Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Fed Tutanakları: Gerekirse Faiz Artışı Masada, Kripto Piyasaları İçin ‘Uzun Süre Yüksek Faiz’ Riski Sürüyor

Fed Tutanakları: Gerekirse Faiz Artışı Masada, Kripto Piyasaları İçin ‘Uzun Süre Yüksek Faiz’ Riski Sürüyor / Tokenpost

ABD Merkez Bankası(Fed) politika yapıcılarının ocak ayındaki toplantısında, enflasyonun yeniden yükselmesi halinde ek faiz artışı ihtimalini masaya koydukları ortaya çıktı. Piyasalar ‘ek indirim’ beklentisine odaklanmış durumda olsa da, Fed cephesinde ‘faiz sabit tutulması’ ve hatta ‘yeniden artış’ seçenekleri de açık biçimde korunuyor. Bu durum, özellikle kripto para piyasası açısından ‘yüksek faiz’ ve ‘sıkı likidite’ riskinin tamamen ortadan kalkmadığına işaret ediyor.

Ocak sonunda yapılan Federal Açık Piyasa Komitesi(FOMC) toplantısının tutanaklarına göre, bazı üyeler enflasyonun hedefin üzerinde kalmaya devam etmesi halinde “federal fonlama faizi hedef aralığının yukarı yönlü ayarlanmasının uygun olabileceğini” savundu. Fed, geçen yılın son çeyreğinde politika faizini üç adımda yüzde 4,5 seviyesinden yüzde 3,5–3,75 aralığına çekmiş, ocak toplantısında ise herhangi bir ek adım atmadan faizi sabit bırakmıştı. Bu tablo, Fed’in ‘indirim döngüsüne’ resmen girmiş olsa bile, kapıyı tamamen kapatmadığına işaret ediyor.

Eğer gerçekten bir faiz artışı gelirse, bu 2023 Temmuz’undan bu yana ilk ‘yön değişimi’ anlamına gelecek. Buna rağmen, Chicago Ticaret Borsası(CME) FedWatch verilerine yansıyan vadeli işlem fiyatlamaları şu an için görece sakin. 18 Mart’ta yapılacak bir sonraki FOMC toplantısında faizin mevcut seviyede kalma olasılığı yüzde 90’ların ortasında fiyatlanıyor. Yani kısa vadede piyasalar ‘sabit tutma’ senaryosuna daha fazla ihtimal veriyor. yorum: Piyasaların bu rahatlığı, olası sürpriz bir ‘şahin’ tona karşı kırılganlık yaratabilir.

Fed’in para politikası, geleneksel olarak ‘fiyat istikrarı’ ve ‘azami istihdam’ olmak üzere iki temel hedefe dayanıyor. Kurum, 2024 Eylül’ünden itibaren resmi olarak faiz indirim sürecine girse de, son dönemdeki enflasyon görünümündeki oynaklık içerdeki hava üzerinde baskı oluşturmuş durumda. Özellikle çekirdek enflasyon kalemlerinde istenen hızda gerileme sağlanamaması, “gerekirse yeniden sıkılaşma” seçeneğinin tartışılmasına yol açıyor.

Tutanaklar, Fed içinde hatırı sayılır bir ‘şahin’ (sıkılaştırma yanlısı) kanadın varlığını da net biçimde ortaya koydu. Bu kesim, ek faiz indirimlerinde aceleci davranmanın riskli olduğunu belirterek, politika faizinin bir süre daha mevcut düzeyde tutulması gerektiğini savunuyor. Bazı üyeler, “Politika faizini bir süre mevcut seviyede sabit bırakmak, gelen verileri daha dikkatli okuma fırsatı sağlayacaktır” görüşünü dile getirdi. Başka birçok üye ise, “Disenflasyon sürecinin yeniden hız kazandığına dair açık sinyaller görülmeden ek parasal gevşeme adımlarını haklı çıkarmak zor” ifadelerini kullandı. Özetle Fed cephesi, enflasyondaki yavaşlamanın ‘kalıcı ve güvenilir’ olduğuna ikna olmadan ek indirim hamlelerine gitmek istemiyor.

Fed’in orta–uzun vadeli resmi enflasyon hedefi yıllık yüzde 2. Ancak tutanaklarda, çok sayıda üyenin bu hedefe giden yolun “piyasa beklentilerine kıyasla daha yavaş ve daha dalgalı” olabileceği uyarısında bulunduğu aktarıldı. Yani enflasyonun hedefin üzerinde kalma riski, Fed’in değerlendirmesine göre hâlâ ‘anlamlı’ bir tehdit. Buna rağmen Fed, ‘koşullu indirim’ seçeneğini tamamen kapatmıyor. Eğer enflasyon, bankanın öngördüğü patikaya uygun şekilde ve istikrarlı biçimde aşağı gelmeye devam ederse, gelecekte “politika faizinde indirimlerin uygun hale gelebileceği” de tutanaklara girdi. Burada temel belirleyici, önümüzdeki aylarda açıklanacak tüketici fiyat endeksi(CPI) başta olmak üzere kritik enflasyon göstergeleri olacak.

ABD’de manşet tüketici enflasyonu, Çalışma Bakanlığı’na bağlı Çalışma İstatistikleri Bürosu(BLS) verilerine göre yıllık yüzde 2,4 civarında bulunuyor ve ocak ayında aylık bazda 0,2 puan artış gösterdi. İlk bakışta bu oran, “hedefe yakın” bir enflasyon tablosu gibi görünse de, Fed kriterlerine göre hâlâ yüzde 2 bandının üzerinde. Bu nedenle mevcut tablo, Fed açısından tam anlamıyla ‘rahatlama’ sağlayan bir görüntü sunmuyor.

Fed’in faizleri daha erken ve daha hızlı indirme ihtimalinin azalması ya da ‘gerekirse artırabiliriz’ mesajının güçlenmesi, kripto para piyasası için de önemli bir risk faktörü. Politikada ‘uzun süre yüksek faiz’ veya ‘yeniden artış’ senaryoları öne çıktığında, Bitcoin(BTC), Ethereum(ETH), Cardano(ADA), Solana(SOL), Dogecoin(DOGE) gibi yüksek oynaklıklı dijital varlıklar genelde ‘iskonto’ baskısı altında kalıyor. Çünkü bu ortamda, ABD tahvilleri ya da para piyasası fonları gibi görece güvenli enstrümanların getiri oranları cazip bir seviyeye yükselirken, yüksek riskli kripto pozisyonlarının getiri–risk dengesi yatırımcıların gözünde bozuluyor.

Klasik olarak faiz artışları, risksiz ya da düşük riskli varlıkların getirisini artırarak, yatırımcıların ‘ek risk’ alma iştahını törpülüyor. Faiz seviyesi yüksek olduğunda, borçlanma maliyetleri de paralel biçimde yükseliyor. Bu da hem kaldıraçlı bireysel işlemleri, hem de kurumların ve hedge fonların agresif pozisyon taşıma eğilimini sınırlandırıyor. Ayrıca, risk sermayesi fonlarının erken aşama kripto ve web3 projelerine yönelik iştahı da bu döngüde zayıflayabiliyor. yorum: Özellikle erken aşama token projelerinde, fonlama kanalları daraldıkça fiyat baskısı daha sert hissedilebiliyor.

Son dönemde Bitcoin(BTC) fiyatlarında gözlenen hareketler, yalnızca “faiz indi/çıktı” başlığından ziyade, daha geniş anlamda ‘gerçek likidite’ koşullarına daha hassas bir korelasyon sergiliyor. Merkez bankalarının bilanço büyüklüğü, Hazine Bakanlığı’nın tahvil ihraç programları, ters repo(Reverse Repo) bakiyeleri ve bankacılık sistemindeki rezerv seviyeleri gibi göstergeler, Bitcoin fiyatlarıyla yakın ilişkili izleniyor. Küresel dolar likiditesinin daraldığı dönemlerde BTC performansının zayıflaması, bol likidite dönemlerinde ise risk iştahının artması bu çerçevede okunuyor.

Böyle bir ortamda Fed’in söylem ve adımlarında yeniden ‘şahin’ bir çizgiye kayması, kripto yatırımcı duyarlılığını daha da baskılayabilir. Fiyat düzeltmelerine eşlik eden hacim düşüşleri, özellikle orta–küçük ölçekli altcoinler ve DeFi tokenları açısından likidite kuruması riskini büyütüyor. Emir defterlerinin sığlaştığı senaryolarda, görece küçük satış dalgaları bile sert fiyat hareketlerine dönüşebiliyor. Buna karşın Fed’in, enflasyonu kontrol altında tuttuğuna dair güven inşa etmesi ve orta vadeli, öngörülebilir ve kademeli bir indirim patikası sunması halinde, küresel risk iştahı yeniden toparlanabilir. Böyle bir senaryoda kripto piyasasına taze sermaye girişleri hızlanmasa bile, en azından mevcut sermayenin ‘kaçış’ baskısı azalabilir.

Sonuç olarak asıl kritik nokta, Fed’in ‘denge’ arayışının nerede sonuçlanacağı. Bir tarafta enflasyonu kalıcı biçimde bastırma isteği, diğer tarafta ekonomiyi sert inişe sürüklememe kaygısı bulunuyor. Önümüzdeki birkaç FOMC toplantısı ve enflasyon verileri, sadece tahvil ve hisse senedi piyasaları için değil, kripto varlıkların yönü açısından da belirleyici olma potansiyeline sahip. Yatırımcıların bu süreçte yalnızca ‘kaç kez faiz indirilecek’ sorusuna odaklanmak yerine, Fed’in genel likidite koşullarını ve finansal şartları nasıl yönettiğine odaklanması daha sağlıklı bir strateji olabilir.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1