Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Kripto fonlarından 3,8 milyar dolarlık çıkışa rağmen DeFi ve tokenizasyon için 50 trilyon dolarlık ‘permissionless para’ vizyonu

Kripto fonlarından 3,8 milyar dolarlık çıkışa rağmen DeFi ve tokenizasyon için 50 trilyon dolarlık ‘permissionless para’ vizyonu / Tokenpost

세계 finansal sistemi sarsılırken mevcut düzen giderek çatlak veriyor ve ‘퍼미션리스 para’ kavramı yeniden öne çıkıyor. Herhangi bir izin olmadan, herkesin erişebildiği bu yeni para anlayışı, özellikle Bitcoin(BTC), DeFi ve on-chain tokenizasyon etrafında şekilleniyor. Bitcoin fiyatı 70.000 doların (yaklaşık 10 milyar 109 milyon 400 bin won) altına gerilerken, kurumsal yatırımcıların kripto para fonlarından 4 haftadır çıkış yaptığı görülüyor. Buna karşın DeFi ve on-chain tokenizasyon, “50 trilyon dolarlık (yaklaşık 7 kentilyon 2210 trilyon won) varlık” büyüklüğünde yeni bir büyüme hikâyesi olarak dikkat çekiyor.

CoinShares verileri ve on-chain istatistiklerine göre, kripto para borsa yatırım ürünleri (ETP) ile spot Bitcoin borsa yatırım fonları (ETF) son haftalarda belirgin bir çıkış baskısı altında. Buna rağmen Aave(AAVE) kurucusu Stani Kulechov, güneş enerjisi gibi ‘bol bulunan varlıkların’ (abundance assets) on-chain ortamda tokenleştirilmesinin DeFi teminat yapısını kökten değiştirebileceğini savunuyor. Bitcoin odaklı finans şirketi Strategy’nin kurucu ortağı Michael Saylor ise piyasa düzeltmesine rağmen BTC alımlarını sürdürerek, ‘permissionless para’ üzerine uzun vadeli bahsini güçlendiriyor.

Geçen hafta kripto para yatırım ürünleri, yine ‘para çıkışı’ ile sonuçlanan bir dönemi geride bıraktı. CoinShares’in pazartesi günü (yerel saatle) yayımladığı rapora göre, küresel kripto ETP’lerden bir haftada 173 milyon dolar (yaklaşık 250 milyar 140 milyon won) net çıkış yaşandı. Bu rakam, önceki haftaki 187 milyon dolarlık (yaklaşık 270 milyar 460 milyon won) net çıkışın ardından gelen yeni bir eksi akımı ifade ediyor.

Son iki haftada çıkış büyüklüğü görece sınırlı kalsa da, son 4 haftanın toplamında yaklaşık 3,8 milyar dolar (yaklaşık 5 trilyon 485 milyar 800 milyon won) sistemden ayrılmış görünüyor. Aynı dönemde toplam yönetilen varlıklar (AUM) 133 milyar dolar (yaklaşık 191 trilyon 178 milyar 600 milyon won) seviyesine gerileyerek 2025 Nisan’ından bu yana en düşük noktaya indi. Bu tablo, kurum odaklı kripto yatırım ürünleri piyasasında kısa vadede ciddi bir ‘yorgunluk’ olduğunu gösteriyor.

CoinShares Araştırma Direktörü James Butterfill, bu eğilimi “geniş tabanlı piyasa kötümserliği ve fiyat zayıflığının sonucu” şeklinde yorumladı. Nitekim Bitcoin geçen hafta başında 70.000 dolar seviyesinden işlem görürken, perşembe günü bir ara 65.000 dolara (yaklaşık 9 milyar 387 milyon 300 bin won) kadar gerileyerek volatiliteyi artırdı. Coinbase verileri de kısa vadeli satış baskısının yoğunlaştığına işaret ediyor.

Olumsuz piyasa psikolojisinin odağında yine Bitcoin ETP’leri vardı. Bu ürün grubundan bir haftada 133,3 milyon dolar (yaklaşık 192 milyar 510 milyon won) net çıkış olurken, AUM yaklaşık 106 milyar dolar (yaklaşık 152 trilyon 285 milyar 200 milyon won) seviyesine indi. Özellikle ABD spot Bitcoin ETF’lerinden aynı dönemde yaklaşık 360 milyon dolar (yaklaşık 519 milyar 910 milyon won) çıktı ve hem kurumsal hem bireysel yatırımcı tarafında ‘mola’ verildiği izlenimi doğdu.

Ethereum(ETH) yatırım ürünlerinde de benzer bir tablo ortaya çıktı. ETH fonlarından geçen hafta 85 milyon dolar (yaklaşık 122 milyar 760 milyon won) net çıkış yaşanırken, ABD spot Ether ETF’lerine yalnızca 10 milyon dolar (yaklaşık 14 milyar 440 milyon won) civarında sınırlı net giriş kaydedildi. Yapısal açıdan ETF tarafı yavaş yavaş otursa da, henüz tüm piyasayı tersine çevirecek büyüklükte bir sermaye akışı gözlenmiyor.

Tüm varlıklardan çıkış yaşandığı da söylenemez. Ripple(XRP) ve Solana(SOL) ETP’lerine sırasıyla 33,4 milyon dolar (yaklaşık 48 milyar 200 milyon won) ve 31 milyon dolar (yaklaşık 44 milyar 770 milyon won) tutarında net giriş oldu. Böylece bu iki varlık, “Bitcoin ve Ether dışı alternatif büyükler” olarak konumlarını yeniden hatırlattı. Fiyat oynaklığı görece yüksek, ancak büyüme hikâyesi net olan varlıklara seçici sermaye akışının güçlendiği bir ‘kutuplaşma’ yapısı ortaya çıkıyor.

On-chain finansın geleceğine dair tartışmalarda ise ‘gerçek dünya varlıklarının tokenleştirilmesi’ tekrar merkezde. Merkeziyetsiz borç verme protokolü Aave’in kurucusu Stani Kulechov, pazar günü X’te (eski Twitter) paylaştığı mesajda “2050’ye kadar güneş enerjisi başta olmak üzere ‘bol bulunan varlıklar’dan oluşan 50 trilyon dolarlık (yaklaşık 7 kentilyon 2210 trilyon won) bir piyasanın tokenleştirilebileceğini ve yepyeni bir on-chain teminat ekosisteminin açılabileceğini” öne sürdü.

Kulechov, kıtlığı yüksek varlıkların tokenleştirilmesinin de süreceğini ancak, “tokenizasyonun asıl büyük etkisinin bol bulunan varlıklar on-chain’e taşındığında ortaya çıkacağını” vurguladı. Buradaki ‘bol bulunan varlıklar’ kavramı; güneş enerjisi, yenilenebilir enerji, altyapı gibi geniş ölçekte üretilebilen ve sürekli büyüyen fiziksel varlıkları kapsıyor.

Onun bakış açısına göre “sermaye yeni teminat türlerini arıyor ve dünya, on-chain kredi mekanizmalarının yakalayıp hızlandırabileceği bir dönüşüme hazırlanıyor.” Kulechov’un projeksiyonuna göre 2050’ye dek yalnızca güneş enerjisiyle ilişkili varlıklar, toplam 50 trilyon dolarlık ‘bol varlıklar’ piyasasının 15–30 trilyon dolarlık (yaklaşık 2 kentilyon 1663 trilyon–4 kentilyon 3326 trilyon won) kısmını oluşturabilir.

Kulechov, bu vizyona ilişkin somut bir yapı da örnekledi. Buna göre bir güneş enerjisi santrali borç yatırımcısı, 100 milyon dolarlık (yaklaşık 144 milyar 420 milyon won) bir projeyi tokenleştirip bu tokenleri teminat göstererek 70 milyon dolar (yaklaşık 101 milyar 90 milyon won) borçlanabilir ve yeni projelere yeniden yatırım yapabilir. Bu süreçte on-chain mevduat sahipleri, “büyük ölçekli, yaygın, görece düşük riskli ve dağıtılmış gelir kaynakları”na erişim elde eder.

Yatırımcı perspektifinden bakıldığında Kulechov, “tokenleştirilmiş güneş enerjisi varlıklarını satın alıp 3 yıl boyunca elde tutan bir yatırımcının, elde ettiği getiriyi realize edip hemen yeni geliştirme projelerine yeniden yatırabileceğini” belirtiyor. Ona göre bu tarz yapılar, sermaye verimliliğini ciddi biçimde artırabilir. Bu da yalnızca coin fiyatlarına bahis oynanan mevcut DeFi modelinin ötesine geçerek, gerçek dünya varlıklarından elde edilen gelirleri on-chain ortama taşıyan yeni bir evrime işaret ediyor.

Bu anlatı, ‘küresel düzenin çatlaması’ olarak özetlenebilecek makro resimle de iç içe geçiyor. Jeopolitik gerilimler ve enerji güvenliği tartışmaları büyüdükçe, enerji üretim altyapısı gibi somut varlıkların önemi artıyor. Bunlar DeFi gibi permissionless finansal altyapılarla buluşturulduğunda, belirli ülkelere ya da kurumlara daha az bağımlı yeni bir sermaye piyasası yapısının doğabileceği yönünde beklentiler güçleniyor.

Bitcoin piyasasında ise ‘makro hikâyeye’ inanıp uzun vadeli pozisyonlarını artıran oyuncular öne çıkıyor. Bitcoin odaklı finans strateji şirketi Strategy’nin kurucu ortağı Michael Saylor, son fiyat düzeltmesi sürecinde dahi BTC alımlarına ara vermeyeceğine dair güçlü sinyaller veriyor.

Saylor, pazar günü X’te Strategy’nin kümülatif Bitcoin alımlarını gösteren bir grafik paylaştı. Piyasada bu grafik genellikle “yeni bir alım turu yaklaşıyor” şeklinde okunuyor. Son paylaşım da şirketin 12 haftadır kesintisiz biçimde BTC biriktirdiğini ve 99’uncu Bitcoin işleminin yaklaştığını ima etti.

Strategy’nin kamuoyuna açıkladığı en güncel alım 9 Şubat’ta (yerel saatle) gerçekleşti. Şirket bu tarihte 1.142 BTC’yi 90 milyon doların (yaklaşık 129 milyar 970 milyon won) üzerinde bir maliyetle satın aldığını duyurmuştu. Böylece Strategy’nin toplam BTC varlığı 714.644 adede ulaşırken, haberin yazıldığı sıradaki piyasa fiyatlarıyla yaklaşık 49,3 milyar dolar (yaklaşık 7 trilyon 123 milyar won) değerine ulaştı.

Saylor’un alım grafiğini paylaştığı sırada Bitcoin, 70.000 doların altındaki seviyelerde dalgalanıyordu. Kısa vadeli fiyat düzeltmesi ve fonlardan sermaye çıkışı sürerken, uzun vadeli bakış açısından Bitcoin hâlâ ‘permissionless dijital para’ ve enflasyona karşı siper olarak görülüyor. Piyasada “Strategy’nin alım döngülerinin, bir tür dip oluşum göstergesi gibi çalıştığı” yönünde yorumlar da yapılıyor.

Kripto yatırım ürünlerinden milyarlarca dolarlık sermaye çıkışı ve Bitcoin’in 70.000 doların altına sarkması, kısa vadede şüphesiz baskı unsuru. Buna karşın piyasa aktörleri bu tabloyu farklı okuyor. Kimileri kaldıraçlı pozisyon tasfiyeleri ve kâr realizasyonlarının çakıştığı ‘sağlıklı bir düzeltme’ yaşandığını düşünürken, kimileri de küresel likidite daralması ve düzenleyici belirsizliklerin yansıması olan bir ‘uyarı sinyali’ olarak yorumluyor.

Aynı zamanda, DeFi ve tokenizasyon etrafındaki orta-uzun vadeli hikâye giderek daha zenginleşiyor. Aave’in öne sürdüğü 50 trilyon dolarlık ‘bol varlık’ tokenizasyonu vizyonu, Strategy’nin agresif Bitcoin birikimi ve Ripple ile Solana gibi bazı altcoin’lere yönelik seçici sermaye girişleri, mevcut finansal düzenden farklı yeni bir paradigma arayışının hız kesmeden sürdüğünü gösteriyor.

Küresel düzen yeniden şekillenirken sermaye ve güvenin temelleri sarsıldıkça, sınır ve izin engellerini aşan ‘permissionless para’nın etkisi daha fazla hissedilebilir. Ancak bugün itibarıyla teknoloji, düzenleme ve yönetişim başlıklarında önemli soru işaretleri hâlâ yerinde duruyor. Bu nedenle yatırımcıların yalnızca fiyat hareketlerini değil, aynı zamanda bu yapısal dönüşümün hızını ve yönünü de yakından izlemesi kritik önem taşıyor.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1