블랙록(BlackRock)이 토큰laştırılmış ABD Hazine fonu ‘BUIDL’i DeFi protokolü Uniswap(UNI) üzerinde listeleyerek merkeziyetsiz finans piyasasına ilk resmi adımını attı. Wall Street’in en büyük varlık yöneticisinin, tokenlaştırılmış gerçek dünya varlıklarını(‘RWA’) DeFi ekosistemine taşıması, kurum odaklı DeFi benimsenmesinde bir dönüm noktası olarak görülüyor.
블랙록, çarşamba günü yaptığı açıklamada ‘USD Institutional Digital Liquidity Fund(BUIDL)’ isimli fonunun Uniswap üzerindeki merkeziyetsiz borsada listeleneceğini duyurdu. Böylece nitelikli kurumsal yatırımcılar, Uniswap üzerinden menkul kıymet tokeni formatındaki BUIDL paylarını alıp satabilecek. Yapılandırılan bu işlem modelinde 블랙록 aynı zamanda Uniswap’in yönetişim tokeni Uniswap(UNI)’den de kayda değer miktarda satın almayı kabul etti, ancak net tutar ve adet hakkında bilgi paylaşılmadı.
Bu işbirliğinin mimarisini, tokenlaştırma odaklı şirket Securitize üstlendi. Securitize, BUIDL’in ilk lansmanı sırasında da 블랙록 ile birlikte çalışmış, zincir üstü ihraç ve yatırımcı yönetimi altyapısını sağlamıştı. ABD ekonomi dergisi Fortune’a göre Uniswap üzerinde BUIDL işlemleri başlangıçta yalnızca sınırlı sayıdaki nitelikli kurumsal yatırımcı ve piyasa yapıcıya açık olacak, daha sonra düzenleyici çerçeve ve talebe göre yatırımcı tabanı kademeli biçimde genişletilecek.
Securitize CEO’su Carlos Domingo, “Bu listeleme ile kurumlar ve beyaz listeye alınmış yatırımcılar, DeFi öncü teknolojilerini kullanarak BUIDL gibi tokenlaştırılmış gerçek varlıkları ‘self custody(kendi kendine saklama)’ yöntemiyle alıp satabilecek” vurgusunu yaptı. Domingo, geleneksel finans kurumlarının, regülasyon uyumlu biçimde DeFi altyapısını kullanmasına yönelik ilk büyük ölçekli örneklerden biri olduğunun altını çizdi.
On-chain veri platformu RWA.xyz’ye göre BUIDL, halihazırda piyasadaki en büyük ölçekli tokenlaştırılmış para piyasası fonu konumunda ve yönetilen varlık büyüklüğü 2 milyar 180 milyon doların(약 3조 1,500억 원) üzerinde. Fon, ABD Hazine tahvilleri ve kısa vadeli nakit benzeri araçlara yatırım yaparken, bu yatırım paylarını blokzincir üzerinde token formatında ihraç ediyor.
BUIDL token’ı Ethereum(ETH), Solana(SOL), BNB Chain, Aptos(APT) ve Avalanche(AVAX) dahil olmak üzere birden fazla halka açık blokzincirde ihraç edilip dolaşıyor. 블랙록, zincirler arası uyumluluk ve likiditeyi artırarak BUIDL’in farklı DeFi ekosistemlerinde teminat ve ödeme aracı olarak kullanılabilmesini hedefleyen bir tasarım stratejisi benimsiyor.
BUIDL, geçen yıl aralık ayında portföyünde tuttuğu ABD Hazine tahvillerinden elde edilen faiz gelirleri sayesinde 100 milyon dolarlık(약 1,444억 원) kümülatif dağıtımı aşarak önemli bir kilometre taşına ulaştı. Bu durum, tokenlaştırılmış gerçek dünya varlığı(RWA) ürünlerinin yalnızca deneysel bir aşamadan çıkıp, gerçek gelir dağıtımı ve aktif portföy yönetiminin yapıldığı olgun bir faza geçtiğini gösteren somut bir örnek olarak yorumlanıyor.
블랙록’un bu hamlesi, Wall Street genelinde süren ‘tokenlaştırılmış para piyasası fonu’ yarışının ortasında gerçekleşiyor. Goldman Sachs ve BNY Mellon(BNY) halihazırda tokenlaştırılmış para piyasası ürünlerinin kurumsal erişimini genişletmek için ortaklıklar kurmuş durumda. Diğer büyük finans kurumları da art arda pilot projeler açıklayarak bu alandaki rekabeti kızıştırıyor.
Bu eğilimin arkasında, hızla büyüyen stablecoin pazarına karşı bir denge unsuru yaratma isteğinin bulunduğu değerlendiriliyor. JP Morgan stratejistleri, daha önce yayımladıkları bir raporda tokenlaştırılmış para piyasası fonlarını stablecoin büyümesine karşı bir ‘counterweight(dengeleyici varlık)’ olarak tanımlamıştı. Her iki varlık türü de blokzincir altyapısını kullanıyor olsa da, stablecoin’lerin ‘GENIUS yasa tasarısı(geçici ad)’ etrafında oluşan beklentiyle pazar payını hızla artırma potansiyeli olduğu sıkça dile getiriliyor. Bu da mevcut para piyasası fonlarından stablecoin’lere doğru likidite kayması yaşanabileceği anlamına geliyor.
JP Morgan stratejisti Teresa Ho, tokenlaştırmanın bu olası sermaye akışını kısmen dengeleyebileceği görüşünde. Ho, “Tokenlaştırılmış para piyasası fonları sayesinde yatırımcılar, faiz getirisinden vazgeçmeden fon paylarını zincir üstünde teminat olarak kullanabiliyor” diyerek, hem likidite hem getiri arayışını aynı anda karşılayabileceğini vurguladı. Kurumsal yatırımcılar açısından bakıldığında, stablecoin yerine tokenlaştırılmış fon paylarını teminat olarak kullanmak, hem düzenleyici uyumluluk hem de kârlılık açısından avantaj sunan bir seçenek olarak öne çıkıyor.
Tokenlaştırılmış gerçek dünya varlıklarının(RWA) büyümesi açısından da GENIUS yasa tasarısının önemli bir değişken olacağı değerlendiriliyor. Aptos(APT) geliştiricisi Aptos Labs’in iş geliştirmeden sorumlu üst düzey yöneticisi(CBO) Solomon Tesfaye, daha önce Cointelegraph’a verdiği röportajda “Stablecoin regülasyonu netleştikçe, zincir üstü altyapıya duyulan güven artacak ve tokenlaştırılmış gerçek varlıklara olan talep de paralel biçimde yükselecek” öngörüsünde bulunmuştu. Tesfaye’ye göre stablecoin’lerin yasal zemine kavuşması, orta-uzun vadede tokenlaştırılmış Hazine tahvilleri, şirket tahvilleri ve fonlar gibi geniş bir RWA yelpazesinin yaygınlaşmasını tetikleyebilir.
블랙록’un BUIDL fonunu Uniswap’te listelemesi, DeFi ile geleneksel finans arasındaki sınırları bulanıklaştıran simgesel bir adım olarak görülüyor. Düzenlenmiş bir para piyasası fonunun DeFi protokolü üzerinde işlem görmesi, DeFi’nin yalnızca ‘yüksek riskli spekülatif bir piyasa’ olmadığı, aynı zamanda kurumsal sermayenin giriş-çıkış yapabildiği bir altyapı katmanı haline geldiği algısını güçlendirebilir.
Öte yandan, işlemler başlangıçta beyaz listeye alınmış sınırlı sayıdaki kurumsal yatırımcı ile başlayacağı için, kısa vadede zincir üstü likiditenin patlama yapması beklenmiyor. Piyasanın BUIDL’i ne kadar hızlı biçimde teminat, ödeme veya kaldıraç aracı olarak benimseyeceği ve düzenleyici kurumların bu sürece nasıl bir çerçeve çizeceği, yaygınlaşma hızını belirleyecek kritik unsurlar olacak.
Buna rağmen, 2 milyar 100 milyon dolar(약 3조 400억 원) büyüklüğündeki bir tokenlaştırılmış para piyasası fonunun DeFi’nin temel altyapısı sayılan Uniswap üzerinde listelenmiş olması başlı başına önemli bir eşik olarak değerlendiriliyor. Bu adım, geleneksel finansın önemli bir oyuncusu olan 블랙록’un, tokenlaştırılmış gerçek dünya varlıklarını ve DeFi’yi uzun vadeli büyüme eksenlerinden biri olarak gördüğüne dair güçlü bir sinyal şeklinde okunuyor.
BUIDL örneğinin başarıyla hayata geçmesi durumunda, diğer küresel varlık yöneticileri ve bankaların da tokenlaştırılmış Hazine tahvili, şirket tahvili ve fon ürünlerini art arda DeFi ortamına taşıma olasılığının yüksek olduğu dile getiriliyor. Tokenlaştırılmış gerçek varlıklar ile DeFi’nin birleşiminin tek seferlik bir hamle olarak mı kalacağı, yoksa kurumsal sermayenin ‘zincir üstüne taşınmasını’ hızlandıran yapısal bir trende mi dönüşeceği, önümüzdeki dönemde piyasanın en dikkatle izleyeceği başlıklar arasında olacak.
Yorum 0