanış ve jeopolitik risklerin artmasıyla yatırımcılar hem fiziksel varlıklara hem de arzı sınırlı dijital varlıklara yöneliyor.

Bitcoin, bir yıl öncesine göre üçte bir civarında düşmüş olsa da 68.423 dolar seviyesinde işlem görüyor ve 2016’dan bu yana hâlâ yaklaşık %16.500’lük artış sergiliyor. Değeri sert dalgalansa da, yasal para risklerine karşı ‘sigorta’ işlevi gören bir varlık olarak kabul edenler azalmış değil. Frisby bu nedenle “Ben hem altını hem Bitcoin’i tavsiye ediyorum” sözlerini tekrarlıyor.

Çin’in altın birikimi ve ‘dolarlaşmadan çıkış’ hamleleri, bugün itibarıyla doların rezerv para statüsünü doğrudan sarsacak kadar görünür değil; Bretton Woods sonrası oluşan güven ve ağ etkisi hâlâ çok güçlü. Buna karşın, altın rezervlerinin büyümesi, dolar dışı ödeme ağları, dijital yuan denemeleri gibi adımların birleşmesiyle uzun vadede ‘çok kutuplu bir para sistemi’ne geçiş ihtimalinin arttığı değerlendiriliyor.

Piyasalarda, bu dönüşüm sürecinde altın, Bitcoin ve yuanın farklı biçimlerde dolar riskini dengeleyen üçlü bir yapı kurabileceği konuşuluyor. Buna göre altın, merkez bankaları ve devletler için rezerv varlık; Bitcoin, bireyler ve kurumsal yatırımcılar için ‘devlet dışı’ para sığınağı; yuan ise enerji ve emtia ticareti ile reel sektör ödemelerinde doların yerini kısmen alan bir para birimi rolü üstlenebilir.

Tartışmanın odağında, Çin’in gerçek altın rezervlerini ne zaman ve nasıl açıklayacağı sorusu bulunuyor. O ‘gerçek rakam’ açıklandığı an, küresel para düzeninde sert bir sarsıntının başlangıç işareti olabilir. Bu nedenle Çin Merkez Bankası’nın altın istatistiklerinde yer alacak tek bir satır bile, aynı anda döviz, tahvil ve kripto para piyasalarını yerinden oynatabilecek potansiyel bir değişken olarak yakından izleniyor.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Baş makale

Tayland, kripto paraları resmi sermaye piyasasına alıyor: Vadeli işlem, opsiyon ve stablecoin’lere tam yol ileri

Ethereum(ETH), 2026 Glamsterdam güncellemesiyle ağ verimliliğini artırmaya hazırlanıyor

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1