ABD'de uzun vadeli tahvil faizleri yüzde 5 seviyesinde kalmaya devam ederken bu durum Güney Kore Wonu'na, yurt içi faizlere ve risk iştahına genel olarak baskı oluşturuyor. Uzmanlara göre uzun vadeli faizlerdeki yükseliş, hükümetin mali durumu, enflasyon ve para politikasına duyulan güvenin aynı anda fiyatlara yansıdığı dönemlerde daha büyük bir etki yaratıyor.
Yonhap Haber Ajansı'nın 6'sında (yerel saatle) yayımladığı MoneyTalks köşe yazısına göre, Kevin Warsh(Kevin Warsh) ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı'nın Jackson Hole konuşmasının ardından ABD tahvil faizleri hızla yükseldi ve FED yetkililerinin bir kısmının gevşek yönlü açıklamalarına rağmen 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5 seviyesinde kaldı.
Bu gelişme sadece ABD'ye özgü değil. İngiltere, Almanya, Fransa ve Japonya gibi başlıca ülkelerin tahvil faizleri de yükseliş eğiliminde. Gelişmiş ülkelerin uzun vadeli faizlerinin aynı anda artması, küresel fonların daha yüksek garantili getiri sunan dolar cinsi varlıklara ve tahvil piyasalarına yönelmesini kolaylaştırıyor.
Geçmişte de ABD tahvil faizlerindeki sert yükselişler finansal piyasalarda şoklara yol açmıştı. 2013 yılındaki 'taper tantrum' döneminde 10 yıllık ABD tahvil faizi birkaç ay içinde yüzde 1,6 seviyesinden yüzde 3'e sıçramış, bazı kırılgan gelişmekte olan ülke para birimleri sert değer kaybetmişti.
2022-2023 faiz artırım döneminde de benzer bir baskı görüldü. FED politika faizini yüzde 5'in ortasına kadar yükseltti, 10 yıllık tahvil faizi ise yüzde 5,0 seviyesine ulaştı. Bu süreçte küresel hisse senedi ve tahvil fiyatları birlikte geriledi; Silicon Valley Bankası(SVB) ve Signature Bank iflas etti.
Uzun vadeli faizler, hükümetlerin ve şirketlerin uzun süreli fon bulurken katlandığı maliyetin referans noktası niteliğinde. Faizler yükseldiğinde mevcut tahvillerin fiyatı düşüyor, şirketlerin gelecekteki nakit akışlarını bugünkü değere çevirirken kullanılan 'iskonto oranı' da yükseliyor. Büyüme beklentisiyle fiyatlanan varlıklar bu değişime daha duyarlı tepki veriyor.
Kore piyasasıyla bağlantı kur ve fon akışları üzerinden kuruluyor. ABD tahvil faizleri yüksek seviyesini korudukça dolar cinsi varlıkların göreli cazibesi artıyor. Bu durumda Won cinsi varlık tutma isteği zayıflıyor ve Won üzerinde değer kaybı baskısı oluşuyor.
Won'daki değer kaybı ithalat fiyatlarını ve tüketici fiyatlarını tetikleyebiliyor. Enflasyon baskısı yeniden canlandığında para otoritesinin faiz kararı da karmaşıklaşıyor. İç talep ve hane halkı borcunu birlikte gözetmesi gereken Kore ekonomisi için kur, enflasyon ve faiz aynı anda yük oluşturabiliyor.
Yurt içi faizler de bu etkiden payını alıyor. ABD tahvil faizleriyle birlikte hareket eden Kore banka tahvilleri ve devlet tahvili faizleri, değişken faizli konut kredisi ağırlığı yüksek olan hane halkının faiz yükünü artırabiliyor. Sınırda faaliyet gösteren şirketlerin ve esnafın borçlanma maliyeti de yükselebiliyor.
4'ünde KOSPI endeksi bir önceki seansa göre 107,73 puan (yüzde 1,64) yükselerek 6687,21 puandan, KOSDAQ endeksi ise 23,29 puan (yüzde 2,95) artarak 813,50 puandan kapandı. O gün endeksler yükseldi ancak uzun vadeli faiz seyri ayrı bir takip konusu olmaya devam ediyor.
TokenPost daha önce ABD'nin 30 yıllık tahvil faizinin yeniden yüzde 5 seviyesinde kaldığını ve şirketlerin borçlanma maliyeti üzerindeki baskıyı artırdığını aktarmıştı. O dönemde de ABD Hazinesi'nin uzun vadeli tahvil geri alım limitini genişletmesi, yapısal faiz baskısını azaltan bir çözüm olarak değerlendirilmemişti.
Kripto para piyasası da aynı makro değişkenlerden bağımsız değil. TokenPost daha önce doların ve ABD tahvil faizlerinin Bitcoin(BTC) ve Ethereum(ETH) gibi risk varlıklarının likidite değişkeni olarak işlediğini bildirmişti. Tahvil getirileri yükseldiğinde faiz getirmeyen varlıklarla büyüme beklentisiyle fiyatlanan varlıkların üzerindeki fiyat baskısı artabiliyor.
Ancak yalnızca uzun vadeli faizlerdeki yükselişe bakarak Bitcoin(BTC) veya Ethereum(ETH) fiyatlarının yönü hakkında kesin bir sonuca varılamaz. Doğrulanmış bağlantı, doların, reel faizlerin, teknoloji hisselerine yönelik yatırımcı duyarlılığının ve risk iştahının birlikte hareket ettiği yönünde. Fiyat yönünü tek bir faiz verisiyle açıklamak zor.
Howard Marks(Howard Marks), "yatırımın önemli kurallarından biri geleceği tahmin etmeye çalışmak değil, şu anda nerede durduğumuzu anlayıp buna göre hareket etmektir. Döngüler durmaz" dedi. Bu süreçte doğrulanan gerçek şu: ABD'nin 30 yıllık tahvil faizi yüzde 5 seviyesinde kalıyor, başlıca ülkelerin uzun vadeli faizleri birlikte yükseliyor ve bu durum Kore'de kur ve faiz baskısına dönüşebiliyor.
Yorum 0