Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Greene'in İran 'nükleer seçenek' iddiası resmi kayıtlarla örtüşmüyor

Hürmüz Boğazı haritası ve bir brifing klasörünün bulunduğu sahne / TokenPost.ai

Marjorie Taylor Greene'in(Marjorie Taylor Greene) Beyaz Saray'a atfettiği 'nükleer seçenek' iddiası, kamuya açık kayıtlarda nükleer silah kullanımına dair bir tartışmayla doğrulanmıyor. Şu ana kadar teyit edilen ABD hükümeti mesajları, İran'ın nükleer programını engellemeye ve ekonomik-askeri baskıya odaklanıyor.

CryptoBriefing'e göre, 16'sında Greene'in iddiası aktarıldı ancak Beyaz Saray, Pentagon ve büyük medya kuruluşlarından bağımsız bir doğrulama bulunmuyor. Beyaz Saray'ın 2 Mart'ta yayımladığı belgeye göre Başkan Donald Trump(Donald Trump), İran'ın 'nükleer silaha sahip olamayacağı' yönündeki tutumunu defalarca yineledi.

Trump, 28 Temmuz'da yaptığı bir açıklamada İran ile görüşmelerin 'nükleer' konusunu da kapsadığını söyledi. Aynı konuşmada 'İran asla nükleer silaha sahip olmayacak' ifadesini kullandı. Açıklamanın bağlamına bakıldığında vurgu, nükleer silah kullanımı değil, İran'ın nükleer silaha ulaşmasının engellenmesiydi.

Tartışmanın özü 'nükleer seçenek' ifadesinin ne anlama geldiğinde toplanıyor. Elde bulunan kamuya açık veriler ışığında bu ifade, nükleer silah kullanımı tartışmasından çok İran'ın nükleer tesisleri, zenginleştirilmiş uranyum stoku ve nükleer programı üzerindeki baskı araçlarına işaret ediyor. Nükleer silah kullanımının tartışıldığı yönündeki iddia şu an için tek kaynaklı ve doğrulanmamış durumda.

Reuters'e göre, 4 Haziran'da Trump, zenginleştirilmiş uranyum sorununa ilişkin olarak askeri seçeneği değerlendirdiğini ancak uzun süreli bir operasyon ve can kaybı riski nedeniyle bunu tercih etmediğini söyledi. Bu açıklama da nükleer silah kullanım planından değil, nükleer madde kontrolü ve askeri operasyon değerlendirmesinden bahsediyordu.

Reuters'e göre, 29 Temmuz'da Trump ile İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu(Benjamin Netanyahu), İran'ın nükleer projesini durdurmak için diplomasi, ekonomik baskı ve askeri güç kullanımı seçeneklerini görüştü. Bu görüşme de nükleer silah kullanımından çok İran'ın nükleer gelişimini sınırlamaya yönelik konvansiyonel baskı ve vurgu seçenekleriyle ilgiliydi.

ABD ile İran arasındaki gerilim; nükleer müzakereler, yaptırımlar ve Hürmüz Boğazı'nın kontrolü meselelerine uzanıyor. AP'ye(Associated Press) göre, 16 Haziran'da Trump yönetimi ekonomik baskı yoluyla İran'ı hem nükleer programını durdurmaya hem de Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmaya zorluyordu. Buradaki temel gündem de nükleer silah kullanımı değil, nükleer programın sınırlanması ve boğazdaki geçişti.

TokenPost olarak daha önce de ABD ile İran'ın doğrudan müzakere, Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ve nükleer program gündemi konusunda birbiriyle çelişen açıklamalar yaptığını aktarmıştık. Ayrıca Trump'ın İran'ın nükleer silaha ulaşmasını engellediği yönündeki iddiaları ile uluslararası kuruluşların doğrulama eksikliğinin aynı sonuca işaret etmediğini de ayrı bir haberde ele almıştık.

Hürmüz Boğazı, Körfez bölgesindeki enerji taşımacılığının kilit güzergâhı konumunda. Jeopolitik gerilimler tırmandığında genellikle petrol taşımacılığında aksama, enflasyon beklentileri ve faiz patikası üzerinden riskli varlıklara yönelik iştahı etkiliyor. Bitcoin'in(BTC) bu döngüyle birlikte hareket etmesinin arka planında da bu bağlantı yer alıyor.

Piyasa tepkisi de söylenti trafiğinden çok Hürmüz Boğazı, petrol fiyatları ve faiz beklentilerine duyarlı kaldı. Barron's'a göre, 11'inde Hürmüz'ün yeniden açılması beklentisi zayıflarken Bitcoin, risk iştahındaki düşüşün etkisiyle geriledi. Buna karşılık CoinDesk'e göre, 13 Temmuz'da ABD'nin İran'a yönelik hava operasyonlarının sürdüğü dönemde bile Bitcoin 63 bin 800 dolar civarında büyük bir dalgalanma yaşamadan seyretti.

Petrol fiyatları da jeopolitik haberlere tek yönlü sıçramadı. MarketWatch'a göre, 16'sında Hürmüz Boğazı'nın kapatılması tehdidi, tanker saldırıları ve ABD-İran barış görüşmelerindeki tıkanıklığa rağmen Ağustos ayında enerji piyasaları ciddi bir sarsıntı yaşamadı. Bu da piyasaların çarpıcı güvenlik söylentilerinden çok fiili güzergâh kontrolü, ham petrol stokları ve faiz patikasını daha yakından izlediğini gösteriyor.

Bu konudaki taraflar oldukça net. ABD hükümeti, İran'ın nükleer silaha ulaşmasını engelleme mesajını kamuya açık şekilde sürdürüyor; İran ise nükleer program, yaptırımlar ve boğaz kontrolü meselesinin doğrudan tarafı konumunda. Piyasa katılımcıları ise siyasi açıklamalardan çok fiili güzergâh kontrolü ve enerji fiyatlarındaki değişime daha duyarlı tepki veriyor.

Kripto para piyasasıyla bağlantı, doğrudan bir politika değişikliğinden değil risk iştahından geçiyor. Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim petrol fiyatlarını ve enflasyon beklentilerini sarstığında faiz beklentileri de yeniden şekilleniyor; bu süreçte Bitcoin gibi riskli varlıkların fiyatı üzerinde de baskı oluşabiliyor. Ancak bu haberlerde topyekûn bir piyasa paniği tespit edilmedi.

Bu gelişme, ABD-İran geriliminin kripto para piyasasına nasıl sıçrayabileceğini gösteren bir örnek niteliğinde. Şu ana kadar doğrulanan unsurlar; Greene'in iddiası, Beyaz Saray'ın mevcut İran nükleer politikası ve Hürmüz Boğazı çevresindeki piyasa tepkisinden ibaret. Beyaz Saray veya Pentagon'dan açık bir doğrulama gelmeden bu durumu 'nükleer silah kullanımı tartışılıyor' şeklinde yazmak şu an için mümkün görünmüyor.

Kullanılan kaynaklar: Beyaz Saray resmi belgesi (whitehouse.gov), Beyaz Saray'ın 28 Temmuz açıklaması (whitehouse.gov), AP (apnews.com), Reuters Connect (reutersconnect.com), MarketWatch (marketwatch.com), Barron's (barrons.com), CoinDesk (coindesk.com), CryptoBriefing (cryptobriefing.com).

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1