2025’in, *blokzincir* ve *kripto para* sektörü için ‘dönüm noktası’ olacağı öne sürülüyor. Blokzincir odaklı girişim sermayesi yatırımcısı Matthew Le Merle(Matthew Le Merle), özellikle ABD’de *kripto* ve *dijital varlık* düzenlemelerine yönelik yaklaşımın yumuşamasıyla birlikte küresel kripto pazarının yeniden ABD ekseninde şekillendiğini belirtiyor. Le Merle’e göre 2026’ya kadar milyarlarca yeni *dijital cüzdan* açılacak ve küresel finansal altyapı giderek *tokenizasyon* temelli bir modele kayacak.
Matthew Le Merle, blokzincir ve kripto para odaklı girişim sermayesi şirketi *Blockchain Coinvestors*’ın kurucu ortağı ve CEO’su konumunda. Şimdiye kadar 40’tan fazla blokzincir odaklı fona ve 1.500’ün üzerinde blokzincir girişimine doğrudan ya da dolaylı yatırım yaptı. Bu portföyde 80’den fazla ‘unicorn’ statüsünde şirket bulunuyor. Daha önce erken aşama yatırım ağı Keiretsu’yu yöneterek her yıl 300’den fazla girişime destek veren Le Merle, aynı zamanda yapay zeka ve blokzincire odaklanan yatırım şirketi *Fifth Era*’da da ortak olarak görev yapıyor.
Le Merle, 2025’i blokzincir ve *kripto para* endüstrisi için gerçek anlamda bir ‘sıçrama yılı’ olarak tanımlıyor. Ona göre sektör şu anda kritik bir ‘inflexion point(“yorum”: kırılma/viraj noktası)’ üzerinde. 2018–2024 döneminde blokzincir altyapısına yapılan yoğun yatırımlar sayesinde, artık blokzincir tabanlı hizmetleri hayata geçirmenin hem teknolojik hem de maliyet açısından çok daha kolay hale geldiğini vurguluyor. Yüz milyonlarca kullanıcının halihazırda blokzincir tabanlı uygulamaları günlük yaşamında kullanmaya başlaması da bu değişimin görünür işaretleri arasında gösteriliyor.
Le Merle, son yıllarda dünya genelinde *altyapı yatırımlarına* akıtılan büyük sermayenin bugün sonuç verdiğini savunuyor. Ona göre artık çok sayıda finansal ve teknolojik hizmetin blokzincir üzerinde çalışması, gerek maliyet gerek ölçeklenebilirlik açısından “kaldırılabilir” bir seviyede. Bu zemin üzerinde 2025 sonrası dönemde blokzincirin geleneksel finansı ve genel IT altyapısını hızla içerden dönüştüreceğini ve bu süreçte eski yapının adım adım ‘on-chain’ çözümlerle yer değiştireceğini öngörüyor.
Le Merle’in analizinde en çarpıcı başlıklardan biri *ABD’deki düzenleyici yaklaşımın değişimi*. Ona göre, ABD’nin *kripto* ve *blokzincir* alanındaki düzenleme dili son dönemde belirgin şekilde sektör dostu bir hatta kaydı ve bu sayede ABD yeniden tartışmasız biçimde küresel kripto ekosisteminin merkezi konumuna yükseldi. Le Merle, yıllarca süren belirsiz ve caydırıcı düzenleyici atmosferin, özellikle altyapı yatırımlarının önünü tıkadığını ifade ediyor. “yorum”: “Eğer ABD’de kripto ve dijital varlıkların fiilen yasaklıymış gibi muamele göreceği hissi yaygın olsaydı, kimse bu alana ciddi altyapı sermayesi ayırmazdı” yaklaşımını savunuyor.
Bugün gelinen noktada Le Merle, ABD’deki düzenleyici çerçevenin sektörü tamamen dışlamak yerine, *dijital varlıkları* kademeli biçimde ‘mevcut sisteme entegre etme’ yönünde evrildiğini düşünüyor. Bu çerçevenin, özellikle kurumsal yatırımcılar ve büyük finans kurumlarının kripto alana girişini hızlandırdığına işaret ediyor. Yine de mevcut yapı için ‘geniş bir gri alan’ tanımı yapmaktan geri durmuyor. Buna karşın *stablecoin* tarafında görece daha net bir hukuki çerçevenin oluştuğunu belirterek, “yorum”: stablecoin’lerin düzenleyici anlamda istisnai biçimde daha belirgin ve uygulanabilir bir kurala kavuştuğunu aktarıyor. Le Merle, ABD’de gündemde olan *“piyasa yapısı yasası”nın* özellikle spot kripto piyasalarının hangi kurumlar tarafından nasıl denetleneceğini netleştireceğini ve bu düzenlemenin önümüzdeki yıllarda kripto sektörünün yönünü tayin edecek stratejik bir eşik olacağını savunuyor.
Le Merle’e göre 2024 yılı, *geleneksel finans* ile *blokzincir/kripto* arasındaki ilişkide tam anlamıyla bir dönüm noktası oldu. Daha önce kriptoyu yalnızca ‘yan alan deney’ olarak gören büyük finans kuruluşları, artık blokzincir ve *dijital varlıkları* uzun vadeli finansal sistemin ana altyapı bileşenleri arasında değerlendiriyor. Başka bir ifadeyle, *kurumsal sermaye* akışı yoğunlaştıkça sektördeki ‘kurumsallaşma’ sürecinin de giderek hızlandığını söylemek mümkün.
Ancak Le Merle, büyük sermayenin alana girişinin sadece fırsat değil aynı zamanda ciddi bir risk anlamına geldiğini vurguluyor. “yorum”: Yüksek sermaye gücüne ve insan kaynağına sahip geleneksel finans devlerinin, blokzincir girişimlerini satın alarak veya stratejik ortaklıklarla ekosisteme girmesi, pazar yapısını kısa sürede baştan şekillendirebilir. Bu esnada teknolojiye ve modele yeterince hızlı uyum sağlayamayan mevcut oyuncuların çok kısa sürede piyasadan silinmesi olasılığı da artıyor. Le Merle, özellikle 2026’yı, geleneksel finansın bu dönüşüme uyum sağlaması için kritik bir ‘son tarih’e benzetiyor. Ona göre 2026’ya kadar doğru stratejik konumlanma yapamayan kurumların, bu tarihten sonra piyasada ‘alıcı’ değil, ‘satışa çıkan varlık’ haline gelme riski oldukça yüksek. Bu yüzden içeride sıfırdan kapasite geliştirmeye çalışmak yerine, halihazırda öne çıkmış *blokzincir* ve *fintek* şirketlerini satın alarak açığı hızla kapatmayı, pratik anlamda tek uygulanabilir yol olarak görüyor.
*Dijital cüzdan* (wallet) tarafındaki projeksiyonları da son derece iddialı. Le Merle, önümüzdeki 3–5 yıl içinde, küresel ölçekte 2–3 milyar yeni dijital cüzdan açılacağını tahmin ediyor ve 2026’ya kadar dijital çağda büyümüş hemen her bireyin en az bir blokzincir tabanlı cüzdana sahip olacağını öne sürüyor. Buradaki asıl değişim, cüzdanların fonksiyonel kapsamıyla ilgili. Daha önce ağırlıklı olarak *Bitcoin(BTC)*, *Ethereum(ETH)* gibi kripto varlıkları saklama ve transfer aracı olarak kullanılan *dijital cüzdanların*, önümüzdeki dönemde *ödeme, yatırım, borç verme, sigorta, puan/mil programları, çevrimiçi/çevrimdışı üyelik* gibi hizmetleri kapsayan geniş bir ‘süper uygulama’ haline gelmesi bekleniyor. Le Merle, 2026 civarında önde gelen küresel cüzdanların işlevsel olarak *Alipay* ya da *WeChat Pay*’e daha çok benzeyen, çok katmanlı platformlara dönüşeceğini savunuyor.
Bu genişleyen pazarda *kazananların* kim olacağı konusunda da net bir çerçeve çiziyor. Ona göre *dijital yerliler*, yani dijital ortamda büyüyen nesiller, sonunda en kolay kullanılabilir, erişimi en pratik ve hizmet yelpazesi en geniş, üstelik tüm bunları en düşük maliyetle sunan cüzdanlara yığılacak. “yorum”: Bu dinamik, küresel dijital cüzdan ekosisteminin uzun vadede birkaç büyük platform arasında fiili bir oligopol yapısında toplanmasına yol açabilir.
Le Merle, küresel finansal ekosistemin tamamının şu an *büyük bir ‘yakınsama süreci’* içinde olduğunu düşünüyor. Bu yakınsamanın iki temel itici gücü olarak *tokenizasyon* ve *stablecoin* kullanımını öne çıkarıyor. Tahvillerden hisse senetlerine, fonlardan gayrimenkule ve fiziksel varlıklara kadar çok geniş bir varlık yelpazesinin ‘on-chain’ token formuna taşınması, buna paralel olarak da bu varlıkların takas ve ödemelerinde stablecoin kullanımının artması, finansal işlemleri doğal biçimde blokzincir altyapısına doğru çekiyor.
Bu dönüşümün önemli bir özelliği, *teknolojinin görünmezleşmesi*. Le Merle, yakın gelecekte son kullanıcıların çoğu zaman farkında bile olmadan kripto ve blokzincir tabanlı hizmetleri kullanacağını söylüyor. Örneğin kullanıcı bir VISA kartıyla geleneksel bir işletmede ödeme yaptığını sanırken, arka planda bu ödemenin belirli bir *public blockchain* veya *layer-2* ağında token transferiyle gerçekleşmesi mümkün olacak. Dışarıdan bakıldığında mevcut ‘fintek’ deneyiminden çok da farklı görünmeyen bu işlemlerin, aslında tamamen farklı bir back-end mimarisi üzerinde çalışacağına işaret ediyor.
Le Merle, ABD finans sisteminin tamamının birkaç yıl içinde *tokenizasyon temelli* bir altyapıya geçmesinin de ihtimal dışı olmadığını ifade ediyor. Bu senaryoda yalnızca *kripto para borsaları* ya da *DeFi* projeleri değil, geleneksel menkul kıymet piyasaları, bankacılık sistemi ve ödeme ağları da *on-chain* bir yapıya kayarak, piyasa yapısını kökünden değiştirebilir.
Sermaye piyasalarının döngüselliği ise Le Merle’in altını çizdiği bir diğer risk başlığı. *IPO(halka arz)* piyasasının doğası gereği dönemsel olduğunu hatırlatan yatırımcı, 2026’ya kadar bir noktada bugün ‘açık’ görünen halka arz penceresinin yeniden ‘kapanma’ riski taşıdığını düşünüyor. Bu da özellikle yeni *blokzincir* şirketlerinin borsaya açılarak büyük montanlı kaynak yaratma fırsatının sınırlı bir zaman diliminde mümkün olabileceği anlamına geliyor. Le Merle, sermaye piyasalarının her zaman belirli bir aşamada soğuduğunu, eğer o dönemde *kripto* sektörüne ilgi de eş zamanlı olarak azalırsa şirket değerlemelerinin hızlı baskı altına girebileceği uyarısında bulunuyor. Bu sürecin, düzenleyici belirsizlikler ya da makroekonomik şoklarla çakışması halinde, sektör genelinde yatırım ikliminin kısa sürede belirgin şekilde kötüleşebileceğini düşünüyor.
Buna karşın *kıtlığının* net biçimde ortaya çıktığı varlıkların daha da değerleneceğini savunuyor. Le Merle, yüksek kaliteli *dijital varlık borsaları*, *saklama ve altyapı şirketlerinin* sayıca fazla olmadığına dikkat çekiyor. “yorum”: Fiyatların adeta bir ‘açık artırma’ mekanizmasıyla belirlendiği pazarda, bu tür nadir altyapı varlıklarının talep yoğunlaştığında çok yüksek çarpanlarla değerlenebileceğini öngörüyor. Bu da önümüzdeki dönemde *M&A(birleşme ve satın alma)* süreçlerinde, özellikle kritik altyapı sağlayıcılarının piyasa değerlerinde kayda değer sıçramalar yaşanabileceğine işaret ediyor.
Teknolojik yenilik tarafında ise Le Merle, *“birleşim”* kavramını merkeze alıyor. Ona göre asıl sıçrama, tekil bir teknolojiden değil; *blokzincir, yapay zeka(AI), nesnelerin interneti(IoT)* ve *merkezsizleşme* gibi farklı katmanların birlikte kullanıldığı yeni çözümlerden gelecek. “yorum”: Geleceğin başarılı yazılım girişimlerinin, tek bir teknoloji dikeyine odaklanan ekiplerden değil; blokzincir, yapay zeka, veri, IoT, siber güvenlik ve merkeziyetsiz altyapıyı birlikte tasarlayıp sahaya sürebilen mühendislik ekiplerinden çıkacağı görüşünde. Bu nedenle yeni ‘unicorn’ların, çoklu ileri teknolojiyi organik şekilde birleştirebilen takımlardan doğacağını savunuyor.
Regülasyon ile inovasyon arasındaki ilişki konusunda Le Merle, net bir ayrım yapıyor. *Devlet* ve *düzenleyicilerin* varlığını gerekli görmekle birlikte, gerçek anlamda güçlü ürün ve hizmetleri ortaya çıkaranın düzenleyici kurumlar değil, *kullanıcı talebi* olduğunu vurguluyor. Özellikle dijital ortama alışkın genç kuşakların tercihlerinin, piyasanın gidişatını belirleyeceğini düşünüyor. “yorum”: “Artık ‘ruh şişeden çıktı’; yeni seçmenler ve tüketiciler bu tarz hizmetleri istiyor” yaklaşımıyla, talep sürdükçe regülasyonların sektörü tamamen kapatma yönünde evrilmesinin zor olduğu mesajını veriyor.
SEC(ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu) başta olmak üzere ABD’de yürütülen düzenleme çalışmalarına Le Merle görece iyimser bakıyor. Özellikle *menkul kıymet tokenları(Security Token)* piyasasını kapsayacak detaylı kurallar bir kez oluşturulduğunda, bunların geri alınmasının güç olacağını ve böylece sektörün daha öngörülebilir bir çerçevede büyümesine olanak tanıyacağını düşünüyor. Kendisinin mevcut *düzenleyici belirsizlik düzeyini “yönetilebilir” bulduğunu* ifade ediyor. Piyasada ve kullanıcı tarafında gerçek bir talep olduğu sürece, regülasyon tartışmalarının kripto sektörünü toptan dışlayan bir çizgiye kaymasının düşük olacağı görüşünde. Bununla birlikte, daha önce de vurguladığı gibi ABD’deki *“piyasa yapısı yasası”nın*, özellikle *spot kripto piyasalarının* hangi kurumlar tarafından nasıl denetleneceğini belirleyeceği için, sektörün geleceği açısından kilit önem taşıdığını tekrar hatırlatıyor.
Le Merle’in mesajları, nihayetinde *geleneksel finans kurumları* için ciddi bir uyarıya dönüşüyor. Ona göre bugünkü *teknolojik dönüşüm* ve *sermaye hareketi* hızı dikkate alındığında, harekete geçmeyen geleneksel finans aktörlerinin piyasadan silinme olasılığı oldukça yüksek. 2026’ya kadar *tokenizasyon, dijital varlıklar ve blokzincir altyapısına* yönelik stratejik yatırım yapmayan kurumların, bu tarihten sonra liderliği yeniden ele geçirme şansının çok sınırlı kalacağını belirtiyor. Le Merle, geleneksel finansın ihtiyaç duyduğu yetkinliklerin tamamını şirket içinden geliştirmesinin gerçekçi olmadığını, bu nedenle uzun vadede önde giden teknoloji şirketlerini *satın almanın* tek uygulanabilir yol olacağını savunuyor. Aynı zamanda bu alana girmesi gereken sermaye miktarının hâlâ çok büyük olduğunu, dolayısıyla önümüzdeki yıllarda *blokzincir ve kripto altyapısına* yönelik yoğun yatırım iştahının sürmesini beklediğini söylüyor.
Le Merle’in çizdiği tabloya göre 2025–2026 dönemi, sadece *blokzincir* ve *kripto para* endüstrisi için değil, *geleneksel finans sistemi* için de geri dönüşü zor bir ‘tarihsel eşik’ olacak. Düzenlemelerin netleşmesi, *tokenizasyonun* yaygınlaşması, *dijital cüzdanların* patlama yapması ve geleneksel finansın yeniden yapılanması aynı zaman diliminde kesişirken, sektörde önden hamle yapanlarla geriden gelmeye çalışanlar arasındaki mesafenin de hızla açılacağı öngörülüyor.
Yorum 0