ABD merkezli kripto para borsası Kraken’in ana şirketi Payward, tokenleştirme altyapı firması Magna’yı satın alarak zincir üstü varlık ihracı ve yönetimi işini ciddi biçimde genişletiyor. Böylece şirketin, yalnızca bir borsa olmaktan çıkıp ‘kelime’ token altyapı platformu ‘kelime’ olma hedefini hızlandırdığı yorumlanıyor.
Kraken, yerel saatle 18’inde Magna’yı satın aldığını duyurdu ve Magna’yı Kraken’in teknoloji ve altyapı desteği vereceği ‘kelime’ bağımsız platform ‘kelime’ olarak konumlandıracağını açıkladı. Şirket, Magna’nın çözümlerini kullanarak zincir üstü ve zincir dışı vesting (kilitli token dağıtımı), beyaz etiketli token talebi, saklama ve emanet (escrow) süreçleri, özel stake etme fonksiyonları gibi tokenleştirme sürecinin tamamını kapsayan hizmetler sunmayı planlıyor.
Magna CEO’su Bruno Faviero(Bruno Faviero), “Kraken bünyesine katılmamız sayesinde kurumsal seviye altyapı, daha derin likidite ve küresel dağıtım ağıyla mevcut ve yeni müşterilerimizi destekleyebileceğiz” dedi. Kraken’in paylaştığı verilere göre Magna, 2025 itibarıyla 160’tan fazla kurumsal müşteriyle çalıştı ve toplam kilitli varlık (TVL) değeri en yüksek dönemde 60 milyar dolar (yaklaşık 87 trilyon 360 milyar won) seviyesine ulaştı.
Bu satın alma, Kraken’in ocak ayından bu yana attığı bir dizi adımla da paralellik gösteriyor. Kraken, kısa süre önce Intercontinental Exchange(ICE) tarafından sunulan kurumsal mesajlaşma platformu ICE Chat entegrasyonunu tamamladı. Ayrıca ABD Başkanı Trump’ın hayata geçirmeye hazırlandığı ‘kelime’ Trump Accounts ‘kelime’ girişiminin resmi destekçileri arasında yer alarak, siyaset ve regülasyon alanlarıyla temasını da genişletiyor.
Kraken’in büyüme hamleleri, sermaye piyasalarına açılma planlarıyla doğrudan bağlantılı. Payward, 2025’in 11’inci ayında ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na(SEC) gizli bir ilk halka arz(IPO) ön başvurusu sunarak borsaya kote olma ihtimalini masada tuttu. Şirketin açıkladığı 2025 yılı düzeltilmiş geliri 2,2 milyar dolar (yaklaşık 3 trilyon 111 milyar won) olarak kayda geçti ve bu performansın, artan işlem hacmi ile kurumsal talep sayesinde sağlandığı belirtiliyor.
Şirketin satın alma ve birleşme(M&A) stratejisi de oldukça agresif. Payward, 2025 yılı boyunca kripto odaklı kendi alım-satım şirketi Breakout, vadeli işlem platformu NinjaTrader, türev borsası Small Exchange ve otomasyon yazılımı geliştiricisi Capitalise gibi firmaları peş peşe bünyesine kattı. Böylece spot, türev ve algoritmik alım-satımın tamamını kapsayan ‘kelime’ tam yığın(trading full-stack) ‘kelime’ altyapı inşa edilirken, olası bir halka arzda yatırımcılara ‘kelime’ kapsamlı dijital varlık platformu ‘kelime’ hikâyesi sunulmak isteniyor.
Kraken’in yanı sıra birçok küresel kripto şirketi de 2026’da ABD borsalarına açılmayı değerlendiriyor. Fransa merkezli donanım cüzdan üreticisi Ledger, yaklaşık 4 milyar dolarlık (yaklaşık 5 trilyon 802 milyar won) değerleme üzerinden ABD’de halka arz seçeneğini masaya yatırmış durumda. Londra’da faaliyet gösteren dijital varlık saklama şirketi Copper da benzer bir yöntemle ABD piyasasına giriş planlarını inceliyor.
Tokenleştirme platformu Securitize ise 2026’daki halka arz hazırlıkları kapsamında SEC’e sunduğu belgelerde, 2025 cirosunun bir önceki yıla kıyasla yüzde 840’tan fazla arttığını bildirdi. Özellikle menkul kıymet tokenleri ve gerçek dünya varlığı(RWA) tokenleştirme alanındaki talebin hızla büyümesi, regülasyonla uyumlu tokenleştirme altyapısı sunan şirketlerin öne çıktığını gösteriyor.
Bu tür sermaye piyasası adımlarının arkasında, 2025’te kripto sektöründe yaşanan niteliksel dönüşüm yatıyor. Cointelegraph’ın ‘kelime’ Byte-Sized Insight ‘kelime’ isimli podcast’inin 92’nci bölümünde konuşan peaq ortak kurucusu Leonard Dorlöchter(Leonard Dorlöchter), “2025, abartılı manşetlerden çok gerçekçi temellere ve sürdürülebilir gelirlere odaklanılan bir yıl oldu” değerlendirmesini yaptı.
Dorlöchter, özellikle gerçek dünyadaki altyapıyı blokzincire bağlayan ‘kelime’ DePIN (merkeziyetsiz fiziksel altyapı ağı) ‘kelime’ projelerinin sessiz biçimde somut sonuçlar üretmeye başladığını vurguladı. Buna göre, kısa vadeli token ödüllerini hedefleyen spekülatif hareketler geri planda kalırken, gerçek kullanım ve gelir odaklı iş modellerinin giderek daha fazla test edildiği görülüyor.
Öte yandan Dorlöchter, “Web3 olgunlaşırken, başlangıçta öne çıkan merkeziyetsizlik ideallerinin bir kısmı zayıflıyor” uyarısında bulundu. Büyük platformlar ve kurumsal sermaye sektöre girdikçe, yönetişim süreçlerinde yeniden merkezileşmeye doğru giden bir eğilim göze çarpıyor. Dorlöchter, blokzincirin hâlâ ‘kelime’ tarafsız küresel altyapı ve yönetişim katmanı ‘kelime’ rolünü koruması gerektiğini belirterek, regülasyon ve iş ihtiyaçlarıyla merkeziyetsizlik ilkeleri arasındaki dengeye dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.
Podcast’te öne çıkan diğer başlıklardan biri de yapay zeka, robotlar ve ‘kelime’ makine ekonomisi (machine economy) ‘kelime’ oldu. Dorlöchter’e göre 2025 itibarıyla fiziksel robotlar ve yapay zeka ajanları, gerçek endüstriyel sahalarda kullanılmaya başlandı ve bu makineler arasındaki etkileşim, ödeme ve veri mutabakat süreçlerini blokzincir üstünde yürütme çabaları hız kazandı.
Dorlöchter, makine-makine ve makine-insan arasındaki işlemler için yeni standartların oluştuğunu, bu süreçte tokenleştirme ve akıllı sözleşmelerin merkezde konumlandığını aktardı. Örneğin tokenleştirilmiş endüstriyel ekipmanların çok sayıda yatırımcı ve kullanıcı tarafından ortaklaşa sahiplenildiği; P2P (bireyler arası) enerji ticareti ya da paylaşımlı altyapı hizmetlerinde, gelir dağıtımının akıllı sözleşmelerle otomatikleştirildiği modeller öne çıkıyor.
Hong Kong’da, üretim hattında çalışan robotların zincir üzerinde ödüllendirildiği somut örnekler de görülüyor. Dorlöchter, bu ‘kelime’ açık makine ekonomisi ‘kelime’ yapısında güven, itibar sistemi ve verimliliğin kritik olduğunu, blokzincirin ise bu üç ihtiyacı aynı anda karşılayabilecek bir araç olarak ön plana çıkabileceğini savunuyor.
Regülasyon tarafında ise ilerleme ve sınırlamalar birlikte varlığını sürdürüyor. Dorlöchter, 2025 boyunca birçok ülkenin kripto varlıklar ve tokenleştirilmiş enstrümanlar için düzenleyici çerçevelerini hızla netleştirdiğini; ancak bu kuralların Web3’ün merkeziyetsizlik felsefesiyle tam olarak örtüşmediği alanların hâlâ bulunduğunu ifade etti.
Peaq’in Dubai Sanal Varlıklar Düzenleme Kurumu(VAR A) ile birlikte ‘kelime’ Makine Ekonomisi Serbest Bölge Sandbox ‘kelime’ projesini başlatmasının amacı da bu noktada ortaya çıkıyor. Bu yapı, regülasyon ile inovasyon arasındaki gerilimi yumuşatmayı; robotlar, yapay zeka ve makineler arası ticaret modellerini önce sınırlı bir alanda deneyerek riskleri kontrol altında tutmayı hedefliyor.
Dorlöchter, 2026’ya hazırlanan geliştiriciler ve girişimcilere, “Her şeyden önce ‘kelime’ gerçek değeri ‘kelime’ ispatlayın” tavsiyesinde bulundu. Yani odak noktasının token fiyatı değil, kullanıcıların hangi somut problemlerinin çözüldüğü, ne kadar net çekiş gücü (traction) ve gelir üretildiği olması gerektiğini vurguladı. Bu bakış açısı, Kraken ve Payward’ın tokenleştirme, türev ürünler ve B2B altyapı çevresinde işlerini yeniden kurgulayıp halka arz hazırlıklarına hız vermesiyle de uyumlu.
Kripto endüstrisi açısından 2026’da izlenecek ana başlıkların, token fiyat oynaklığından çok reel ekonomiyle kurulan köprüler ve regülasyon çerçevesi içinde sermaye piyasalarına entegrasyon olacağı değerlendiriliyor. Kraken gibi büyük borsaların IPO hazırlıkları, tokenleştirme altyapısı sunan şirketlerin hızlı büyümesi ve makine ekonomisi etrafında şekillenen Web3 denemeleri bir araya gelirken, ‘kelime’ gerçek kullanım odaklı kripto ‘kelime’ modellerinin başarı ya da başarısızlığının önümüzdeki 1–2 yıl içinde daha net ortaya çıkması bekleniyor.
Yorum 0