Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Jim Bianco: AI sanayi devrimi etkisi yaratacak, sentetik Bitcoin(BTC) kripto boğasını zincir üstü alternatif finansla yeniden şekillendirecek

Jim Bianco: AI sanayi devrimi etkisi yaratacak, sentetik Bitcoin(BTC) kripto boğasını zincir üstü alternatif finansla yeniden şekillendirecek / Tokenpost

AI, internetten bile daha büyük bir devrim yaratacak, ama bu dönüşümün yan etkileri de ağır olabilir. Jim Bianco’ya göre AI, yazılımın ‘fiyatlandırma mantığını’ kökten sarsıyor, SaaS şirketlerini baskı altına alıyor ve teknoloji hisselerinde yeni bir yeniden değerleme dalgası başlatıyor. Aynı zamanda geleneksel finansın ürettiği ‘sentetik Bitcoin(BTC)’ yapıları, kripto piyasasındaki sert dalgalanmaların asıl sebebi haline gelmiş durumda. Bu nedenle bir sonraki büyük kripto boğası, geleneksel finansla iç içe geçen ürünlerden değil, zincir üstünde inşa edilecek *‘alternatif finans sistemi’* fikrinden doğacak gibi görünüyor.

Jim Bianco, AI’nin etkisini ‘internet devrimi’ ile değil, doğrudan ‘sanayi devrimi’ ile kıyaslıyor. ‘Yorum’ AI’nin yazılım geliştirme maliyetini ve takvimini radikal biçimde aşağı çektiğini, bu yüzden bugün gördüğümüz dönüşümün birkaç yıl sonra internetin yarattığı değişimi bile gölgede bırakabileceğini savunuyor. ‘yorum’ Ona göre ABD borsası, AI’yi artık klasik kurumsal yazılımların rakibi olarak görüyor ve bu algı bazı yazılım hisselerinde yoğun satış baskısı oluşturuyor. Bianco bu süreci *‘Saaspocalypse’* diye adlandırıyor.

Bu değişimi göstermek için verdiği örnek çarpıcı: Eskiden geliştirilmesi için onlarca milyon dolar gereken, tarayıcı ölçeğinde bir yazılım bugün AI yardımıyla 10만~15만 dolar civarı token maliyetiyle inşa edilebiliyor. Yani AI, yazılım geliştirme ‘bütçesini’ ve ‘zaman çizelgesini’ birkaç kata varan oranlarda kısaltıyor. Bu da hem yazılım fiyatlamasını hem de buna bağlı olan teknoloji şirketi değerlemelerini temelden sorgulatıyor.

AI çılgınlığı, altyapı yatırımlarında da agresif bir yarış başlatmış durumda. Büyük teknoloji şirketleri veri merkezleri, GPU kümeleri ve bulut altyapısı için devasa sermaye harcıyor. Bianco, Google(GOOGL)’ın 2026 yılı için telaffuz ettiği 2.000억 dolar civarındaki sermaye harcaması planına dikkat çekerek, bu büyüklükteki bir yatırım dalgasının *‘aşırı kapasite’* ve *balon* riskini kaçınılmaz hale getirdiğini savunuyor.

Teknoloji döngüsünü o, iki aşamada okuyor: önce *altyapı inşa edilir*, ardından bu altyapının üzerinde çalışan *iş modelleri ve uygulamalar* büyük kazananlar haline gelir. 2000’ler başındaki dot-com balonunda telekom ve internet altyapısına aşırı yatırım, kısa vadede hisse piyasasını çökertti; ama uzun vadede ucuz ve yaygın internet sayesinde Facebook(META), YouTube, mobil uygulama ekonomisi gibi devler ortaya çıktı. Bianco’ya göre AI de benzer bir yolu izleyebilir.

Bu dönemin ilk büyük kazananları, Nvidia(NVDA) gibi GPU ve altyapı sağlayıcıları. Ancak bir noktadan sonra bu hisselerde *‘zirve’* görülecek ve asıl kalıcı kazanç, AI altyapısını kullanarak maliyetleri aşağı çeken ve yeni hizmetler üreten *uygulama katmanı* şirketlerine kayacak. Bianco, 2000 yılında Cisco(CSCO) gibi altyapı devlerinden çıkan ve sonrasında uygulama-ekosistem tarafına geçen yatırımcıların gerçek parayı kazandığını hatırlatarak, bu döngünün AI’de de tekrarlanabileceğini vurguluyor.

AI devrimi şirket içi ‘kuşak farkını’ da büyütecek gibi görünüyor. Bianco, 60–70’li yaşlardaki yönetici ve profesyonellerin yeni AI tabanlı iş modellerine uyum sağlayamazsa *“yavaş ama net bir şekilde kenara itileceklerini”* öngörüyor. Bugün saatler, hatta günler süren işleri dakikalara indiren AI araçları, bunları etkin kullananlarla kullanamayanlar arasında belirgin bir verimlilik farkı yaratıyor. Bu fark kısa sürede ücret ve pozisyon farklılıklarına da yansıyacak.

Bu tabloda Apple(AAPL)’ın, iPhone döneminde olduğu gibi *“geç giren ama yine de kazanan”* rolünü AI’de tekrarlayıp tekrarlayamayacağı da soru işareti. Bianco, akıllı telefon çağının donanım ve işletim sistemi odaklı bir model üzerine kurulu olduğunu hatırlatıyor. AI’de ise model, veri ve uygulamalar çok daha hızlı evriliyor. Bu kadar hızlı değişen, yazılım merkezli bir paradigmada geç kalmış bir oyuncunun liderliği ele geçirmesi çok daha zor.

Bianco, değerli metaller piyasasına da dikkat çekiyor. Küresel ölçekte hisse, tahvil ve gayrimenkulün toplam büyüklüğüyle kıyaslandığında altın ve gümüşün toplam piyasa değeri yalnızca yüzde 3–4 seviyesinde. Yani bu piyasa görece küçük ve bu yüzden görece az miktarda sermaye girişi bile ciddi fiyat hareketlerine yol açabiliyor.

Son dönemde altın ve gümüş fiyatlarını yukarı çeken ana oyuncular arasında Çin ve Japonya gibi Asya yatırımcıları öne çıkıyor. Bu ülkelerdeki yatırımcıların, kendi ekonomileri ve finansal sistemlerine dair endişelerle *güvenli liman* arayışına girip altın ve gümüşe yöneldiği anlatılıyor. Ancak Bianco, bu eğilimin içinde de kısa vadeli *aşırı ısınma* ve spekülatif pozisyonların biriktiğini, yüksek seviyelerden giren yatırımcıların ciddi zararlarla karşılaşabileceğini uyarıyor. Gümüşün ise yükseliş dönemlerinde altına göre daha oynak, adeta *‘yüksek beta’* bir versiyon olarak hareket ettiğini, bazı bölgesel yatırımcıların gümüşü kaldıraçlı pozisyonların bir tür ikamesi gibi kullandığını aktarıyor.

Asya tarafında Çin ve Japonya kaynaklı riskler de öne çıkıyor. Çin ekonomisi 50 yılın en düşük büyüme patikasına oturmuşken, siyasi riskler tırmanıyor. Bianco, Çin’in büyüme oranlarının tarihsel dip seviyelere yaklaşmasına rağmen, Şi Cinping yönetiminin her geçen gün daha otoriter hale geldiğini belirtiyor ve bu bileşimin küresel şirketler için büyük bir risk oluşturduğunu savunuyor. Apple’ın üretim üssünü kademeli olarak Hindistan’a kaydırma girişimleri de bu risk algısının tipik bir örneği olarak yorumlanıyor.

Japonya’da ise enflasyona eşlik eden faiz artışı dikkat çekiyor. Uzun süredir devam eden *ultra düşük faiz* yapısının bozulması, yüksek borçlu Japon ekonomisi üzerinde baskı yaratabilir. Bianco’ya göre bu değişim sadece yen, Japon tahvilleri ve yerel hisse piyasasını değil, küresel sermaye akımlarını da sarsma potansiyeli taşıyor.

ABD’nin son onlarca yılda Avrupa’dan yaklaşık 20조 dolar daha fazla savunma harcaması yaptığına da dikkat çeken Bianco, bunun sonucu olarak Washington’un küresel güvenlik altyapısının büyük bölümünü fiilen sırtlandığını belirtiyor. Bu durum, *dolar* sistemine ve ABD varlıklarına duyulan güvenin sürmesiyle de doğrudan bağlantılı.

Kripto tarafında ise tartışmanın odağında *‘sentetik Bitcoin’* var. Bianco’ya göre son sert düşüş dalgasının önemli bir kısmı, zincir üstü (on-chain) yapılardan değil, geleneksel finans(tradfi) içinde üretilen bu *sentetik yapıların* çözülmesinden kaynaklanmış olabilir. Burada kastedilen, türev ürünler, ETN’ler, ETF’ler, tröstler, ödünç verme ve repo anlaşmaları gibi araçlarla bankacılık ve sermaye piyasası sistemi içinde oluşturulan *BTC maruziyeti*. Bu yapılarda yatırımcı, gerçek Bitcoin’i zincir üzerinde tutmak veya ödemelerde kullanmak yerine, defter kayıtları üzerinden hak ve yükümlülük taşıyor.

Bu yaklaşım, Bitcoin’i klasik bir finansal varlığa çevirirken, aynı zamanda bankacılık sisteminin *kısmi rezerv* mantığına benzeyen katmanlı bir kaldıraç mekanizması doğuruyor. Zincir üzerinde saklanan Bitcoin’ler teminat gösterilip, bunların üzerine birkaç katman daha türev ve borç pozisyonu inşa edildiğinde, piyasada dolaşan *‘Bitcoin alacakları’* gerçek arzı kat kat aşabiliyor.

Bianco bu yapıyı *“doğası gereği istikrarsız”* buluyor. Bankacılıkta olduğu gibi kaldıraç ve vade uyumsuzluğu biriktiğinde, güven sarsıldığı anda zincirleme likidasyon ve sert çöküşler tetiklenebiliyor. Ona göre, *“geleneksel finans girince kripto istikrara kavuşur”* söylemi son dönemde yaşanan aşırı oynaklıkla ters yüz olmuş durumda.

Dijital varlık ETF’leri ve benzeri ürünler, hatta on-chain ile doğrudan etkileşmeden bilançolarında kripto taşıyan şirketler çoğalırken, *zincir dışı* alanda oluşan riskler de büyüyor. Bu yüzden bugün Bitcoin ve Ethereum(ETH) gibi büyük kripto paraların fiyat dalgalanmalarını sadece zincir üstü işlem verileriyle açıklamak giderek zorlaşıyor.

Bianco’ya göre bir sonraki kripto boğası için *yeni bir anlatı* gerekiyor. *‘Bitcoin ETF onaylandı’* ya da *‘kurumlar giriyor’* gibi başlıklar piyasayı belli bir süre taşısa da, kalıcı ve güçlü bir yükseliş için yeterli değil. Onun çizdiği yol şu: Bitcoin ve diğer kripto paralar, geleneksel finansla iç içe geçmiş *sentetik yapılardan* sıyrılıp, zincir üzerinde gerçekten çalışan bağımsız bir finans sistemi kurmalı ve bankacılık ile menkul kıymet altyapısının çözemediği ihtiyaçlara cevap vermeli.

Bu çerçevede *DeFi, on-chain türevler, gerçek dünya varlıklarının(RWA) tokenleştirilmesi, sınır tanımayan ödeme ve havale ağları, sansüre dayanıklı altyapılar* gibi başlıklar, yeni anlatının adayları olarak öne çıkıyor. Ancak Bianco, piyasanın bugün hâlâ kaldıraç ve kısa vadeli fiyat hareketlerine fazlasıyla odaklandığını, kriptonun başlangıçtaki *‘alternatif finans sistemi’* vizyonunun geri planda kaldığını düşünüyor.

Kaldıraç temelli her yapının, sistem kendi tecrübesini kazanana dek *patlama riski* taşıdığını hatırlatan Bianco, kripto ekosisteminin de geleneksel finansın yaşadığı krizlere benzer sarsıntılar yaşamaktan kaçamayacağını söylüyor. Yine de bu sancılar atlatılırken daha sağlam yönetişim ve altyapı inşa edilebilirse, bir sonraki boğa piyasasının bugünkünden çok farklı bir karaktere sahip olacağı görüşünde.

Bianco, ABD Merkez Bankası(Fed) politikasını da bu büyük resmin önemli bir parçası olarak görüyor. 2022’de 9조 dolar seviyesine ulaşan Fed bilançosunu *“açıkça aşırı şişmiş”* bulan analist, niceliksel sıkılaştırmaya(QT) rağmen rakamların hâlâ yüksek olduğunu vurguluyor. Son dönemdeki *‘rezerv yönetimi alımları’* ise biçimsel olarak farklı görünse de, fiiliyatta niceliksel gevşemeye(QE) benzeyen bir etki yaratıyor.

Fed iç yapısına yönelik eleştiriler de var. Başkanın yetkilerinin son derece yoğunlaşmış olduğu ve muhalif görüşlerin kolayca dışarı yansımadığı bir yapıdan söz eden Bianco, enflasyon ve büyüme yavaşlamasının gölgesinde faiz indirimlerine itiraz eden önemli bir blok bulunabileceğini öngörüyor. Ona göre bu yıl içinde politika faizini düşürme fikrine kategorik olarak karşı duran bazı üyeler olması kuvvetle muhtemel.

Bu tablo, piyasaların beklediği *yumuşak faiz indirim süreci* ve uzun vadeli gevşek para politikası beklentilerinin, gerçekleşecek senaryodan sapabileceği anlamına geliyor. Enflasyon umulandan daha *yapışkan* kalırsa, tahvil, hisse ve kripto piyasalarının tamamı yeni bir değerleme baskısıyla karşılaşabilir.

Klasik finans piyasalarının en büyük sıkıntısı olarak ise *“gerçekçilikten kopmuş beklentiler”* öne çıkıyor. Son on yılda ultra düşük faizler, parasal genişleme ve teknoloji hisselerindeki ralliler yatırımcıları yüksek getiriye alıştırdı. Bianco, bundan sonra beklenen ortalama getirilerin, son on yılın geçmiş performansıyla uyuşmayacağını, bu uyuşmazlığın ciddi hayal kırıklıkları yaratabileceğini düşünüyor.

Temel strateji olarak hâlâ *“yaş ilerledikçe hisse-tahvil dengesini daha korumacı tarafa kaydıran klasik varlık dağılımını”* savunsa da, özellikle ileri yaş grupları için önceliğin *“daha fazla kazanmak değil, mevcut olanı korumak”* olması gerektiğini vurguluyor. Emekliliğe yaklaşanların, sermayelerinin yarısını silebilecek bahislerden kaçınması, yüksek riskli varlık payını azaltması ve nakit akışının istikrarını öne alması gerektiğini belirtiyor.

Diğer yandan, AI sayesinde yazılım ve BT maliyetleri düştükçe, asıl kazananların geleneksel üretim ve hizmet şirketleri olabileceğine dikkat çekiyor. Teknolojiyi etkin kullanarak maliyetlerini aşağı çeken şirketler, önümüzdeki dönemin *gerçek fayda sağlayıcıları* haline gelebilir. Son kertede hem AI hem de kriptonun ortak noktası, Bianco’ya göre şu cümlede özetleniyor: *“Asıl değer, teknolojiyi işini gerçekten iyileştirmek için ne kadar iyi kullandığınla ilgili.”*

Bu analiz, AI, geleneksel finans ve kripto piyasalarını tek bir uzun hikâyenin parçaları olarak yan yana koyuyor. AI, interneti bile geride bırakabilecek bir *maliyet devrimi* yaratıyor. Geleneksel finans, şişmiş bilanço ve kaldıraçlarla bu yeni döneme yakalanmış durumda. Kripto ise bu ikisinin tam kesişim noktasında, *sentetik varlıklar* ile *zincir üstü alternatif finans* arasında kritik bir tercih yapmak zorunda. Bir sonraki boğa piyasasının nasıl görüneceği, bu tercihlerin ne yönde ve ne kadar kararlı yapılacağına bağlı olacak.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1