Back to top
  • 공유 Paylaş
  • 인쇄 Yazdır
  • 글자크기 Yazı tipi Boyutu
URL kopyalandı.

Eski CFTC Başkanı Giancarlo: Bitcoin(BTC) türevleri ve tahmin piyasaları için kapsamlı kripto yasası şart

Eski CFTC Başkanı Giancarlo: Bitcoin(BTC) türevleri ve tahmin piyasaları için kapsamlı kripto yasası şart / Tokenpost

Amerika’da türev piyasası düzenlemesinin ön saflarında yer alan eski CFTC başkanı Chris Giancarlo, bir kez daha ‘yasama’ ihtiyacının altını çizdi. Ona göre mevcut ‘düzenleyici boşluk’ ortamında siyaset ve yargı süreçleri, doğrudan Bitcoin(BTC) ve dijital varlık piyasasını şekillendiriyor. Giancarlo, Amerika’nın küresel finans liderliğini koruması için, *tahmin piyasaları* ve *Bitcoin vadeli işlemleri* dahil, yeni nesil piyasaların tamamını kapsayan net bir yasal çerçevenin artık kaçınılmaz olduğunu vurguluyor.

Giancarlo, Dijital Dolar Projesi’nin kurucu ortaklarından ve CFTC’nin 13. başkanı olarak, dünyadaki ilk regüle Bitcoin türev piyasasını onaylayan isim. ‘CryptoDad’ adlı kitabında ‘paranın geleceği’ etrafındaki mücadeleyi anlatan Giancarlo, son röportajında Trump dönemindeki kadro değişimlerinden düzenleyici çatışmalara, tahmin piyasası tartışmalarına kadar uzanan geniş bir çerçevede Amerika’nın kripto para düzenleme ortamını değerlendirdi.

Giancarlo’ya göre son yıllarda Amerika’daki siyasi süreçler, Bitcoin için toplamda ‘pozitif bir etki’ yarattı. Burada kritik adım, ‘politika’dan önce ‘insanları’ değiştirmekti. Onun anlatımıyla ilk aşama, “kriptoyu baskılayan ve saldıran ‘bozuk düzenleyicilerin(rogue regulators)’ görevden alınarak, yanlış politika hattının durdurulmasıydı.” Başkan Trump döneminde finansal düzenleme hattındaki kadro değişimiyle birlikte, kriptoyu koşulsuz bastırma yaklaşımının önemli ölçüde gerilediği yorumunu yapıyor.

Bu kadro değişimi, Giancarlo’ya göre Bitcoin ve genel kripto piyasası için daha dostane bir ortam yarattı. Sadece ‘düzenleme gevşedi’ anlamında değil; ‘bastırma’ odaklı bakış açısından ‘mevcut sisteme entegrasyon’ ve ‘piyasa mimarisinin kurulması’ yönünde bir zihniyet kayması yaşandığını söylüyor. Bu sayede, Bitcoin türevleri gibi yasal ürünlerin, resmî finansal yapı içinde ele alınabileceği bir temel atılmış oldu.

Giancarlo, ‘düzenleyici netlik’ dosyasında ilginç bir noktaya dikkat çekiyor: Ona göre bu netlik, kripto girişimcilerinden çok ‘geleneksel finans(tradfi)’ için daha hayati. “Blokzincir ve kodla çalışan geliştiriciler belirsizlik içinde de deney yapmaya devam edebilir” diyen Giancarlo, buna karşılık büyük bankalar, varlık yönetim şirketleri ve ödeme ağlarının kriptoyu ‘finansal hizmet mimarisi’ seviyesinde kurmak için milyarlarca dolarlık sermaye bağlaması gerektiğini hatırlatıyor. Böyle bir kararı alabilmek için de ‘hukuki ve gözetimsel belirsizliğin’ ortadan kalkması şart.

Bugün Amerika’da kripto varlıklar konusunda, Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu(SEC), CFTC ve eyalet bazlı otoriteler birbirinden farklı yorum ve kriterler uyguluyor. Bu tablo, geleneksel finans kurumlarını regülasyon riskine karşı aşırı temkinli olmaya itiyor; Bitcoin spot ve türev ürünler ile DeFi(DeFi) hizmetlerine açılım yavaş ilerliyor. Giancarlo’nun ‘clarity act’ diye andığı ihtiyaç, özünde, geleneksel finans oyuncularının kripto altyapısına rahatça girebilmesini sağlayacak asgari kural setini ifade ediyor.

Bugünkü Amerikan kripto rejimi önemli ölçüde mahkeme kararlarıyla şekilleniyor; çeşitli davalar fiili ‘rehberlik’ işlevi görüyor. Giancarlo bu durumu “bu, dünyanın en büyük ekonomisini işletme biçimi olamaz” sözleriyle sert biçimde eleştiriyor. Tekil vakalarda hâkimlerin verdiği kararların zamanla fiili uygulamaya dönüşmesi, hem öngörülebilirliği düşürüyor, hem de düzenleyiciler ile piyasa katılımcıları açısından verimsiz bir yapı oluşturuyor.

Giancarlo, “demiryollarını bile böyle işletmezsiniz” benzetmesiyle, politika yönü ve endüstri mimarisinin yasama organı tarafından çizilmesi gerektiğini savunuyor. Ona göre ihtiyaç duyulan şey, kriptonun temel tanımları, gözetim yetkilerinin dağılımı ve yatırımcı koruma standartlarını birlikte ele alan, büyük çerçeveli bir *kapsamlı yasama paketi*. Böylece önce ‘büyük resim’ kanunla çizilecek, ardından SEC ve CFTC gibi kurumların ikincil mevzuatıyla detaylar doldurulacak.

Giancarlo, kriptoyu ‘spekülatif varlıktan’ çok ‘üstün finansal mimari’ olarak gördüğünü sürekli yineliyor. Tıpkı internetin ilk dönemlerinde olduğu gibi, kripto para ve blokzincirin finansal sistemin temel altyapısını yeniden kurma potansiyeline sahip olduğunu düşünüyor. Bu noktada 1990’lardaki Amerikan ‘Telecommunications Act’ örneğini öne çıkarıyor: Nasıl ki bu yasa internet devriminin ilk dalgasını serbest bıraktıysa, dijital varlıklar ve tokenize finans için de ülke çapında benzer bir ‘büyük patlama yasası’ gerektiğini savunuyor.

Burada kastedilen, sadece ‘regülasyon gevşetme’ değil. Telekom yasasının yaptığı gibi, ağ işletmecileri, içerik sağlayıcıları ve erişim hizmetlerinin rollerini net biçimde ayırıp, iletişim altyapısına yatırımın hukukî temelini güçlendiren bir çerçeve… Giancarlo, kriptoda da buna benzer bir öncü hamle istiyor: token ihracı, alım satım, saklama(custody), ödeme ve veri kullanımı için net bir hukuki iskelet öneriyor.

Giancarlo’nun yasamayı ‘ulusal güç’ meselesiyle bağlantılandırması da dikkat çekici. “Amerikan ekonomisini dijital ağ mimarisi üzerine yerleştirebilirsek, gelecek yüzyılda da rekabette önde kalabiliriz. Bunun için şimdi yasama hamlesi yapılmalı” diyor. Bitcoin ve blokzincir üzerinde hazine tahvilleri, hisse senetleri ve reel varlıkların tokenize edilip el değiştirdiği bir yapı kurulduğunda, finansal verimlilik ve şeffaflığın artacağını, bunun da doğrudan Amerikan finans piyasalarının rekabet gücüne yansıyacağını savunuyor.

Tersi senaryoda, yani yasamanın gecikmesi ve regülasyon riskinin sürmesi halinde ise, Avrupa Birliği’nin MiCA çerçevesi ya da Hong Kong ve Singapur’un dijital varlık merkezi stratejilerinin gerisinde kalınabileceği uyarısını yapıyor. Amerika’nın kriptoyu ‘tehdit’ değil ‘çekirdek altyapı’ olarak görmeye hazırlandığı bir noktada, Bitcoin’in yanı sıra Kronos(CRO), Polygon(MATIC), Avalanche(AVAX) gibi layer1 ve layer2 ekosistemlerinin de düzenlenmiş alan içinde büyüyebileceğini düşünüyor.

Tahmin piyasaları tartışmasında da piyasa dostu çizgisini koruyor. Geleneksel anketlerin soru tasarımı, yanıt yöntemi ve örneklem seçimi nedeniyle yoğun ‘önyargı’ taşıdığını söyleyen Giancarlo, “tahmin piyasalarında insanlar kendi ‘önyargılarını’ söylemek yerine, para riske etmeye değecek ‘bilgi temelli görüş’ üretmeye teşvik edilir” diyor. Üstelik katılımcı sayısı 10 bin, 100 bin hatta 1 milyon kişiye kadar çıkabildiği için, istatistiksel güvenilirliğin de çok daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor.

Siyaset ve ekonomi odaklı olaylara para yatırmanın ahlaki tartışmalar doğurabileceğini kabul ediyor; ancak bilgi fiyatlara yansıdığı için, piyasa mekanizması açısından bakıldığında tahmin piyasalarının anketlerden çok daha rafine sinyaller verdiğini savunuyor. Bitcoin fiyatı, faiz kararları, seçim sonuçları gibi farklı olaylara yönelik beklentilerin fiyatlanması; hem politika yapıcılar hem de yatırımcılar için değerli bir veri kaynağı haline gelebilir görüşünde.

Giancarlo, son dönemde Nevada eyaleti ile Crypto.com’u karşı karşıya getiren dava sürecinde de devreye girmiş durumda. Burada asıl mesele, eyalet düzeyindeki regülasyonların federal yasayla çatıştığında hangisinin üstün sayılacağı ve dijital varlık hizmet sağlayıcılarına eyaletlerin ne kadar müdahale edebileceği. Giancarlo, Kongre’nin öngördüğü ‘federal preemption(federal üstünlük)’ ilkesinin netleşmesi gerektiğini belirterek mahkemeye görüş sunduğunu açıkladı.

Kendi ifadesiyle bu görüş, “CFTC resmen devreye girmeden önce, federal gözetim yetkisinin nihai olarak üstün olduğunu hatırlatmayı amaçlayan bir tür ‘yer tutucu(placeholder)’.” Federal üstünlüğün net kabul edilmesi halinde, ülke çapında faaliyet gösteren kripto şirketleri eyaletten eyalete değişen kurallara takılmadan, tahmin piyasaları ve Bitcoin türevleri gibi ürünleri de yeknesak bir çerçevede geliştirebilecek.

Giancarlo, CFTC’nin tahmin piyasalarını düzenleme kapasitesine de güveniyor. Yetki sınırı net tanımlandığı takdirde, seçim sonuçları gibi hassas alanlar da dahil olmak üzere ‘sınırları bulanık(dodgy)’ olaylar için bile sağlıklı piyasa yapıları tasarlanabileceğini söylüyor. Yıllardır karmaşık vadeli işlemler, opsiyonlar ve swap ürünlerini denetleyen kurumun, ‘bilgi türevi’ sayılabilecek tahmin piyasalarını da yönetebileceğini düşünüyor.

Bu bakış, tahmin piyasalarını ‘kumar’ ya da ‘yasadışı bahis’ olarak gören yaklaşımla taban tabana zıt. Giancarlo’ya göre CFTC merkezde konumlanır, risk limitleri, şeffaflık standartları ve piyasa manipulasyonunu engelleyecek fren mekanizmalarını doğru kurgularsa, tahmin piyasaları siyasal ve ekonomik risklerin fiyatlandığı son derece hassas bir araç haline gelebilir.

Sık dile getirilen ‘içeriden bilgiyle işlem(insider trading)’ endişelerine ise hukuki çerçeve üzerinden yanıt veriyor. Amerikan hukukunda içeriden öğrenenlerin ticareti kavramının sanıldığı kadar geniş olmadığını hatırlatan Giancarlo, odak noktasının şirket içi kişilerin, halka açık olmayan finansal bilgileri kullanarak hisse alım satımı yapması olduğunu belirtiyor. Buna karşılık emtia, para veya tahmin piyasalarında bilgi asimetrisi olan pek çok aktörün yarışmasının, aslında ‘fiyat keşfi’ için zorunlu olduğunu savunuyor.

Elbette piyasa manipülasyonu veya yalan bilgi yaymanın ayrı birer suç kategorisi olması gerektiğini kabul ediyor. Fakat her tür bilgi üstünlüğünü içeriden öğrenenlerin ticareti saymanın piyasaları felce uğratacağını vurguluyor. Bitcoin vadeli işlemleri ve opsiyonları ile Kronos(CRO), Cardano(ADA) gibi altcoin türev piyasalarında da kritik olanın, ‘hangi bilginin, nasıl kullanıldığı’ olduğuna işaret ediyor.

Giancarlo, CFTC başkanı olduğu dönemdeki Bitcoin vadeli işlemlerinin onay sürecine dönerken de düzenleyicinin rolünü yeniden tanımlıyor. O dönemde bazı çevreler, Bitcoin vadeli işlem ürünlerinin piyasayı istikrarsızlaştırabileceğini öne sürerek, siyaset kurumunun ve Beyaz Saray’ın sürece müdahil olmasını istemişti. Giancarlo bu tartışmayı şöyle özetliyor: “Yeni bir piyasaya izin verilip verilmeyeceği, başkanın atadığı bir düzenleyicinin ‘siyasi takdir’ kararı olamaz. Bizim görevimiz, hatta yükümlülüğümüz; hukuken izin verilen ürünlerin üzerine uygun bir düzenleyici yapı kurmaktır.”

Bu vurgu, Bitcoin vadeli işlemleri gibi ürünlerin kabul edilip edilmeyeceği sorusunun, Kongre’nin belirlediği yasalar ve standartlar çerçevesinde yanıtlanması gerektiği anlamına geliyor. Düzenleyici kurumların buna olabildiğince siyasetten bağımsız, ‘piyasa bütünlüğü ve yatırımcı koruması’ perspektifiyle yaklaşması gerektiğini savunuyor. Giancarlo’nun bugün hâlâ yasamayı öncelik olarak göstermesi de bundan kaynaklanıyor. Çatıyı kanunla kurup, CFTC ve SEC gibi kurumların bu çerçeve içinde Bitcoin, Ethereum(ETH), Solana(SOL) ve diğer dijital varlıkları sisteme entegre etmesi; Amerika’nın kriptoyu gelecek yüzyılın finans mimarisi olarak kullanabilmesi için en gerçekçi yol olarak sunuluyor.

Giancarlo’nun mesajı ‘yorum’: ‘Siyaset insanları değiştirir, hukuk ise piyasayı inşa eder’. Başkan Trump döneminde yapılan atamalarla Bitcoin’e yönelik açık baskı durdurulmuş olsa da, şimdi sırada ‘hukuk ve kurumlar’ aşaması var. Tahmin piyasaları, Bitcoin türevleri ve tokenize menkul kıymetler gibi deneysel alanların nereye kadar büyüyebileceği, bundan sonra Amerikan Kongresi’nin dijital varlıklar için ortaya koyacağı yasama planına bağlı görünüyor.

<Telif hakkı ⓒ TokenPost, yetkisiz çoğaltma ve yeniden dağıtım yasaktır >

Popüler

Diğer ilgili makaleler

Yorum 0

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.

0/1000

Yorum ipuçları

Harika bir makale. Takip talep etme. Mükemmel bir analiz.
1