Silikon Vadisi’nin önde gelen teknoloji yatırımcıları, ‘AI ajanları’nın gerçek kullanım maliyeti insan iş gücü maliyetini aştığı anda, yapay zekânın mevcut iş pozisyonlarını tamamen ikame etmesinin sanıldığı kadar kolay olmayacağını söylüyor. Token kullanımı ve bakım giderleri de hesaba katıldığında, bu sistemlerin beklentilerin aksine insan emeğine kıyasla daha verimsiz kalabileceği uyarısı yapılıyor.
Teknoloji yatırımcısı Jason Calacanis, son dönemde katıldığı ‘All-In’ podcast’inde, Anthropic’in Claude tabanlı AI ajanlarını kendi iş süreçlerine entegre ettiğini ve testler sırasında ajan başına günlük 300 dolar (yaklaşık 434.000 won) maliyet gördüğünü açıkladı. Calacanis, bu maliyetin ajanların tam kapasite değil, gerçekte sadece yüzde 10–20 oranında kullanıldığı durumda ortaya çıktığını vurguladı. ‘Ne zaman token maliyetleri çalışan maaşlarını geçecek?’ diye soran Calacanis, pek çok üretken yapay zekâ modelinde önceden token satın alıp kullanım yüklemesi yapılması gerektiğini, bunun da belirli bir eşikten sonra ‘bir çalışanı işe alma maliyeti’nin üstüne çıkabileceğine dikkat çekti.
Social Capital CEO’su Chamath Palihapitiya da benzer bir kaygı taşıdığını belirtiyor. Mevcut AI model maliyet yapısını göz önüne aldığında, günümüz şartlarında ‘AI ajanlarının, diğer çalışanlara göre en az iki kat daha üretken olması gerektiğini’ söylüyor. Aksi durumda, şirketlerin hem bilişsel hem psikolojik maliyetleri göze alarak, insanı tamamen AI ile değiştirmek için yeterli teşviki bulamayabileceğini savunuyor. Palihapitiya, kendi şirketinde kullanılabilecek ‘AI bütçesi’ için bir üst sınır belirlemek zorunda kalabileceklerini de dile getirdi. Ona göre, AI ajanları teoride otomasyon ve verimlilik vaat etse de, muhasebe tablolarına yansıyan gerçek token tüketimi kârlılığı aşağı çekebiliyor. Calacanis ise Claude API kullanan tek bir ajanının, kapasitesinin sadece yüzde 10–20’si kullanılırken dahi günlük 300 dolara hızla ulaştığını, bunun yıllık bazda ajan başına yaklaşık 100.000 dolar (yaklaşık 1,4491 milyar won) anlamına geldiğini hatırlattı.
Teknoloji yatırımcısı Mark Cuban, Calacanis ve Palihapitiya’nın gündeme getirdiği ‘AI kullanım maliyeti’ sorununu, ‘AI’nin iş gücünü tamamen ele geçireceği tezine yönelik en akıllı ve ikna edici karşı argümanlardan biri’ olarak nitelendiriyor. Cuban’ın hesabına göre, token masrafları ile bakım ve işletim giderleri birlikte değerlendirildiğinde, Claude tabanlı 8 AI ajanı kullanarak bir çalışanın bir günde yaptığı işi yaptırmak, kimi senaryolarda insan çalışandan neredeyse iki kat daha pahalıya gelebiliyor. Örneğin, bir çalışanın günde 1.200 dolar (yaklaşık 1,739 milyon won) değer ürettiğini varsayarsak, aynı işi yapan AI ajanlarının toplam maliyeti bu seviyenin üzerine çıkabiliyor. Cuban, ‘Bu AI botları gerçekten insandan iki kat daha mı üretken?’ sorusunu sorarak, verimlilik hesabına ‘dolandırıcılık riski, etik sorunlar, kurum kültürü gibi nitel faktörlerin’ de mutlaka dahil edilmesi gerektiğini söylüyor. Yani, salt sayısal verimlilik hesabının ötesinde, ölçülmesi zor ama önemli unsurlar düşünülmeden AI ile tam ikamenin rasyonel olmayabileceğine işaret ediyor.
Son yıllarda AI’nin çok sayıda işi ortadan kaldırabileceği yönündeki projeksiyonlar, küresel iş gücü piyasasında kaygıları artırmış durumda. Bazı şirketler, üretken yapay zekâ sistemlerini devreye soktuklarını ve bu nedenle belirli kadroların azaltılacağını açıkça duyurdu; bazı pozisyonlar için ‘AI ile değiştirilebilir’ etiketi resmî olarak telaffuz edildi. Microsoft(MSFT), geçen yıl temmuzda yayımladığı bir raporda, bilgi çalışanları, müşteri hizmetleri ve satış alanlarının AI tarafından ikame edilme riski en yüksek kategori olduğunu belirtti. Tekrarlayan işler, belge hazırlama, müşteri danışmanlığı ve satış senaryosu (script) yazımı gibi görevlerin geniş ölçekli otomasyona en uygun alanlar olduğu vurgulandı.
Buna karşın, bu tür endişelerin ‘abartılı’ olduğu yönünde görüşler de varlığını sürdürüyor. Beyaz Saray’da AI ve kripto politikalarını bir arada yöneten David Sacks, geçen yıl ağustosta, ‘AI’nin gerçek iş değeri üretebilmesi için hâlâ insan yönlendirmesine (prompt) ve insan denetimine ihtiyaç duyduğunu’ belirterek, AI’nin tam özerklik kazanacağına dair korkuların yumuşatılması gerektiğini dile getirdi. Öte yandan McKinsey & Company gibi danışmanlık devleri ise daha farklı düşünüyor. McKinsey’nin çeşitli raporlarında, yeni nesil AI ajanlarının hedefinin bizzat ‘uçtan uca (end-to-end) otomasyon’ olduğu ifade ediliyor. Başlangıç aşamasında insanın ayar ve konfigürasyonla destek verdiği, fakat sonrasında sürekli müdahale olmadan işlerin kendi kendine yürüdüğü bir yapı öngörülüyor. Bu da orta ve uzun vadede istihdam yapısında köklü dönüşümler yaratabilecek bir senaryo anlamına geliyor.
AI ajanlarının yaygınlaşması, kripto para ekosistemini de yakından ilgilendiriyor. Özellikle ‘stablecoin’ler, AI ajanlarının temel ‘hesap ve ödeme birimi’ne dönüşecek araçlar olarak öne çıkıyor. Stablecoin ihraççısı Circle CEO’su Jeremy Allaire, geçen ay yaptığı açıklamada, önümüzdeki beş yıl içinde milyarlarca AI ajanının kullanıcılar adına stablecoin kullanarak günlük ödemeleri yöneteceğini öngördüğünü söyledi. Buna göre abonelikler, küçük tutarlı mikro ödemeler ve hizmet ücretleri doğrudan insanlar tarafından değil, arka planda çalışan AI ajanları tarafından otomatik olarak tahsil ve tahmin edilecek. Binance kurucu ortaklarından Changpeng Zhao ise bu yıl ocakta, blokzincirin ‘AI ajanları için en doğal teknoloji arayüzü’ olacağını, bu nedenle kriptonun bu sistemlerin ‘yerel para birimi’ rolünü üstleneceğini savundu. Küresel ölçekte 7/24 ödeme imkânı, şeffaf kayıt altyapısı ve akıllı sözleşmelerle otomatik icra gibi özelliklerin AI’nin çalışma biçimiyle oldukça uyumlu olduğu belirtiliyor.
Şimdiden çeşitli blokzincirlerde AI ajanları aktif olarak kullanılıyor. Ethereum(ETH) katman-2 ağı Base üzerinde AIXBT, Virtuals Protocol aracılığıyla kullanıcıların adına mikro ödemeleri gerçekleştiriyor ve alım-satım işlemlerini otomatikleştiriyor. Fetch.ai temelli ASI Alliance ise varlık yönetimi ve ekonomik faaliyetlerin koordinasyonunu otomatikleştiren ajanlar sunuyor; kullanıcılar yalnızca genel stratejiyi belirleyip sonuçları izleyerek sisteme dahil oluyor.
AI ajanlarının blokzincir ve kripto ekosistemine daha derin entegre olması, güvenlik risklerini de ön plana çıkarıyor. Akıllı sözleşmelerde (smart contract) kilitli varlık miktarı büyüdükçe, bu sözleşmelerdeki güvenlik açıklarını hedef alan saldırı teşebbüslerinin de artması kaçınılmaz görülüyor. OpenAI, çarşamba günü, farklı AI modellerinin akıllı sözleşme açıklarını ne ölçüde ‘tespit edebildiği, yamalayabildiği ve kötüye kullanabildiği’ni ölçen yeni bir benchmark çalışması yayımladı. Araştırmanın odağı, salt teknik performanstan ziyade, gerçek ekonomik değerlerin söz konusu olduğu ortamlarda AI’nin üstlenebileceği rolü somut olarak değerlendirmek. OpenAI, akıllı sözleşmelerin halihazırda ‘milyarlarca dolarlık varlığı koruduğunu’ ve AI ajanlarının hem saldırganlar hem de savunmacılar açısından önemli bir ‘kırılma noktası’ olabileceğini belirtiyor. Aynı teknoloji, bir yandan otomatikleştirilmiş saldırılara araç olurken, diğer yandan gerçek zamanlı güvenlik izleme ve otomatik yama mekanizmalarını da mümkün kılabilecek bir araç olarak görülüyor.
Tüm bu gelişmeler, AI ajanlarının iş gücü piyasasını ne ölçüde dönüştürebileceğine dair tartışmayı ‘teknik olanaklar’dan ‘ekonomik fizibilite’ aşamasına taşımış durumda. Calacanis, Palihapitiya ve Cuban’ın altını çizdiği gibi, token maliyetleri ve bakım giderlerini içeren toplam maliyet insan iş gücü maliyetini aştığı sürece, AI ajanlarının yaygınlaşma hızı kendiliğinden sınırlanabilir. Öte yandan kripto ve blokzincir tarafında, AI ajanlarının stablecoin ve akıllı sözleşmeler aracılığıyla yeni bir otomasyon ekonomisinin kapısını açacağı yönünde güçlü bir beklenti varlığını koruyor. Buradaki kritik soru, AI ajanlarının sahada insanlara kıyasla hangi düzeyde ‘üretkenlik’ ve ‘güvenilirlik’ kanıtlayacağı ve bu süreçte kripto altyapısının ne ölçüde ‘düşük maliyetli ve yüksek verimli’ bir ödeme ve işletim zemini sunabileceği. AI ajanlarının iş gücü piyasasını sert biçimde yeniden şekillendirip şekillendirmeyeceği ya da yüksek maliyet ve riskler yüzünden sadece ‘kısmi otomasyon aracı’ statüsünde kalıp kalmayacağı, önümüzdeki dönemde birikecek gerçek saha verileriyle netlik kazanacak.
Yorum 0