ABD Emtia Vadeli İşlemler Komisyonu(CFTC) eski başkanı Christopher Giancarlo, ABD’de değişen siyasi dengelerle birlikte kripto para düzenlemelerinin de yeniden şekillendiğini söylerken, ‘gerçek anlamda düzenleyici netliğe ihtiyaç duyan tarafın kripto sektörü değil, geleneksel finans’ olduğunu vurguladı. Ona göre büyük bankalar ve kurumsal oyuncular, belirsiz çerçeve yüzünden dijital varlık alanına tam olarak giremiyor ve bu durum uzun vadede ABD finans piyasalarının rekabet gücünü zayıflatma riski taşıyor. Giancarlo, özellikle *tahmin piyasaları* gibi yeni finansal altyapıların, önümüzdeki dönemde karar alma süreçlerini kökten dönüştürebileceğini öngörüyor.
Giancarlo, Willkie Farr & Gallagher hukuk bünyesindeki ‘Willkie Digital Works’ biriminde eş başkan olarak görev yapıyor. 2017–2019 arasında CFTC başkanlığı yapan isim, Bitcoin(BTC) vadeli işlemlerinin onay sürecini yöneten ve ‘blockchain’e zarar verme’ anlayışına karşı, inovasyonu önceleyen ‘Do No Harm’ yaklaşımını savunan kilit aktörlerden biri olarak biliniyor. Kısa süre önce yapılan bir röportajda, Trump yönetiminin göreve başlamasıyla birlikte kripto düzenleme yaklaşımında nelerin değiştiğini, CFTC ile Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu(SEC) arasındaki rol paylaşımını ve tahmin piyasalarının büyüme potansiyelini değerlendirdi.
Trump döneminin başlangıcını ‘1. aşama’ olarak nitelendiren Giancarlo, o dönemde temel hedefin kriptoya karşı ‘baskıcı ve olumsuz’ politikaları savunan düzenleyicileri ve anlayışları değiştirmek olduğunu anlattı. Paul Atkins(Paul Atkins), Mike Selig(Mike Selig) gibi isimlerin öncülüğünde ‘kriptoyu boğan kötü politikaların’ tasfiye edilmeye başlandığını belirten Giancarlo, böylece en agresif düzenleyici çizgiye önemli ölçüde fren geldiğini ifade etti. Onun değerlendirmesine göre bugün de kripto mevzuatının yönünü belirleyen ana faktör ‘siyasi süreç’. Kongre, Beyaz Saray ve düzenleyici kurumlar arasındaki güç mücadelesi, hem regülasyonun sertliğini hem de yorumlanış biçimini doğrudan etkiliyor. Bu nedenle kripto şirketleri ve yatırımcıların, yalnızca tekil kurum açıklamalarını değil, ‘bütün siyasi süreci’ okumadan düzenleyici riskleri doğru analiz etmeleri mümkün değil.
Giancarlo, düzenleyici belirsizliğin asıl mağdurunun kripto girişimleri değil, geleneksel finans kurumları olduğunun altını çizdi. Ona göre kripto geliştiricileri ve girişimciler, gri alanda dahi ürün ve hizmet geliştirmeyi sürdürüyor. Buna karşılık büyük bankalar ve varlık yönetim şirketleri, muğlak kurallar nedeniyle dijital varlık işine ölçekli biçimde giremiyor. Bu durumun uzun sürmesi halinde, *proje ve sermayenin daha net çerçeve sunan ülkelere kayacağını* söyleyen Giancarlo, 10 yıl sonra yurt dışında büyümüş oyuncuların ABD pazarına hâkim olmasının hiç de uzak bir senaryo olmadığını belirtti. *Dünyanın en büyük ekonomisinin*, dijital varlık kurallarını ağırlıklı olarak davalar ve içtihatlar üzerinden şekillendirmesinin sürdürülebilir olmadığını savunan Giancarlo, Kongre kaynaklı açık ve dengeli bir yasa yapımının ‘acil’ olduğunu dile getirdi.
‘Kripto için net bir yasal çerçevenin hiç oluşmama ihtimalinden ziyade, eninde sonunda oluşma ihtimalinin daha yüksek olduğunu’ söyleyen Giancarlo, hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat kanadın dijital varlıkları tamamen görmezden gelemeyeceğini düşünüyor. Ona göre kripto, artık geleceğin finansal altyapısında temel bir ‘mimari katman’ olarak görülmeye başlandı ve bu algı siyaset genelinde giderek yayılıyor. Ancak asıl kritik nokta, ‘nasıl’ bir yasal temel kurulacağı. Giancarlo, kriptonun sisteme entegre edilmesini, fakat herhangi bir siyasi kanadın bu alanı kendi gündemine göre aşırı baskılayamayacağı *dengeli* bir yapının şart olduğunu savunuyor. *İnovasyonu korurken, yasa dışı faaliyet ve dolandırıcılığı sert biçimde cezalandırabilen* ‘sağlam bir hukuki çerçevenin’, ABD’nin dijital finans rekabetçiliği için zorunlu olduğuna inanıyor.
Giancarlo’nun özellikle odaklandığı başlık ise *tahmin piyasaları*. Ona göre bu yapılar, klasik kamuoyu yoklamalarından çok daha isabetli projeksiyonlar sunma potansiyeline sahip. Anketlerde, katılımcıların cevapları hem kişisel önyargılardan hem de ‘toplumsal beğenilirlik’ baskısından etkilenirken; tahmin piyasaları insanları ‘gerçekten inandıkları bilgiye’ göre pozisyon almaya zorluyor, çünkü *para riske atılıyor*. Giancarlo, tahmin piyasalarının büyümesini Uber ve Lyft gibi araç çağırma platformlarının ilk dönemine benzetiyor. Başlangıçta ciddi tartışma ve düzenleme boşlukları olsa da, zaman içinde net kurallarla ana akım hizmet haline geldiklerini hatırlatıyor. Benzer şekilde, tahmin piyasalarının da daha belirgin bir mevzuat altında gelişerek, şirketler, siyasi partiler ve hükümetler için uzun vadeli politika ve büyük yatırım kararlarında kullanılan bir ‘bilgi altyapısı’ olabileceğini öngörüyor.
CFTC’nin rolünün bugüne kadar *olması gerekenden daha az ciddiye alındığını* söyleyen Giancarlo, kurumun türev ürünler ve risk transferi piyasalarını düzenleme tecrübesi sayesinde, hem dijital varlık türevleri hem de tahmin piyasalarında kilit düzenleyici haline geleceğini düşünüyor. Özellikle tahmin piyasalarında dolandırıcılık ya da manipülasyon gündeme geldiğinde, CFTC’nin kural koyma ve uygulama konusunda aktif rol almaya hazır olduğunu vurguluyor. Ayrıca düzenleyici netlik açısından en kritik başlıklardan birinin, ‘faydalı token’larla salt spekülatif token’ların ayrıştırılması olduğunu belirtiyor. Giancarlo’ya göre teknolojik ve ekonomik değer üreten token’lar için açık bir *izin sınırı* ve koruma mekanizması tanımlandığı takdirde, piyasanın geneli çok daha sağlıklı şekilde olgunlaşabilir.
Tahmin piyasalarının büyümesiyle birlikte, bu alanda geleneksel ‘içeriden öğrenenlerin ticareti’ kurallarının nasıl uygulanacağı da tartışma konusu. Giancarlo, ABD menkul kıymetler hukukundaki içeriden öğrenenlerin ticareti düzenlemelerinin oldukça sınırlı bir alan için tasarlandığını, aynı ölçütün tahmin piyasalarına kopyala-yapıştır biçiminde uygulanmaması gerektiğini savunuyor. Tahmin piyasalarının amacının, belirli bir grubun çıkarı için bilgiyi tekelleştirmek değil, *toplumsal düzeyde daha doğru bilgi yaymak* olduğunu vurgulayan Giancarlo, şirket bilançoları ya da birleşme–satın alma gibi klasik menkul kıymet konularından farklı olarak; politika, seçim ve makroekonomik olaylarda, insanların bildiklerini doğrudan fiyata yansıtmalarına izin vermenin sosyal faydasının yüksek olduğunu düşünüyor. Böylece bilgi asimetrisi azalırken, fiyat keşfi de güçlenebilir.
Giancarlo, kripto paralar dahil olmak üzere yeni teknolojilerin ‘sadece risk barındırıyor’ diye toptan yasaklanmasına karşı çıkıyor. Her inovasyonun doğal olarak yan etkiler barındırdığını, ancak bu gerekçeyle tüm teknolojiyi ortadan kaldırmanın ekonomik ve toplumsal maliyetini çok daha yüksek gördüğünü ifade ediyor. Ona göre spesifik yasa dışı eylemler mevcut hukuk çerçevesi içinde sert biçimde cezalandırılmalı, fakat teknolojinin kendisi için *düzenleyici kum havuzu* veya aşamalı izin mekanizmaları gibi kontrollü deneme alanları açılmalı. Kripto piyasasındaki dolandırıcılık vakalarına ilişkin olarak “dolandırıcılık, dolandırıcılıktır” diyen Giancarlo, ‘kripto’ etiketi taşımanın kimseyi hukuki sorumluluktan muaf tutmadığını; mevcut sermaye piyasası, finans ve genel dolandırıcılık yasalarının bu alanda da etkin biçimde uygulanabileceğini hatırlatıyor. Ona göre düzenleyicilerin asıl görevi, yasal ürün ve hizmetler için çerçeve çizip denetim yapmak; teknolojik katmanı toptan yasaklamak değil.
SEC ve CFTC’nin rollerinin net biçimde ayrılması gerektiğini söyleyen Giancarlo, SEC’in esas olarak şirketlerin sermaye topladığı ‘sermaye oluşum piyasalarını’, CFTC’nin ise tarım ürünleri, emtia, faiz ve para birimleri gibi alanlarda ‘risk transferi piyasalarını’ denetlediğini vurguluyor. Bu görev paylaşımı nedeniyle CFTC’nin sorumlu olduğu piyasalarda, bilgi paylaşımı ve fiyat keşfinin daha doğal ve yoğun gerçekleştiğini belirten Giancarlo, bu yapının kripto türevleri ve tahmin piyasalarına da yansıyacağını düşünüyor. İki kurum arasındaki zaman zaman sertleşen ‘yetki rekabetinin’ bile, sonuçta düzenleme kalitesini artırdığını savunuyor. Yetki kavgası ve gerilimlerin, her kurumu daha verimli ve tutarlı düzenleme çerçeveleri oluşturmaya zorladığını, bunun da piyasa işleyişi ve yatırımcı korumasına katkı sunduğunu belirtiyor. CFTC’nin dünyada ilk kez Bitcoin vadeli işlemleri gibi kripto türevleri için kapsamlı bir düzenleyici iskelet kurmasını ise ‘küresel standart koyan bir dönüm noktası’ olarak tanımlıyor.
Röportajın sonunda Giancarlo, “Bizim kuşak, çocuklarımız ve torunlarımız için kripto düzenlemesini *doğru şekilde* tasarlamakla yükümlü” diyerek, uzun vadeli perspektife dikkat çekti. Dijital varlıklar ve zincir üstü finansal altyapının önümüzdeki onlarca yıl boyunca küresel finans sisteminin çekirdeğinde yer alabileceğini söyleyen Giancarlo, bugün alınan düzenleyici kararların, gelecek nesillerin rekabet gücü ve finansal erişimini doğrudan etkileyeceğini belirtti. Ona göre düzenlemenin özündeki sorumluluk, yasal finansal ürün ve piyasalar için net bir çerçeve üretmek. Siyasi tepkiler veya kısa vadeli risk algısını gerekçe göstererek ‘hukuken izin verilen ürünleri’ komple yasaklamanın, zaman içinde ciddi yan etkilere yol açabileceğini savunuyor. Kripto ve tahmin piyasaları etrafındaki tartışmayı, ‘regülasyon ile inovasyon arasındaki dengeyi nereye kuracağız?’ sorusuna indirgemek gerektiğini söyleyen Giancarlo, bu dengenin nasıl kurulacağının yalnızca ABD’nin değil, *tüm dünyanın dijital finans mimarisini* belirleyecek bir kırılma noktası olacağı yorumunu yapıyor.
Yorum 0