Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Analist Mike Ippolito: 2025 kripto için balon sonrası en rasyonel ama en sancılı yıl, asıl kırılma 2026’da gelecek

Analist Mike Ippolito: 2025 kripto için balon sonrası en rasyonel ama en sancılı yıl, asıl kırılma 2026’da gelecek / Tokenpost

2025 kripto piyasası, fiyatlar beklentiyi karşılamasa da altyapı, kurumsal ilgi ve yatırımcı davranışı açısından ‘en olgunlaşan dönemlerden biri’ olarak tanımlanıyor. Özellikle Ethereum(ETH) merkezli ağ geliştirmeleri, ‘gerçek dünya varlıkları(RWA)’nın zincire taşınması ve geleneksel sermaye piyasalarıyla yakınsama eğilimi, 2026 sonrasında dengelerin köklü biçimde değişeceğine işaret ediyor.

Kripto analisti Mike Ippolito(Mike Ippolito), Bankless’e yaptığı değerlendirmede 2025’i “yatırımcı psikolojisi donmuş ama ‘rasyonalite’ açısından en anlamlı yıl” diye nitelendirdi. Spekülatif coşku geri çekilirken, projelerin artık ‘temel değerler’ üzerinden fiyatlanmaya başladığını vurgulayan Ippolito, bu süreçte çok sayıda projenin ‘yanlış fiyatlandığını’ ve bunun yatırımcıları ciddi biçimde ‘kelime’yoruma sürüklediğini belirtti.

2025 için “kişisel olarak hem en iyi hem en kötü yıl” tanımını kullanan Ippolito, bazı büyük coin’lerin tüm zamanların en yüksek seviyelerine yaklaşmasına rağmen yaşananı klasik anlamda bir ‘boğa piyasası’ olarak görmenin zor olduğunu söylüyor. Ona göre Ethereum(ETH) ve Solana(SOL) gibi majör ağlar teknik olarak rekor seviyelere çıksa da, genel piyasa döngüsü itibarıyla bu hareketleri “anlamlı bir bull market” diye adlandırmak güç.

Ippolito’nun dikkat çektiği ana nokta ise ‘bilişsel çelişki’. Düzenleme tarafında daha net kurallar oluşurken ve piyasa altyapısı kurumsal katılım için elverişli hale gelirken, fiyatların düşmesi ya da yatay seyretmesi ciddi bir algı bozukluğu yaratıyor. “Regüle sermaye giriş kanalları açılıyor, piyasa yapısı olgunlaşıyor ama grafiğe bakan biri için sanki soğuma dönemi var” diyen Ippolito, bu kopukluğun yatırımcı psikolojisi üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu savunuyor. Buna rağmen, kriptonun nihayet “öngörülebilir bir ‘olgunlaşma eğrisini’ izlemeye başladığını” söyleyerek, kısa vadeli fiyat yerine yapısal dönüşüme odaklanılması gerektiğini vurguluyor.

Değişimin en net hissedildiği alanların başında değerleme yaklaşımı geliyor. Önceki döngülerde anlatı ve spekülasyon ön plandayken, 2025 sonrasında ‘nakit akışı, gelir modeli, sürdürülebilirlik’ gibi geleneksel varlıklara uygulanan kriterlerin kriptoya da daha sistematik biçimde taşındığı yorum yapılıyor. Ippolito’ya göre “spekülasyon merkezli yapıdan, temel veriler odaklı modele geçiş 2026’ya kadar sürecek bir tema” olacak.

Bu dönüşümün yan etkisi ise birçok kaliteli projenin önemli ölçüde ‘iskontolu’ kalması. Gerçek kullanım, ücret gelirleri ve zincir üstü verileri güçlü olsa da, önceki balon dönemlerine kıyasla fiyatını toparlayamayan projelerin sayısı artıyor. Ippolito, “iyi projelerin kayda değer kısmı bariz şekilde yanlış fiyatlanmış durumda” diyerek, bu dengesizliğin yatırımcılar açısından kalıcı kafa karışıklığı yaratmaya devam edeceğini öngörüyor.

Piyasaya yeni yatırımcı girişinin zayıflığı da tabloyu ağırlaştıran bir diğer unsur. Ippolito, 2025 için “yeni kripto ‘sınıfı’ neredeyse yok denecek kadar az” ifadesini kullanıyor. Bugün piyasada aktif olan kitlenin büyük kısmı en az üç yıldır bu alanda ve fiyatlar yükselse bile taze bireysel sermaye akışı sınırlı. Bu nedenle, “söylentiyle koşarak giren para”ya dayalı klasik boğa senaryosunun tekrarlanması şu aşamada zor görünüyor.

Ippolito, bugünkü kripto piyasasını web2 tarihindeki 2001 sonu–2002 başı dönemine benzetiyor. Aşırı iyimserlik ve erken altyapı patlamasının ardından, yalnızca ayakta kalan şirket ve protokollerin bir sonraki büyüme fazına geçtiği bir döneme girildiğini söylüyor. Önümüzdeki birkaç yılın ‘birleşmeler ve konsolidasyon’ çağı olacağını vurgulayan analist, “önümüzdeki 3 yıl hayatta kalmanın kendisi bir zafer” diyerek tabloyu özetliyor.

Geliştirici ve kurucular içinse oyun planı netleşiyor. Ippolito, “builder’ların stratejisi iki seçenekle sınırlı” diyor: Kendi dikeyinde açık ara bir numara olup ‘konsolidatör’ haline gelmek ya da bir noktada güçlü bir oyuncu tarafından satın alınmayı temel senaryo olarak benimsemek. Sadece token fiyatı artışına yaslanan modeller hızla değer kaybederken, iş modelinin sürdürülebilirliği ve net bir ‘çıkış rotası’ (exit) tasarlamak çok daha kritik hale geliyor.

Orta–uzun vadede Ethereum Layer1’in konumuna da ağırlık veren Ippolito, 2026 civarında Ethereum ana ağının bugüne kıyasla “çok daha doğru bir konuma” yerleşeceğini düşünüyor. Hem teknoloji hem de ekosistem ölçüsünde büyüme alanının geniş olduğuna dikkat çeken analist, özellikle zkEVM teknolojisinin beklenenden daha hızlı olgunlaştığını belirtiyor. zkEVM tabanlı çözümlerin Ethereum’un ölçeklenebilirliğini ve işlem kapasitesini artırarak, Layer1–Layer2 sınırlarını yeniden tanımlayabilecek kritik bir dönemece işaret ettiği görüşünde.

Bununla birlikte Ethereum ekosistemi içinde de “doğrudan Layer1 üzerine mi, yoksa Layer2’lere mi inşa edilmesi gerektiği” konusunda zaman zaman çelişkili mesajlar verildiği ve bu durumun geliştirici ve şirketler için belirsizlik yarattığına değiniyor. Yine de Ippolito, “son yıllarda çok hata yapılmış olsa da, sonuçta kazanan pozisyona yerleşen Ethereum oldu” diyerek, ana zincirin performans ve etkisinin önümüzdeki dönemde güçlü kalacağını savunuyor.

Ippolito’nun en çok öne çıkardığı temalardan biri ‘gerçek dünya varlıklarının(RWA) on-chain taşınması’. Analiste göre 2026’da özellikle ‘RWA looping’ denen yapı ciddi şekilde gündeme gelecek. Devlet tahvilleri, şirket tahvilleri, gayrimenkul ve halka açık hisseler gibi geleneksel finans varlıklarının zincir üzerinde teminat olarak kullanıldığı, kaldıraç ve getiri stratejilerinin defalarca tekrarlanabildiği (looping) mekanizmalar yaygınlaşacak. Bu alan, hukuk–regülasyon, saklama(custody), oracle altyapısı ve KYC gibi zorlu başlıklar içeriyor. Ancak tam da bu nedenle giriş bariyeri yüksek ve erken konumlanan oyuncular için ‘kelime’önemli avantajlar barındırıyor. Ippolito, “yapı kurulduğunda en büyük sermaye akışı bu tarafa yönelecek” öngörüsünde bulunuyor.

DeFi pazarının da RWA etkisiyle yeni bir sıçrama yaşayacağı düşünülüyor. Ippolito, 2024’ün “RWA kaynaklı sermaye akışının yön verdiği, DeFi için çok iyi bir yıl” olacağını; zincir üstü getiri ürünleri ve kredi protokollerinin yeniden ilgi odağına yerleşeceğini söylüyor. Özellikle vault (kasalar) ve kredi fonu pazarını bir sonraki büyüme ekseni olarak işaret ediyor.

Analist, on-chain vault pazarının bugün yaklaşık 5 milyar dolar büyüklükten gelecek yıl sonunda 15 milyar dolar bandına çıkabileceğini hesaplıyor. Yine de “büyüme ivmesinin dik olacağını ancak tam anlamıyla ‘parabolik’ bir patlama beklemediğini” ekleyerek, daha çok istikrarlı bir genişleme senaryosuna işaret ediyor.

Bu bağlamda Fransa merkezli DeFi protokolü Morpho’nun, modüler altyapı yaklaşımıyla vault büyümesi için “doğruya en yakın mimariye” sahip olduğunu düşünüyor. Strateji, risk ve teminat gibi unsurların ayrı modüller olarak kurgulanabilmesi, RWA ve kredi temelli ürünlerle doğal bir uyum sağlıyor. Aynı anda, zincir üstüne taşınan stabil coin sermayesi de istikrarlı getiri arıyor ve Ippolito’ya göre bu talebi karşılayan kredi fonlarının sayısı hızla artacak. Analist, getirisi baskı altında kalan çok sayıda girişim sermayesi fonunun önümüzdeki yıl içinde kredi fonları başlatacağını, böylece geleneksel VC ile DeFi arasındaki sınırların daha da bulanıklaşacağını söylüyor.

2026 ise, Ippolito’ya göre, hisse senedi piyasası ile kriptonun gerçek anlamda yakınsamaya başladığı yıl olacak. Bu sürecin sembolik örneklerinden biri olarak ‘equity perpetuals’ (hisse senedi temelli vadetsiz türevler) gibi yeni türev ürünleri öne çıkarıyor. Geleneksel hisselerin on-chain ortamda ‘süresiz vadeli kontrat’ şeklinde işlem görmeye başlaması durumunda, iki piyasa arasındaki sermaye ve strateji geçişkenliği çarpıcı biçimde artabilir.

Bu çerçevede yatırımcı ilişkileri(IR) fonksiyonu çok daha önemli hale gelecek. Ippolito’ya göre halka açık token ya da hisse benzeri enstrüman ihraç eden her ekip, eş zamanlı olarak hem ‘işletme/ürün’ hem de ‘finansal ürün’ yönetmek zorunda kalıyor. Topluluk ve piyasa aktörlerine düzenli bilgi akışı sağlamak, finansal performans ve riskleri şeffaf biçimde açıklamak gibi geleneksel IR pratiklerinin kripto alanına da taşınması kaçınılmaz görünüyor. Nitekim Coinbase(COIN) ve Robinhood(HOOD) gibi şirketler, yeni ürün ve stratejilerini resmi basın bültenlerinden çok kendi sosyal kanallarından anlatmaya ağırlık veriyor. Ippolito, kripto şirketlerinin hisse piyasasının prensiplerini giderek daha fazla benimseyerek, sosyal medya merkezli IR stratejilerini rafine edeceği görüşünde.

Piyasa olgunlaştıkça muhasebe standartları cephesinde de tartışmalar sertleşecek. Ippolito, bu yıl ABD genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri(GAAP) uygulaması etrafında önemli gürültü yaşanacağını ancak kapsamlı bir standart değişikliğinin, taşınması gereken yük çok büyük olduğundan, kısa vadede zor göründüğünü belirtiyor. Bu nedenle önce özel sektör ve piyasa oyuncularının fiili bir ‘de facto standart’ üretmesi gerektiğini savunuyor.

Özellikle token ve hisseyi aynı anda barındıran ikili yapılar konusunda ise oldukça temkinli. “Çifte yapıların yüzde 90’ından fazlası pratikte sürdürülebilir değil” diyen Ippolito, bu modelin uzun vadede yatırımcı gözünde olumsuz algı yaratacağını düşünüyor. Token sahiplerinin ekonomik hak iddia etmesi güçleşirken, halka açık olmayan hisselere bireysel yatırımcıların erişememesi çıkar çatışmasını kronik hale getirebilir. Analist, tek ve net bir enstrümana sahip projelerin uzun vadede daha cazip hale geleceğini; “erişilemeyen hisseyle birleştirilmiş token’ların yatırımcı nezdinde giderek ilgi kaybedeceğini” söylüyor.

Piyasanın gelir algısı da yeniden şekilleniyor. Ippolito, önümüzdeki dönemde ‘gelir metasının’ hacimden çok ‘sürdürülebilirlik ve kaliteye’ kayacağını, “her gelir akışının aynı değerde olmadığını” özellikle vurguluyor. Yalnızca piyasa aşırı ısınırken artan, döngüye aşırı duyarlı ve tek seferlik gelirlerin düşük çarpanlarla fiyatlanacağını; buna karşılık uzun vadeli abonelik, tekrarlayan ücretler ve reel varlık temelli gelir modellerinin daha yüksek değerleme göreceğini düşünüyor. DeFi protokollerinin, altyapı projelerinin ve RWA platformlarının iş modellerini bu çerçeveye göre yeniden tasarlaması gerektiğini belirtiyor.

Uzun vadeli risk tarafında ise kuantum bilişim(quantum computing) öne çıkıyor. Ippolito, pratik kullanım aşamasına gelen kuantum bilgisayarların Bitcoin(BTC) güvenliğini anlamlı biçimde tehdit etmeye başlamasının yaklaşık 2032 civarında mümkün olabileceğini tahmin ediyor. Zamanın hâlâ yeterli olduğunu kabul etmekle birlikte, teorik düzeyi aşan somut önlemler geliştirme aşamasına yaklaşılmakta olduğunu vurguluyor. Kuantum tehdidine işaret ettiğinde bazı Bitcoin çekirdek geliştiricilerinden sert tepki aldığını aktaran Ippolito, “kuantum meselesi kriptoya özgü değil, tüm toplumu ilgilendiren bir gündem” diyerek, 2030’ların başında bu konunun sektörün ana tartışma başlıklarından biri olacağını öngörüyor.

Genel tabloyu “balon sonrası(post-bubble) dönem” olarak tanımlayan analist, kısa vadeli kâr peşinde koşan ekip ve sermayenin doğal seleksiyonla eleneceğini, uzun vadeli bakış açısına sahip geliştirici ve projelere daha fazla alan açılacağını düşünüyor. Ona göre piyasa, nihayet “sürdürülebilir hisse değeri” biriktirme olanağının gerçekten ortaya çıktığı bir evreye girmiş durumda. Tarihsel örnekler, uzun süreli durgunluk dönemlerinde ürün ve altyapı inşa eden ekiplerin, piyasa döndüğünde avantajlı konuma geçtiğini gösteriyor. Ippolito, 2026’yı “yıllardır üzerinde çalışılan fikirlerin ya doğrulanacağı ya da tasfiye edileceği bir kırılma noktası” olarak tanımlıyor ve “bu sıkıcı fazı sonuna kadar geçebilenlerin zaten iyi bir pozisyonda olacaklarını” ifade ediyor.

Özetle, 2025 kripto piyasası yüzeyde fiyatlar açısından hayal kırıklığı yaratsa da, derinde bir sonraki döngünün zeminini hazırlayan kritik bir ‘yeniden yapılanma’ safhasından geçiyor. Ippolito, Ethereum Layer1’in güçlenmesi, gerçek dünya varlıklarının on-chain entegrasyonu, RWA tabanlı DeFi büyümesi ve hisse–kripto piyasalarının yakınsamasını 2026’ya kadar uzanacak temel eksenler olarak sıralıyor. Önümüzdeki 2–3 yılı ise “gösterişten çok ‘kelime’hayatta kalma ve konsolidasyona odaklanılması gereken bir dönem” olarak konumlandırıyor.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1