Avrupa ve İngiltere finans sektöründe kripto paralar ve ‘tokenize’ edilen varlıklar için altyapı adımları hızlanıyor. Danimarka’nın en büyük ticari bankası olan Danske Bank, Bitcoin(BTC) ve Ethereum(ETH) tabanlı borsa yatırım ürünlerinin(ETP) belirli müşteriler için alımına izin verirken, özellikle tokenize edilmiş altına dayalı ‘tokenize emtia’ pazarının toplam büyüklüğü 6 milyar doların (yaklaşık 8 trilyon 7.072 milyar won) üzerine çıktı. Öte yandan İngiltere Merkez Bankası olan İngiltere Bankası, sterlin bazlı tokenize varlıklar için ödeme altyapısını test edeceği yeni bir projeyi başlatarak, geleneksel finansın ‘on-chain’ dönüşümünü hızlandırıyor.
Danske Bank, BlackRock ve WisdomTree’nin Bitcoin ve Ethereum ETP’lerini satmaya başladı. Kuzey Avrupa’nın en büyük perakende bankalarından biri olan Danske Bank, 5 milyondan fazla müşteriye hizmet veriyor. Banka bugüne kadar kripto para tabanlı ürünlere karşı temkinli dururken, ilk kez kendi dijital kanalları üzerinden bu ürünleri sunma kararı aldı. Çarşamba günü (yerel saatle) yapılan açıklamaya göre, Danske Bank müşterileri artık bankanın e-bankacılık ve mobil bankacılık platformları üzerinden BlackRock(BlackRock) ve WisdomTree(WisdomTree) tarafından yönetilen Bitcoin ve Ethereum ETP’lerini satın alabilecek. Ancak bu ürünlere yalnızca bankadan yatırım tavsiyesi almadan, kendi kararlarıyla işlem yapan ‘self-directed’ yatırımcılar erişebilecek.
Banka, bu kararın arkasında artan müşteri talebini ve Avrupa Birliği’nin ‘Kripto Varlık Piyasaları Regülasyonu(MiCA)’ ile birlikte düzenleyici çerçevenin netleşmesini gösterdi. ‘MiCA’ düzenlemesi, Avrupa Birliği’nin kripto para ihraç, dağıtım ve saklama süreçlerini kapsayan ilk kapsamlı yasa paketi olarak, yatırımcı koruması ve piyasa şeffaflığını artırmayı hedefliyor. Danske Bank, başlangıç aşamasında Bitcoin’i takip eden 2, Ethereum’u takip eden 1 olmak üzere toplam 3 adet ‘seçilmiş ETP’ sunacağını bildirdi. Bu ürünlerin, yatırımcı koruması ve maliyet şeffaflığına ilişkin kurallar içeren Avrupa yatırım ürünü düzenlemesi ‘MiFID II’ kapsamında olduğu vurgulandı. Banka, bu tür ETP’lerin ‘doğrudan kripto para tutmaya kıyasla işlem kolaylığı ve saklama güvenliği açısından avantaj sunduğunu’ belirtti.
Danske Bank yatırım ürünleri ve hizmetleri sorumlusu Kerstin Lysholm(Kerstin Lysholm), yayımlanan basın açıklamasında, kripto paraların giderek ‘bağımsız bir varlık sınıfı’ olarak kabul gördüğünü, buna paralel şekilde portföylerinin bir bölümünü kripto paralara ayırmak isteyen müşterilerden gelen talebin de önemli ölçüde arttığını söyledi. Lysholm, düzenleyici çerçevenin netleşmesiyle kriptolara yönelik genel güvenin yükseldiğini ve bu nedenle bu tür ürünleri müşterilere sunmak için ‘uygun zamanlama’ oluştuğunu ifade etti. Ancak bu ürünlerin ‘çok yüksek risk’ içerdiğinin altını çizerek, yalnızca bu riski göze alabilen yatırımcılara yönelik olduğunu özellikle belirtti.
‘Gerçek dünya varlıklarının tokenizasyonu’ olarak bilinen RWA alanında, emtia tabanlı tokenize ürünler en hızlı büyüyen segment haline geldi. Özellikle altına dayalı tokenize ürünler pazarın büyük bölümünü oluşturuyor. Kripto veri analiz şirketi Token Terminal(Token Terminal) verilerine göre tokenize emtia pazarının toplam büyüklüğü, yıl başında yaklaşık 4 milyar dolarken (yaklaşık 5 trilyon 8.048 milyar won), kısa süre içinde 6,1 milyar doların (yaklaşık 8 trilyon 8.523 milyar won) üzerine çıkarak yüzde 53 oranında büyüdü. Böylece yalnızca bu yıl içinde yaklaşık 2,1 milyar dolarlık (yaklaşık 3 trilyon 501 milyar won) yeni sermaye girişi gerçekleşmiş oldu.
Detaya bakıldığında, Tether(Tether) tarafından ihraç edilen altın endeksli token ‘Tether Gold(XAUt)’ büyümenin ana sürükleyicisi konumunda. XAUt’nin piyasa değeri son bir ayda yüzde 51,6 artarak 3,6 milyar dolara (yaklaşık 5 trilyon 2.243 milyar won) ulaştı. Paxos(Paxos) tarafından sunulan ‘PAX Gold’ da aynı dönemde yüzde 33,2 büyüyerek 2,3 milyar dolarlık (yaklaşık 3 trilyon 3.377 milyar won) piyasa değerine çıktı.
Tokenize emtia pazarının toplam piyasa değeri, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 360 oranında artmış durumda. Buna karşılık tokenize hisse senedi pazarındaki büyüme oranı yüzde 42’de, tokenize fon pazarındaki büyüme ise yüzde 3,6’da kaldı. Bu fark, özellikle altın odaklı tokenize emtiaların, gerçek varlıkların ‘on-chain’ dönüşümünde ‘lider sektör’ haline geldiğini gösteriyor. Sektör yorumcuları, altın fiyatlarının tarihi zirvelere yakın seviyelerde seyretmesi nedeniyle, ‘on-chain altın’ yoluyla 24 saat işlem imkanı, küçük birimlere bölünebilme ve küresel erişim gibi avantajları kullanmak isteyen yatırımcıların çoğaldığını vurguluyor. Ayrıca düzenlemeye tabi ihraççı kurumların, kurumsal seviye on-chain altyapıyla birleşmesi sonucu, geleneksel altın ETF’leri ve fiziki altın saklama pazarındaki belli bir talebin tokenize altın piyasasına yöneldiği de ifade ediliyor.
İngiltere Bankası(Bank of England), tokenize varlıkların İngiliz sterlini cinsinden ödenmesini sağlayacak yeni bir altyapıyı test etmek için ‘Senkronizasyon Laboratuvarı(Synchronisation Lab)’ adını verdiği projeyi resmi olarak başlattı. Bankanın hedefi, mevcut gerçek zamanlı brüt ödeme sistemi RTGS’nin bir sonraki nesil altyapıya dönüştürülmesi sürecinde, merkezi banka parası ile dağıtık defter teknolojisi(DLT) tabanlı sistemler arasındaki uyumu önceden sınamak. Bankanın açıklamasına göre bu girişim, merkez bankasının yeni nesil RTGS çekirdek defteri ‘RT2’ ile harici DLT platformlarının entegre edilerek senkronize ‘teslim karşılığı ödeme(DvP)’ ve ‘para karşılığı ödeme(PvP)’ süreçlerinin test edilmesi esasına dayanıyor. Bu testler, gerçek para kullanılmadan simülasyon ortamında 6 ay süreyle yürütülecek.
Proje, 2026 baharında fiilen hayata geçmeyi hedefleyen yeni RTGS mimarisinin hazırlık sürecinin bir parçası niteliğinde. İngiltere Bankası, bu çalışma ile senkronize ödeme tasarımının uygulanabilirliğini ölçmeyi, merkez bankası parası ve tokenize varlıklar arasındaki karşılıklı çalışabilirliği değerlendirmeyi ve ileride gerçek işlemlerde kullanılacak RTGS senkronizasyon işlevlerinin tasarımına yön vermeyi amaçlıyor. İlk kez geçen yıl ekim ayında duyurulan programa, geleneksel finans altyapı sağlayıcıları, ticari bankalar, fintech şirketleri ve merkeziyetsiz teknoloji odaklı girişimler dahil 18 kurum katılıyor. Katılımcılar, tokenize menkul kıymet takası, teminat optimizasyonu, döviz ödemeleri ve dijital para ihraç senaryoları gibi çeşitli kullanım alanlarını, yine gerçek para içermeyen test ortamında deneyecek.
Danske Bank’ın kripto ETP’lerini belirli müşterilere açması, altın odaklı tokenize emtia pazarının hızla genişlemesi ve İngiltere Bankası’nın sterlin bazlı tokenize ödeme denemeleri, Avrupa ve İngiltere finans dünyasının ‘düzenlenmiş çerçeve içinde on-chain deneyleri’ hızlandırdığını gösteriyor. Avrupa Birliği’nin MiCA ve MiFID II gibi mevcut ve yeni regülasyonları sayesinde, büyük bankalar ve merkez bankaları doğrudan kripto para ve tokenize varlık altyapılarını inceleyip kademeli olarak hayata geçirebilecekleri daha net bir ortam buluyor. Ancak bu kurumların ortak vurgusu, kripto ve tokenize varlıkların hâlâ ‘yüksek yatırım riski’ taşıdığı yönünde. Yani düzenleyici belirlilik artsa da, fiyat oynaklığı ve piyasa yapısı kaynaklı riskler, nihayetinde yatırımcıların kendi sorumluluğunda kalmaya devam ediyor.
Yorum 0